Çağatay Ulusoy, Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuştu. Ayşe Arman, röportajın yarısını 2 Aralık'ta okurlarıyla paylaşmıştı. Diğer yarısını ise bugün kaleme aldı. İşte Çağatay Ulusoy'un oyunculuk serüvenini anlatan o röportaj...

Düşünerek konuşuyor. Sakin, çok sakin. 28 yaş enerjisinden ziyade daha ağır başlı bir insan enerjisi var. Ne hissettiğini anlamanız pek mümkün değil. Yüzüne yansımıyor. Bu tespitlerimi söyleyince gülüyor, “Zaten benim ruhum yaşlı!” diyor.

Yakında onu ‘Hakan: Muhafız’ olarak Netflix’te izleyeceğiz. Sadece biz değil, bütün dünya izleyecek. Bu kadar yabancı hayranı olduğunu bilmiyordum. Sosyal medyada röportajı ve fotoğrafları paylaşınca dünyanın her yerinden, Paraguay’dan, Arjantin’den, İspanya’dan, Meksika’dan, Rusya’dan “Çağataaaaaay!” çığlıkları yükseldi.

Ve röportajın alıntıladığım bölümlerini İngilizce’ye çevirmem istendi. Oysa dünya benim pek umurumda değil. Yarı Hindistan’da yaşamama rağmen bugüne kadar hiç İngilizce paylaşım yapmamıştım. O kadar baskı oldu ki İngilizce’ye çevirmek zorunda kaldım. Dünyanın dört bir yanındaki Çağatay fanları okudu ve mutlu oldu. 

Bütün fotoğrafları paylaşmamı istediler, ilgi öyle böyle değil yani. İnşallah dizisi tutar, Netflix’in ilk Türk dizisi de tüm dünyada izlenir. Bize yarar. Çünkü başrol aynı zamanda İstanbul! Müthiş İstanbul görüntüleri var. Pazar başlayan röportaj bugün de devam ediyor...

HAMİŞ: Ailesi göçmen. Doğaya meraklı. Ben pazar günkü röportajda ‘Bulgar ataları’ diye yazmışım, özür dilerim, dalgınlığıma gelmiş, tabii ki ‘Bulgaristan’daki Türk ataları’ demek istedim..

çağatay ulusoy ayşe arman ile ilgili görsel sonucu

Orman Fakültesi mezunusun. Özel bir sebebi var mı?

Doğa sevgisi. Toprakla uğraşmayı seviyorum. Beni sakinleştiriyor. Lisede de ziraat ve peyzaj okudum zaten. Bitki çoğaltma filan bayıldığım işler. Zekeriyaköy’deki evimde de sürekli toprakla haşır neşirim. Çimleri biçiyorum. Odun kesiyorum. Ormana gidiyorum. Ok atıyorum...

Niye ok atar bir insan?

(Gülüyor) Bir hedefin var ve onu vuruyorsun. Bir de benim genlerimde var. Atalarım, büyük dedelerim hep avcıymış Bulgaristan’da. O yüzden kanımda var benim, ok atayım, at bineyim, balık tutayım, odun keseyim...

Balığı nerede tutuyorsun?

Her yerde. Karadeniz’de tutuyorum, Boğaz’da tutuyorum. Göllere gidiyorum. 50-60 tane göl var Zekeriyaköy çevresinde. Terkos barajı var, oraya çok gidiyorum.

Balığı sevgilinle mi tutuyorsun yoksa bir erkek grubuyla mı?

Genelde böyle şeyleri ya yalnız ya da erkek muhabbetinde yapmayı tercih ediyorum.

Bir kadın için sıkıcı ve tahammül edilmez olabilirsin sen!

Evet. Doğru tespit. Çok sıkıcı bir hayatım var! ‘Mandıra Filozofu’nu hatırlıyor musunuz, aynen öyle bir tipim!

Resim ve müzik kabiliyetin kimden miras?

Amcam ve babam çok iyi resim yapar. Bir eğitimim yok, tamamen doğuştan. Karakalemde iyiyim. Ödüllerim var. Yağlı boyada da denemelerim var. Bir de çocukluğumdan beri gitar çalıyorum. 16 yaşında aldım gitarımı, Bodrum’da çalışmaya gittim...

Nerede çalıştın?

Ayvalık tostçusunda garsonluk yaptım. Kendi paramı kendi kazanayım, hayatın içine atılayım istedim. Önce Antalya’ya gittim, plajlarda şezlong mezlong taşıyayım diye. Çok sıcak geldi, oradan Bodrum’a geçtim. Ayvalık tostçusuna girdim. 5 garson aynı evde kalıyorduk. Bir gün kendi kendime gitar çalıyordum. Mekân sahibi duydu ve dedi ki “Ya sen niye garsonluk yapıyorsun! Sen gel müzik yap!” Sonra o yaz hep gitar çaldım ve epey iyi para kazandım. Hatta “Ben acaba müzikte mi devam etsem?” diye düşündüm. İstanbul’da davetlerde canlı müzikler yaptım...

DELİRDİĞİM, ÇOK ZORLANDIĞIM ZAMANLAR OLDU'

Ben doğru mu anlıyorum: 16 yaşında tostçusun, 17’de davetlerde canlı müzik yapıyorsun, 18’inde Best Model’sin. 28 yaşında Neftlix’in dizisinde oynuyorsun. Ve bunları dünyanın en normal şeyi gibi anlatıyorsun! 8-10 yıl içinde ulaştığın yer sence çok acayip değil mi?

Çok da kolay gelmedim bu noktaya! Delirdiğim, çok zorlandığım dönemler de oldu... Çok iyi bir oyuncu değilim henüz. Kendimi beğenmiyorum bir oyuncu olarak. Sürekli gelişmeye, öğrenmeye ve işimi daha iyi yapmaya çalışıyorum. İyi seçimler yaptım bugüne kadar. İyi adımlar attım. Geldiğim nokta bunun sonucu...

ANNEM VE BABAM İPLİK FABRİKASINDA TANIŞIP ÂŞIK OLMUŞLAR'

Göçmen bir anne babanın çocuğusun, nasıl tanışmışlar?

Babam Bulgaristan Türklerinden. 10 yaşında Türkiye’ye gelmiş. Annem de Boşnak, Bosna Hersek göçmeni. Aynı iş yerinde çalışıyorlarmış. Âşık olmuşlar birbirlerine...

Nerede çalışıyorlarmış?

Sancak Tül iplik fabrikasında. Annem sekretermiş. Babam da torna tesviyedeymiş...

Siz kaç çocuksunuz?

Bir ufak kardeşim var, Londra’da okuyor şu anda...

Sen mi destek oluyorsun?

Evet.

AİLEM KÖYDE YAŞIYOR'

Bütün aileye mi?

Oluyorum tabii. Ama zaten ailem çok mütevazı yaşadığı için ve kendi emekli maaşları olduğu için özel bir şey yapmamı gerektirecek bir durum yok. Köyde yaşıyorlar ve çok mutlular...

Son Dakika Magazin Haberleri için aşağı kaydırın.