Beslenme şekillerinin davranışları nasıl etkilediğine dair beyindeki mekanizmayla ilgili araştırmalar yapan Virginia Üniversitesi’nden Dr. Ali Deniz Güler, çalışmalarında hem metabolizma hem de uyku dengesini düzenleyen beyin ağlarını incelediğini kaydetti.

Bilim dünyasının önemli merkezlerinden Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu’nda konuşma yapan Dr. Ali Deniz Güler, beslenme şekillerinin davranışları nasıl etkilediğine dair beyindeki mekanizmalarla ilgili araştırmalarını anlattı. Current Biology Dergisi’nde yayınlanan çalışması hakkında bilgi veren Güler, beyinin sadece hareketler için değil, aynı zamanda vücuttaki metabolizmanın senkronize bir şekilde çalışması için de önemli olduğunu kaydetti.

Hayvanlara lezzetli yemekler verdiklerinde davranışlarında nasıl bir değişiklik olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını kaydeden Güler, şunları söyledi: “Uyku ve uyanma sistemini düzenleyen beyin bölgesinin, haz veren sinir sistemini bir şekilde bloke ettiğini öğrendik. Bu blokenin sebebi ise, devamlı ışık altında yaşadığımız ve sürekli lezzetli yiyecekler yediğimiz için sistem deforme olmuş durumda. Bu yüzden metabolizma gücümüzün yarısı normal işlemiyor.”

Bazı hastalıklarda oluşan ufak bir mutasyon nedeniyle beyinde hasar oluştuğunu ve bu nedenle hastanın kendini devamlı aç hissettiğini söyleyen Güler, bu kişilerin kendilerini sürekli aç hissettiği için sürekli yemek yediklerini ve kilo aldıklarını belirtti. Bu durumun genetik bir hastalık nedeniyle oluştuğunu normal şişmanlık olmadığını vurgulayan Güler, bu kişilerin genellikle morbid obez yani aşırı şişman olduklarını dile getirdi. Bu tür hastalıklarda oluşan mutasyonun, obezitenin oluşma mekanizması ile ilgili bilgi verdiğini belirten Güler, fareler üzerinde aynı mekanizmayı oluşturarak araştırmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

LEZZETLİ GIDALAR UYKU SİSTEMİNİ ETKİLEYEREK SÜREKLİ YEMEMİZE NEDEN OLUYOR

Uyku sistemini ayarlayan bölgenin, haz sistemini kuran bölgeyi devre dışı bıraktığını anlatan Güler, “Normalde insanların haz verici yiyecekleri çok fazla yememesi gerekiyor. Kalorisi yüksek olan besinler, beyinde dopamin denilen nörotransmitteri salıyor, bu da uyku sistemini ayarlayan bölgeyi devre dışı bırakıyor. Bu sistem devre dışı kalınca, kişide her zaman yeme isteği uyanıyor. Çünkü normalde o bölge öğünlerle yemeği sağlıyor, bu durum da öğün dışı yemeye neden oluyor. Lezzetli gıdalar uyku sistemini etkileyerek sürekli yememize neden oluyor.” dedi.

Normalde karaciğer ya da pankreas gibi organların birbiriyle çok iyi bir şekilde çalışması gerektiğini ancak bu nedenlerden dolayı çalışamaz hale geldiğini belirten Güler, Suprakiazmatik Nukleus adı verilen, göz sinirlerinin beyne girdiği yerin tam üzerindeki bu bölgenin biyolojik ritmi düzenlediğini belirtti. Uyku düzeninin, uyumanın dışında uyanık kalmak için de çalıştığını kaydeden Güler, biyolojik saatin, lezzetli yiyecekler yenmesiyle dopamin üzerinden dejenere olduğunu söyledi. 

BİLİMSEL OKURYAZARLIK BİLİNCİNİN OLUŞMASI ÖNEMLİ

Beyinle ilgili yayınlanan haberlerde oluşan bilgi kirliliğinin önlenmesi için önerilerde bulunan Güler, bilgi kirliliğinin her yerde olduğunu söyledi. Yapılması gerekenin toplumun bilim insanları tarafından bir şekilde eğitilmesi ve bilim dilinin öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Güler, bilimsel okuryazarlık bilincinin önemine dikkat çekti.

23 yıldır bilimsel çalışmaları ile bu duruma gelmek için çok emek verdiğini dile getiren Güler, toplumun bu bilimsel bilgiyi öğrenmek için talepte bulunmasının önemini vurguladı. Yapılan buluşların, nedenlerini, kim tarafından bulunduğunu, nasıl bulunduğunu ve bunun böyle düşünülmesinin nedeninin ne olduğunun öğrenilmesinin gerektiğini kaydeden Güler, bunun sadece söylenen bilimsel buluşlar için olmadığını, aynı zamanda doktora gitmekle de alakalı olduğunu dile getirdi.

DOKTOR HASTASINA TEDAVİ SÜRECİNİ DETAYLI ANLATMALI

Doktor hasta iletişiminin de önemini vurgulayan Güler, “Doktor bize bir şey dediği zaman söylediklerini anlamak gerekiyor. ‘Bu ilaç bu hastalığa cevap verir’ dediğinde, tamam deyip o ilacı devamlı almak bence yeterli değil. O ilacın nasıl çalıştığını hem doktorun anlayabilmesi hem de doktorun hastaya anlatabilmesi gerekiyor. Hastanın da bunu sorabilmesi önem taşıyor. “Bu gerçekten bana yardımcı olabilecek bir ilaç mı?” ve “Bu ilaç nedir?” bunun mekanizmasını detaylı şekilde anlatabilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.