Bel çevrenizi genişletip göbeğinizi büyüten sorunların başında da insülin direnci geliyor. Her dört göbeklinin üçünde insülin direnci saptanıyor. İsterseniz bu problemi bize gelen bazı sorulara da yanıt vererek daha yakından tanımaya çalışalım. İşte o sorular ve cevapları...

KİMLER RİSK ALTINDA?

Ailesinde şeker hastası olanlar, gebelik diyabeti geçirenler, hipoglisemi teşhisi olanlar, aile bireylerinde göbeklenme sorunu yaşayanlar en riskli kişilerdir. Sağlık taramalarında trigliserid yüksekliği ve/veya HDL kolesterol azlığı ve/veya ürik asit fazlalığı ve/veya tokluk şekeri yüksekliği ve/veya hbA1c fazlalığı saptananlarda da insülin direnci gelişmesi olasılığı yüksektir. Erken yaşta kalp krizi geçirenlerde, kırklı yaşlar ve öncesinde hipertansiyona yakalananlarda da insülin direnci araştırılmalıdır.

İNSÜLİN DİRENCİ BELİRTİLERİ NELER?

İlk işaretler şunlardır: Tatlı krizleri veya tutkusu, unlu, şekerli, nişastalı besinlere düşkünlük, sık acıkma, gece yemeleri, hızlı ve çabuk yemek, yemeklerden sonra uyuklama, halsizlik, yorgunluk, terleme, çarpıntı, sinirlilik, çabuk öfkelenme halleri, konsantrasyon bozulması ve unutkanlık, terleme, sabah yorgunluğu, baş ağrıları, sabahları mutsuz, keyifsiz uyanmalar, uyku apnesi ve horlama sorunu, cinsel isteksizlik, ödem, şişme...

NASIL TEŞHİS EDİLİYOR?

Teşhis için en basit yol sabah aç karna alınan kan örneğinde insülin ve şeker seviyelerini araştırmaktır. Açlık insülininin 5’ten, hele 10’dan fazla olması dikkati çekmelidir. Mümkünse tokluk şekeri ve insüline de bakmakta yarar vardır. Bu amaçla şeker yükleme testi yapılması yerine bir “insülin yemeği” ile test yemeği sonrası birinci ve ikinci saat insülin ve şeker cevaplarının ölçülmesi kafi gelecektir. Tokluk insülin cevabının 40 üniteden fazla olması ve/veya tokluk kan şekerinin çok yüksek ya da düşük olması da uyarıcı işaretlerdir.

HANGİ TESTLER YAPILMALI?

Kolesterol dengesinin (LDL, HDL), trigliserid, ürik asit, hbA1c, hs-CRP incelemelerinin de yapılması iyi olur. Bu testlere mikroalbuminüri incelemelerinin, karaciğer ultrasonografisi ve karaciğer fonksiyon testlerinin ve D vitamini seviyelerinin eklenmesi uygun olacaktır.

TEDAVİSİ VAR MI?

 İnsülin direncinin “şifa ile sonuçlandırılması” mümkün değildir ama problem “yönetilebilir” bir süreçtir. Belirli bir beslenme modelini yaşamınızın ayrılmaz bir parçası olacak şekilde uygulayabilir ve hemen her gün 35-45 dakika civarında aerobik egzersizler yapabilirseniz –örneğin toplamda her gün 7500, ortalama 10000 adım atabilirseniz- sorunu kontrol altına alabilirsiniz. Eğer direnç çok belirgin, açlık insülininiz çok yüksekse doktorunuz “metformin” isimli ilacı da kullanmanızı önerecektir. Metformin farklı yollarla insülin direncinin kırılmasına katkı sağlayan bir ilaçtır ama beslenme modelini değiştirmeden ve aktiviteyi arttırmadan yalnızca metformin kullanarak problemi yönetmek mümkün değildir. Bizim “anti insülin programımız” bu “üçlü sistemi” bir arada ve dikkatle kullanmaya, beslenme ve aktivite değişimini hastalara en iyi şekilde benimsetmeye dayanmaktadır.

EGZERSİZ YAPILMALI MI?

İnsülin direncinin gelişmesinde aktivite azlığı en az beslenme yanlışları kadar etkilidir. Bu nedenle insülin direnci olan birinin her gün en az 5000 adım atması vazgeçilmez bir kuraldır. Doğru olanı günlük adım sayısını 7500’lerde tutmak, mümkünse 10000 adımı yakalamamak olmalıdır. Yürüyüş dışında sportif aktivitelerin (tenis, bisiklet, futbol, voleybol), ağırlık direnç egzersizlerinin de ciddi faydaları vardır.

Son Dakika Sağlık Haberleri için aşağı kaydırın.