Türkiye'de ölüm oranı en yüksek kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanseri konusunda Prof. Dr. Ömer Erkan Yapça uyardı. Peki rahim ağzı kanserinin belirtileri nelerdir? Tüm merak edilen soruların yanıtı haberin detayında...

RAHİM AĞZI KANSERİ NE KADAR TEHLİKELİ?

Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Erkan Yapça, rahim ağzı kanserinde erken teşhisin önemli olduğunu ve toplumumuzun bu konuda bilinçlenmesi gerektiğine vurgu yaparak, 5 yılda bir düzenli olarak yapılan Pap Smear ve HPV testi ile rahim ağzı kanserinin önüne geçileceğini söyledi.

Rahim ağzı kanseri ülkemizde ve dünyada oldukça sık rastlanan bir kanser türü olup öncül lezyonlar tespit edilmediğinde ise kişiye ölüme sürükleyen bir kanser türüdür. Özellikle kadınlarda yaygın görülen Serviks kanserinin tedavisinde en önemli olan erken teşhistir. Erken teşhiste iyileşme oranının yüzde 75 olduğu rahim ağzı kanseriyle ilgili merak ettiklerimizi Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Erkan Yapça yanıtladı.

 ‘’HER İKİ DAKİKADA BİR KADIN HAYATINI KAYBEDİYOR’’

Rahim ağzı kanserinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülme sıklığının farklılık göstereceğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Yapça, ülkemizin bu konuda gelişmiş ülkelerin standartlarını yakaladığını ancak az gelişmiş ülkelerde kanser taraması olmadığından dolayı görülme sıklığının arttığını belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Yapça, Serviks kanserinin dünyada Meme ve Akciğer kanserinden sonra görülen en ölümcül kanser türü olduğuna dikkat çekerek, ‘’Her iki dakikada bir kadın hayatını kaybediyor’’ ifadesini kullandı.

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ

Ülkemizde yumurtalık ve uterus kanserlerine göre rahim ağzı kanserinin görülme sıklığının azaldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Yapça, yapılan taramalar sayesinde Serviks kanserinin önüne geçildiğine dikkat çekti.

Erken teşhisin rahim ağzı kanserinde çok önemli bir rol üstlendiğine değinen Yrd. Doç. Dr. Yapça, ‘’Bu kanser türü önlenebilir bir tür fakat hastalar düzenli olarak Pap Smear ve HPV testlerini yapmadıkları zaman bir anda kanser olarak karşımıza çıkıyorlar ve erken teşhis yapılmadığı için kanser türü çok ilerlemiş oluyor’’ dedi.

ÇOK EŞLİLİK SERVİKS KANSERİNE DAVETİYE ÇIKARIYOR

Rahim ağzı kanseri ile ilgili açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Yapça, anormal vajinal kanama, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama, anormal vajinal akıntı ve Pelvik bölgesinde yani karın alt bölgesinde sebebi bilinmeyen ağrıların öncül lezyonlar olabileceğine dikkat çekerek, “Cinsel ilişkiye erken yaşta başlayanlar, çok eşlilik yani birden fazla partnerle ilişki yaşayanlar, çok fazla doğum yapanlar risk grubundadır” ifadesine yer verdi.

HPV VİRÜSÜ EN ÖNEMLİ ETKEN

Bu kanser türüne yol açan faktörlerden söz eden Yrd. Doç. Dr. Yapça, Serviks kanserinde en önemli faktörün HPV virüsü yani Human Papilomavirus olduğunun altını çizdi. Bu virüsün birçok kanser türünde tespit edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Yapça, “Kadınlar yüzde 80 oranda bu virüsü hayatlarının bir bölümünde vücutlarında taşır” cümlesini kullandı.

Bu virüsün yüzden fazla türü olduğuna vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Ömer Erkan Yapça HPV virüs türlerinin bazılarının kansere bazılarının ise siğile yol açabileceğini söyledi. Bu virüsün kanser türleriyle ilişkisi doğrudan ispatlandığından dolayı ülkemizde HPV taramalarının da yapılmaya başlandığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Yapça, “Sağlık Bakanlığı bu taramayı ücretsiz bir şekilde yapıyor. Eğer hastada ileri HPV virüsü çıkarsa hastalar kadın doğum doktorlarına yönlendiriliyor. Bu kanser türünde öncül lezyonlar HPV ve Pap Smear testiyle tespit edilirse kanser oluşumu önleniyor.” İfadelerine yer verdi.

 

TOPLUMUMUZ BİLİNÇLENDİRİLMELİ

Sadece rahim ağzı kanseriyle ilgili değil diğer kanser türlerinde erken teşhisin önemine vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Ömer Erkan Yapça bu tür durumlarda belirtilerin hemen kendini göstermeyeceğini ve bireylerin zamanı geldiğinde kanser taraması yaptırması gerektiğine değindi.

Toplumuzun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Yapça, KETEM’in (Kanser Eğitim Tarama Merkezi) bu konuda ücretsiz taramalar yaptığını ifade etti.

İLERİ EVREDE TEDAVİ ŞANSI YOK

Rahim ağzı kanserinin tedavi sürecinin hastanın tipine ve kanserin olduğu evreye göre değişiklik gösterdiğine değinen Yrd. Doç. Dr. Yapça, erken teşhisin tedavi süresini kısaltmada etkisi olduğuna dikkat çekerek “Erken teşhis ve diğer saydığımız Pap Smear, HPV testleri zamanında yapılırsa, erken tanı koyulursa kansere yol açan öncül lezyonlar tedavi edilebilir. Ameliyat ve radyoterapi gibi işlemlerle lezyonlar yok edilebilir. Ancak bu kanser türünde erken evre çok çabuk geçiyor, hasta erken evreyi geçirmişse ameliyat şansı kalmıyor. Radyoterapi gibi rahatlatıcı tedavi yöntemleriyle hastanın semptomları, kanamaları azaltılabilir ve kanserin ilerlemesini yavaşlatabilir” açıklamalarında bulundu.

AŞILAR ÇÖZÜM DEĞİL

Rahim ağzı kanserine çözüm olarak getirilen aşının yeterli olmayacağına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Yapça, “Bu aşılar HPV virüsünün birkaç türü için geliştirilmiş. Siğillerden sorumlu birkaç HPV tipi var. Ancak siğiller kanser değil sadece insanları rahatsız ediyor. Siğillere sebep olan birkaç tip ile rahim ağzı kanserine sebep olan birkaç HPV’yi içeriyor. Aşılar hepsine çözüm olmuyor fakat kullanılan aşılar kansere sebep olan virüslerin yüzde 70-80’ine siğillere sebep olan virüslerin yüzde 90’ına etki ediyor.” Cümlelerini kaydetti.

UTANMAK BAHANE DEĞİL

Toplumumuzda gelenek görenek, dini inançlar gereği kadınlarımızın jinekologlara gitmeye çekindiklerine değinen ve bu konuda ciddi uyarılar yapan Yrd. Doç. Dr. Yapça böyle sebeplerin bahane olmayacağını ve kadınlarımızın özellikle 40 yaş üstü kadınların gerekli testleri ve taramaları yaptırması gerektiğine vurgu yaptı.

Son Dakika Sağlık Haberleri için aşağı kaydırın.