Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Oyun Teorisi

Erdal Şimşek
30 Haziran 2020 Salı 10:17

Yazının başlığı sizi yanıltmasın. Bu bir ekonomi yazısı değildir. Evet Oyun Teorisi ekonomi alanında ortaya çıktı ancak bugün neredeyse bütün sektörlerde kullanılan bir tektik ve strateji oyunudur. Teori ile ilgili kısa bir bilgilendirme, yazının sonuna dipnot olarak verilmiştir.

Oyun teorisi; bireyin başarısının, diğerlerinin seçimlerine dayalı olduğu seçimler yapması olan bazı stratejik durumların matematiksel olarak davranış biçimlerini yakalamaya çalışır.

Ekonomi alanında ortaya atılan bu teori, günümüzde diplomasi ve askeri alanda daha çok kullanılıyor.

Bugün başta Türkiye, Yunanistan olmak üzeri, Bölgemiz ve Kuzey Afrika’da yaşanan olayların temel teorisini çözmedikçe, sahadaki uygulamalar arasında enerjimizi harcar ve günün sonunda “Sıfıra sıfır, elde var sıfır” pozisyonuna düşmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Oyun Teorisi’nde taraflar, birbirlerinin zekasını kendi çıkarlarına tahvil etmeye çalışırlar. Somut bir olay üzerinden şöyle izah edeyim:

Şu anda Libya’da yaşananların tamamı Oyun Teorisi’nin en canlı örneğidir. Ve bu oyun maalesef Rusya ve ABD arasında geçiyor. Şu anda üstün görünen Amerika Birleşik Devletleri. Çünkü, Libya’da en aktif rol alan bir siyasi ve askeri güç, ABD’nin NATO’dan müttefiki.

Ve her iki taraf, Suriye’de uyguladığı vekalet savaş yönteminden istedikleri sonucu alamadıkları için Libya’da Oyun Teorisi üzerinden hesaplaşıyorlar. Bundan dolayıdır ki, Libya’da ABD ve Rusya, karşılıklı sofistike silahlarını kullanmıyor, her iki taraf ta birbirinden zeki hamleler yapıyor. Ve Etraf Diplomasisi yöntemini uyguluyorlar. (Kavram tarafımıza ait olup, ana oyuncuların müttefik ve müttefiklerin müttefikinin çıkarları ile örtüşen politik argümanlar geliştirmek.)
Oyun teorisinin cephedeki uygulamasını şöyle örneklendirirsek sanırım daha da kolay anlaşılmış olur.

Büyük bir cephe savaşında siz savaş pilotusunuz. Ve size verilen görev de bütün cephe içerisinde X özellikli düşmanı bulup imha etmek. Casuslar ve teknoloji marifeti ile imha edeceğiniz hedefin noktalaması yapılmamıştır. Size verilen bilgi, imha edeceğiniz unsurun sadece bölgesi veriliyor. Bu durumda pilot olarak siz hedefin peşine düşersiniz.

Şimdi de yerde hedefiniz olan askere bakalım. Yerdeki düşman asker, karşı tarafın, yani sizin kendisini öldürmekle görevli olduğunuzu biliyor. Siz ona havadan akın edeceksiniz. Bu askerin bulunduğu yerde 4 tane mevzi var. Ve bu asker öyle bir mevziye sığınmalı ki sizin ateşinizden kendisini koruyabilsin.

Bu durumda akla gelen, askerin en güçlü mevziiye sığınması gerekiyor. Klasik askeri savunma ve harp taktiği bunu zorunlu kılar.

Oysa, o stratejik öneme sahip olan asker, sizin aklınızı kullanarak kendi savunmasını hazırlamak zorunda, şöyle ki:
Siz gelişmiş füzelerle donanımlı bir pilot olarak ilk nereyi vuracağınızı hesap edersiniz. Haklı olarak elinizdeki sofistike füzeleri en güçlü mevzi/sığınağa atacağınızı tahmin eder. Bu çok doğru bir tahmindir. Çünkü savaş pilotu, kanadına takılı sofistike Buster Banker veya türevi füzeyi açık ve zayıf bir mevzi/sığınağa değil, en güçlü olan sığınağa göndereceğinizi bilir.

Ve burada bir risk alarak hava saldırılarından korunmak için en zayıf mevzi/sığınağa girer.

Burada eğer pilot da Oyun Teorisi kuralıyla hareket ediyorsa, riskiniz sizin hayatınıza mal olur. Ancak pilot, tek şansı olan bir savaşta Oyun Teorisi kuralını çok ama çok zor uygular.

Diyelim ki uygular. Belki ikinci belki de üçüncü sığınağı vurabilir. İşte bu safha oyunun başladığı safhadır.

Bunun adı Oyun Teorisi’dir. Bu bir kısır döngü. Kısır döngüyü kırmak için beklenmedik hamleler yapmak gerekir. Örneğin en güçlü sığınağı yok edecek seviyede gelip en güçsüze saldırmanız gibi. Bundan sonrası rakibi iyi izlemektir. Rakibin hareketlerini tahmin etmek ve şanslı olmak.

Türkiye, ABD ve Rusya'nın, Libya’da yaptığı kelimenin tam anlamıyla budur. ABD'nin buradaki en büyük amacı, zaten Suriye ile Akdeniz'e inmiş olan Rusların bir de Libya ile Akdeniz'e inmesini engellemek. Türkiye’nin de kendi başına bağımsız bir aktör olarak yer alması Oyun Teorisi’ni daha da farklılaştırıyor.

Özetlersek, Ruslar Libya'dan hem hava hem de deniz üsleri istiyor.

Ruslar Hafter'i el altından desteklese de, diplomatik kanalda tarafsızlığını korumaya çalışıyor görüntüsü veriyor.

Böylece 'önceden' kazanmakta olan tarafı el altından desteklerken, bir yandan da ters bir durum için diplomatik kanalları yokluyor. Ruslar oyunu en iyi bilenlerin başında geliyor. Tabi burada Yeni Türkiye’nin de hakkını teslim etmek lazım. 2014’ten beri BAE, Mısır’ı yedeğine alarak Libya’da kendince oyun kurmaya çalıştı. Türkiye hep bekler görüntüsü verdi. Ve Oyun Teorisi’ni bugüne kadar Libya’da en iyi uygulayan ülke oldu. Yumruğunu ısırarak bekledi ve her şey bitti derken, uluslararası hukuka uygun bir şekilde oyunun başrol oyuncusu olduğunu ilan etti. Ruslar burada kelimenin tam anlamı ile ters köşeye yattılar. Hafter'e açık destek verirlerse ABD Trablus'un yanında konuşlanır. Ruslar Trablus'a açık destek verirlerse ABD Hafter'in yanında konuşlanır.

İşte yukarıda verdiğim o sığınak örneğinde olduğu gibi. İki taraf da tam anlamıyla açık destek vermekten kaçınıyor ve diplomatik kanalları yokluyor.

Ancak ABD'nin Ruslardan önce kime destek verdiğinin önemi yok. İkili arasındaki oyun da burada başlıyor. Düşmanlık gütmemek adına, ABD'nin açık destek verdiği bir taraf olursa Ruslar da o tarafa açık destek verir ve ABD'nin başarısına ortak olur. Masada da karşı tarafa kapalı desteğini kullanır.

O yüzden burada önemli olan şey ilk desteği ABD'nin vermemesi. Bu sebepten ABD geri kalıyor ve her iki tarafla da eşit olmaya çalışırken, diğer büyük Oyun Teorisi uygulayıcısı olan Türkiye’ye NATO üzerinden her türlü askeri istihbarat ve açıktan da diplomatik destek veriyor. Ara sıra diplomatik kanallarla zıt taraflara farklı zamanlarda destek vererek Rusların tepkisin ölçüyor.

Mısır'ın ilan etmeye çalıştığı ateşkes için Mısır'a "Sen değil BM ilan eder, oraya git." derken; Türkiye için de "Yaptığın deniz anlaşması kötü ve kalitesiz" diye tepki gösteriyor. Ruslara bir pozisyon tutma zorunluluğu dayatıyor. Ancak Ruslar ustaca savıyor bu hamleleri.

Bu arada Fransa da oyuna dahil olmak istiyor ama henüz yürümeyi beceremeyen çocuk misali Maraton’a katılmak istiyor.

Buradaki oyun teorisine göre, beklenmedik hamleyi ABD yapmalı. Ancak tek atımlık bir kurşunu olacak. Dolayısıyla bu hamleyi yaparken öyle bir konjonktür kurmalı ki Ruslar yanına gelip başarıya ortak olamamalı.

Bu konjonktürü yaratmanın tek yolu oyuna yeni ülkeler dahil etmek ve Libya'daki kamplaşmayı arttırarak, Rusya karşı tarafındayken, ABD kendi tarafında Rus tarafını ezecek bir güç bulundurmak zorunda kalıyor. Bu yüzden Türkiye’nin yanında olduğu mesajını arada verme ihtiyacını hissediyor.

Tabii burada Ruslar cesur davranırlarsa onlar da beklenmedik hamleyi yapabilirler. Onların beklenmedik hamlesi ise Trablus'a açık destek vermek veya Fransa’yı yanına almak olabilir. (Bu satırlar yazıldığında Fransa çark etmeye başladı)  Ya da Hafter'i koltuğundan indirip LNA'nın çehresini değiştirerek LNA ve GNA'yı birbirine kırdırtmayı denemek de olabilir.

İkinci seçenek en mantıklı seçenek gibi duruyor. Ruslar eğer cüretkâr hareket ederlerse bu hamleyi onlardan görmemiz mümkündür. Gelelim bu oyun teorisine göre ABD'nin beklenmedik hamlesine.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, tıpkı sığınak örneği gibi, tıpkı bir boksörün zayıf yumruklarla rakibi denemesi gibi; ABD çeşitli açıklamalarıyla Rusları 'alenen' taraf seçmeye zorluyor. Beklenmedik hamlesi ise bunu yapmamak. Rusları taraf seçmeye zorlamamak.

Peki bu nasıl olacak?

ABD, Ruslarla kendi yüzleşmek yerine kamplaşmayı arttırarak Libya'daki gerilimi yükseltecek. Fransızlar, Yunanlar, İtalyanlar ve Mısırlılar oyuna daha çok dahil olacak.

Ancak burada Türkiye’nin pozisyonu ve duruşu, hem Rusların bu hamlesini hem de ABD’nin AFRICOM üzerinden Libya’ya konmasını engelleme kapasitesine sahip.

Bunu yapmanın tek yolu da Türkiye'nin bölgedeki gerilimi arttırması yani Sirte ve Cufra'yı alması. Eğer bu olursa; bu saydığım ülkeler oyuna daha çok girecekler ve ABD yerine Rusya'yı onlar seçim yapmaya zorlayacaklar.

Dolayısıyla buradan varılacak sonuç, ABD'nin, Türkiye'nin Sirte ve Cufra'ya yapacağı herhangi bir operasyona en fazla 'kınıyoruz” diyeceklerdir.

Şu anda ne Rusya ne Amerika, hangi sığınağı vuracağını bilmiyor. Çünkü, ortada üçüncü bir oyuncu var. Bu oyuncuda hep sürpriz yapmayı seven bir ülke. Yani Türkiye. Tıpkı bir zamanlar, Avrupa kupalarında olduğu gibi, 89 dakika kendi aleyhine giden maçı son dakikada lehine çevirdiği günlerdeki gibi, son iki yıldır Akdeniz’de son dakika sürprizi yaparak bütün oyunları bozup kendi lehine çevirmeyi başarıyor.

İşte bu yüzdendir ki hem Rus Hem de ABD tarafı hangi sığınağı vuracağını bilemiyor.

Sonuç itibarıyla şunu efade edebiliriz:

ABD ve Rusya birbirlerinin yumruklarını ısırıp kim pes edecek diye bekliyorlar. İlk pes eden ilk beklenmedik hamleyi yapıp riski alandır.

NOT: Teorinin pratik uygulaması konusunda @bureauofeconomy nin örneklendirilmesinden faydalanılmıştır.

 
 

OYUN TEORİSİ NEDİR?

Oyun teorisi veya Oyun kuramı, istatistik, sosyal bilimler, biyoloji, mühendislik, siyasi bilimler, bilgisayar bilimleri (temel olarak yapay zekâ çalışmaları üzerinde) kullanılan meşhur teoridir.

Oyun teorisi, bireyin başarısının diğerlerinin seçimlerine dayalı olduğu seçimler yapması olan bazı stratejik durumların matematiksel olarak davranış biçimlerini yakalamaya çalışır.

Karar verenlerin diğer düşüncelerle uyumlu ya da rekabet halinde olduğu sosyal durumları modelleyen bir yaklaşım olması bu kuramın en temel özelliğidir. Daha öncesinde bazı gelişmeler olmuşsa da, oyun kuramı, 1944 yılında çıkan John von Neumann ve Oskar Morgenstern tarafından yazılmış olan Theory of Games and Economic Behavior (Oyunların ve Ekonomik Davranışın Kuramı) adlı kitapla başlamıştır. Bu kuram 1950'lerde birçok akademisyen tarafından geliştirilmiştir. Benzer gelişmeler 1930'lara kadar gitmekte idiyse de, 1970'lerde açıktan biyolojiye uygulanmıştır. Birçok alanda önemli bir araç olarak kabul edilmiştir. Ekonomide sekiz oyun kuramcısı Nobel Ödülü almıştır ve John Maynard Smith biyolojideki uygulaması için Crafoord Ödülüne layık görülmüştür.

 

Erdal Şimşek

Birleşik Arap Emirlikleri Tarihi Karanlık Noktalarla Dolu

Tuğçe Arıbaş

Altın Kelebek Ödüllerinde Fark Edilmeyerek Rezil Eden O Detay

Ahmet Tezcan

Bağa Girdim Bağ Budanmış Bağa Kimler Dadanmış

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Biyo-Beyin Mühendisliği ve Nano-Nöro-Mühendislik!

Halit Emre Aydın

Baba, Oğul, Dede