MİT, 15 Temmuz Darbe Girişimini Nasıl Öne Aldırdı

Hasan Mesut Önder
10 Ağustos 2020 Pazartesi 13:03

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun köşesinde zikrettiği; “MİT'i, 15 Temmuz'a giden süreçteki muhtelif toplantıları zamanında ve yeterince fark edememesinin yanında, darbe teşebbüsünün öne alınmasını ve sekteye uğratılmasını sağlayan çabasıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor.” ifadesi izaha muhtaç bir husustur. Bu ifadeler, MİT’in Fethullahçı Terör Örgütü içindeki bazı dinamikleri harekete geçirebilecek kadar örgüt içinde yapılandığı şeklinde okunabileceği gibi, muhalefetin sıklıkla dile getirdiği kontrollü darbe şeklinde de yorumlamak mümkün. Bu nedenle bu ifadeleri teknik olarak açmak gerekir.

İstihbarat örgütleri, devlet için risk oluşturmasa bile her örgütlü oluşumu, bilgi almak, kontrol etmek ve yönlendirmek maksadı ile izler. 40 yıldır Türkiye’de çeşitli servislerin desteği ile örgütlenen bir yapılanmayı izlememesi veya hulul etmemesi neredeyse imkansızdır. Ancak istihbarat örgütleri siyasi bir talimat yoksa örgütleri sadece pasif bir şekilde izlemek zorundadır, içlerinde yapılanır ama operasyonel adım atmaz. Bir istihbarat servisi, bir örgütün içinde yüzde 30’a varacak derecede yapılanmışsa, örgütü yönlendirme ve kontrol etme becerisine sahip olur. Bu süreçten sonra, örgüt, dolaylı olarak servisin kontrolünde olur. Servisler bu düzeyde bir sızma başarısı elde ettiğinde iki handikapla karşı karşıya kalır. Birincisi, kendi elemanlarının örgüt içindeki varlığını korumak için bu elemanlarının yapacağı eylemleri engellememe yoluna gidebilir. Çünkü olası bir müdahalede, örgüt sızıntının kaynağını bulabilir ve eleman ağı deşifre olur. İkincisi ise kontrol altına alınan örgütün nasıl tasfiye edileceği ile ilgili bir siyasi perspektif yoksa, servisler, örgüt içindeki yapılanmasını korumak için reaktif tutum takınmak zorunda kalır…

Ancak operasyonel müdahale ile bir örgüt mekanizması dağıtılacaksa, ön alıcı müdahaleler de yapılır. Bunun kararı da siyasi karar alıcılar tarafından verilmektedir. Fethullahçı Terör Örgütü’ne nasıl müdahale edilmiş olabileceği hususuna gelecek olursak, MİT muhtemelen, örgütün kurmay kadrosu ile tabanı arasındaki ilişkiyi kuran ara kademe içinde etkili bir şekilde yapılanmış demektir. Bu yapılanma ile komuta kademesinden gelen talimatları dikkat çekmeyecek bir şekilde engellemiş, darbe organizasyonunun kalbine hançer sokmuş olabilir. Ancak bu darbe organizasyonun komuta kademesini kontrol eden yabancı servisler, muhtemel sızmayı fark edip, MİT’in daha fazla yapılanıp bütün organizasyonu dağıtmasını engellemek için darbe planını öne çekmiş olabilirler. Okan Müderrisoğlu’nun bu ifadesi, bir bilgiye dayanarak yapılmış bir değerlendirme ise ancak bu şekilde olmuş olabilir. Birden çok servisin cirit attığı bir örgütün komuta kademesinin içine sızma, ev sahibi ülkenin istihbarat örgütünü zor duruma düşürebilir. Daha somutlaştıracak olursak; darbenin planlamasını yapan çekirdek kadronun içinde CIA, MI6, MOSSAD, BND’nin yapılandığını düşünün…

MİT’in bu yapılanma içine bir kaynak vasıtası ile sızması durumunda, diğer dört servis MİT’in bu darbe çalışmalarının farkında olduğunu tespit eder ve kontrolü kaptırmamak için önemli elemanlarını operasyondan çekip süreci ateşler, darbe sonrasında da kontrollü darbe tartışmalarını dolaşıma sokar. Adil Öksüz ile ilgili dolaşıma sokulan bilgiler, CHP liderinin kontrollü darbe söylemleri bu minvalde okunabilir. 

MİT’in onca hatalarına rağmen 40 yıldır ülke içinde cirit atan ve devletin içine çöreklenmiş Fethullahçı Terör Örgütü içinde yapılanmadığını, bütün süreçlere seyirci kaldığını düşünmek saflık olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu örgütle mücadelede kararlılığını ortaya koyduktan sonra MİT operatif mahiyette müdahalelerde bulunmuş, ara kadrolar içinde ciddi şekilde yapılanmış; ama tam komuta kademesine hulul edecekken, rakip servisler süreci erkene çekmek zorunda kalmışlardır. MİT ön alıcı müdahale yapamadan süreç başlatılmış, toplum ve devlet önleyici müdahalesini 15 Temmuz akşamı sahada göstermiştir. FETÖ, din motifi içinde, birden çok istihbarat servisinin casusluk örgütüdür. CIA‘in bir kanadının bu darbe girişimin arkasında olduğunu bilmeyen yok; ama MOSSAD ve MI6’nın bu darbe girişiminin neresinde oldukları sorusunu sormamız gerekiyor.

Dört servise karşı MİT yine de oldukça başarılı bir sınav verdi; eksiklikler ise toplumun ve siyasetin önleyici müdahalesi ile tamamlanmış oldu. Darbe öncesinde, gazetecilerin yazdığı darbe beklentisi ile ilgili makaleler ve TV programlarında yapılan tartışmaların hepsinin, bu darbenin bilindiğini ve darbeci kadroları baskı altına almak, elemanların çözülmesini sağlamak ve angaje edilebilmesi için MİT tarafından yürütülen psikolojik harekat olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Öne alma tartışmalarına bir de bu gözle bakın derim…

Hasan Birgül

Putin’in Gizli Aşçıları

Hasan Mesut Önder

Kontrespiyonaj Hikayesi: Avcı İken Av Olmak

Ahmet Tezcan

Alın Size Pazar Yazısı

Erdal Şimşek

Uçak Gemisi Nasıl Batırılır?

Celal Arslan

Enflasyon ve Ekonomik Büyüme

Talha Arslan

Fenerbahçe’den Çok Önemli 3 Puan