Tezhip Sanatı Nedir? Tezhip Hangi Osmanlı Padişahı Döneminde Altın Çağını Yaşamıştır?

Kökenleri oldukça eskiye dayanan Geleneksel Türk İslam sanatlarından "tezhip" ile ilgili tüm merak edilenleri sizler için derledik.

Tezhip Sanatı Nedir? Tezhip Hangi Osmanlı Padişahı Döneminde Altın Çağını Yaşamıştır?

Tezhip Sanatı Nedir?

Türk süsleme sanatlarından tezhip, kelimesinin anlamı "altınla süslemek"tir. Tezhip yapan sanatçıya "müzehhib" tezhiplenmiş esere de "müzehheb" adı verilir.

Padişahlara, vezirlere, devlet büyüklerine, tanınmış kişilere sunulan ya da özel kitaplar için hazırlanan her çeşit yazma kitap, özellikle şiir kitaplarını tezhiplemek eski bir uygulamadır. Ama tezhip en çok Kuran-ı Kerim'lerin ilk ve son sayfalarında, surelerin baş taraflarında kullanılmıştır. Bazen tezhiplenmiş başka kitaplarda satır aralarına, sayfa kenarlarıyla köşelerine, şiir kitaplarında mısra ya da beyit aralarına da tezhip yapılır. Kuran-ı Kerim'de ayetleri ayırmak için nokta yerine geçen küçük yıldız ve çiçek biçimindeki örgeler de tezhiple yapılır. Bunların geometrik biçimli olanları mücevher nokta, altı köşelileri şeşhane nokta, beş yaprağı andıran beş köşelileri pençberg, üç köşelileri de seberg adıyla anılır. Kuran-ı Kerim okunurken durulacak ya da secde edilecek ayetleri belirtmek için, ayet hizalarına konan gül biçimli süs de tezhibin ana örgelerindendir. Bunun da vakıf, secde, hizib, aşir, sure ve cüz gülü gibi çeşitleri vardır.

TARİHİ

Tezhip sanatının kökenleri oldukça eskiye dayanır. Orta Asya’dan, özellikle de Uygurlardan bu yana gelişerek günümüze ulaştığı bilinmektedir.

12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklu Devleti eserlerinde karşılaştığımız tezhip sanatının Anadolu’daki gelişimine ilk ve en önemli katkıyı Selçuklu vermiştir. Öyle ki Konya’da saraya bağlı müzehhiblerin hazırladığı eserler ‘Konya stili‘ üslubunun ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Tezhip sanatının Anadolu’daki ilk evresinde geometrik motifler kullanılmıştır ve Selçuklu döneminde rastlanan eserlerin en belirgin tarzı, kelime anlamı itibariyle eğri motifler anlamına gelen münhanilerdir. Selçuklu döneminde gelişimini devam ettiren tezhip sanatının ilk büyük atılımı; 15. yy.’ın ilk yarısında Fatih Sultan Mehmed idaresinde olmuştur. Herat ve Şiraz üsluplarının etkin olarak kullanıldığı bu dönemde ekol olarak nitelendirilebilecek eserler üretilmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı’da ilk resmi nakkaşhane Topkapı Sarayı’nda açılmıştır. Fatih’in sarayındaki nakışhanenin baş nakkaşı Özbek asıllı Baba Nakkaş, tezhip sanatına o dönem damga vuran isimlerden biri olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır.


Tezhip sanatının gelişimi II. Bayezid döneminde de devam etmiş ve bu durumun iki nedeni, İran ve Tebriz’den gelerek saraydaki müzehhipler arasına katılan sanatkarlar ve başta Şeyh Hamdullah gibi Türk hat sanatına yön veren isimlerin yetişebileceği ortamların mevcudiyetidir.

Yavuz Sultan Selim’in 1514’de Tebriz’e düzenlediği seferle paralel olarak bölgedeki sanatçıların İstanbul’a gelmesi ve birçok farklı tarzın da harmanlanması ile ortaya çıkan yeni ortam, tezhip sanatı başta olmak üzere Osmanlı’da sanatın gelişimine büyük katkı sağlamış ve yeni boyutlar kazanmasına yardımcı olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi ise her bakımdan tezhib sanatının zirveye ulaştığı ve olgunluğa eriştiği çağdır. Bu dönemde tezhip sanatında kullanılan malzemelerin tedariki kolaylaşmış, tezhipte renk, motif, desen çeşitliliği artmıştır. Lacivert rengi bu dönemde sıklıkla kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde sarayın dışında da birçok yerde nakkaşhaneler açılmış ve tezhib sanatı klasik prensipler içerisinde icra edilmeye devam edilmiştir.

Fatih ile başlayan ve Yavuz ile devam eden gelişim ortamı Kanuni Sultan Süleyman döneminde ivmelenmiş ve bu dönemde klasik motiflerin yanı sıra dönemin en önemli müzehhibi ‘Kara Memi‘ tarafından bitkisel motifler kullanılmıştır.

17. yy.’da klasik üslubun kullanımına devam edilmesine karşın Sultan Ahmed dönemine kadar duraklamaya giren tezhip sanatı, Sultan Ahmed ile tekrar canlanmış ve gelişimine önceki dönemlere kıyasla daha düşük bir ivmelenme ile olsa da devam etmiştir.

18. yüzyılda Lale Devri ile birlikte Batı etkisi Osmanlı kültürü ve sanatı üzerinde etkili olmaya başladığından, tezhip sanatında Batılı motiflerden etkilenen yeni desen ve motifler ortaya çıkmıştır. Tezhip sanatında bu dönem Rokoko dönemi olarak adlandırılır. 19. Ve 20. Yüzyıllarda tezhip sanatı unutulmaya yüz tutmuştur. Matbaanın yaygınlaşması ve el yazması kitapların azalması tezhip sanatının öneminin azalmasında etkili olmuştur. Ancak 20. Yüzyılda ünlü Türk yazar, şair, doktor profesör Süheyl Ünver sayesinde unutulan tezhip sanatı tüm yönleriyle ilmi anlamda tekrar ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde halen birçok alanda tezhip bir süsleme sanatı olarak kullanılmaktadır.



TEZHİP NASIL YAPILIR?

Tezhip sanatçısının herhangi bir teknik işlem yapmadan önce hayal gücü, kültürel birikimi ve dünya görüşünü harmanlayarak ortaya bir motif koymalıdır. Tezhibin özünü oluşturan ve eserin kıymetini belirlerken dikkate alınan önemli noktalardan birini oluşturan bu motif, tezhip edilecek nesne üzerine işlenirken birçok farklı teknik kullanılabilir.

Tezhip sanatında temel olarak kullanılan malzeme altın veya boyadır. Altın madde, dövülerek incecik bir tabaka haline getirilir. Sanatta varak olarak kullanılmak üzere hazırlanır. Altın, varak suyun içerisinde ezilerek jelâtin malzeme ile karıştırılır. Böylece karışım belli bir kıvama gelir. Boyalarsa genelde toprak boya olanlardan seçilir. Günümüzde ise sentetik boyalar daha sık kullanılmaktadır.

İLİşKİLİ HABERLER

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

EN ÇOK OKUNANLAR