Osmanlı'da Vakıf Sistemi Nedir?

Osmanlıda vakıf anlayışı tüm Müslümanlar tarafından oldukça önemliydi. Vakıflar, malların insanın özel mülkiyetinden çıkartılarak Allah’a adanarak tüm insanların faydalanabileceği şekilde kullanılabilmesini sağlayan kurumlardır.

Osmanlı'da Vakıf Sistemi Nedir?

Osmanlı'da Vakıf Sistemi Nedir?

Osmanlı vakıf sistemi nedir, öncelikle vakıf sisteminde temel iki kural bulunmaktadır.

  • Vakıf edilen şey, bir mal olmalıdır.
  • Vakıf edilen mal insanların direkt faydasına yarayacak mallar olması gerekmektedir. Vakıf edilen mallar artık özel mülkiyet olmamaktadır. Allah’a ait sayılmaya başlanır ve bu şekilde vakıf edilmiş olur.
  • Vakıflar bir mal bağışlandıktan sonra insanlar tarafından kullanıldığı sürece ortadan kaldırılıp iptal edilemez. Kaldırılabilmesi için öncelikle kullanım amacının da sona ermiş olması, yani artık gerek olmadığına karar verilmiş olması gerekmektedir.
  • Tamamen insanların faydalanabileceği şekilde kullanılabilecek vakıflar kurulmaktadır. Fayda sağlanamayacak vakıfların kurulmasına izin verilmemekteydi.
  • Osmanlı'da vakıf sistemi nedir sorusunun cevabı olarak, vakıflar Osmanlı devletinde yardım amaçlı kurulmuş yapılardı. Okuldan sağlığa, sosyal yardımdan barınmaya, dini işlerden bayındırlığa, birçok yardım vakıflar tarafından gerçekleştirilmekteydi.
  • Ülkeye yapılacak olan yollar, hastaneler, hanlar, hamamlar ve çeşmeler her zaman vakıflar tarafından yapılmaktaydı.
  • Osmanlı devletinde her mahallede bir vakıf bulunurdu ve gerekli olan tüm işler bu vakıflar tarafından görülürdü. Çok sayıda vakıf kurulmuş olmasından dolayı Osmanlı Devleti vakıflar konusunda oldukça gelişmişti. Dolayısıyla vakıf kültürünün en kurumsallaşmış hali Osmanlı Devletinde görülmekteydi. Vakıf sisteminin en gelişmiş hali Osmanlı Devletinde görülmüştür.
  • Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) hadislerinden dayanak alınmış olduğu için çok önem verilmiştir.

Osmanlı'da Vakıf Sisteminin çeşitleri nelerdi?

Osmanlı'da vakıf sistemi nedir sorusun cevabı olarak, iki tür vakıftan söz edilebilmektedir.

  • Asl-ı Vakıf: Asıl vakıf denilen vakıf türüdür. Diğer vakıf türü olan Müessesat-ı Hayriye yani hayır kurumlarının ekonomisini yürütmektedir. Yani hanlar, hamamlar, yollar, çarşılar vb vakıflar için kullanılan parayı yönetmektedir.
  • Müessesat-ı Hayriye; hayır kurumlarının kendileridir. Eğitim amaçlı, barınma amaçlı, din amaçlı kullanılan hayır kurumlarının genel adıdır. Vakıf ne için hizmet verecekse o amaçla kurulan ve varlığını sürdüren kurumların genel adıdır.

Asl-ı vakıflar hem taşınabilen hem taşınamayan mülkiyetlerden oluşmaktaydı. Aslında vakıflar tamamen taşınamaz mallardan oluşması gerekmekteydi ancak Osmanlı yönetimi bu şekilde taşınabilir malların da vakıf olarak addedilmesine izin vermiştir. Asıl vakıflara oldukça büyük yatırımlar yapılmaktaydı ve bununla ilgili iş alanları da bulunmaktaydı. Vakıfların içerisinde en büyük pay her zaman tarım arazilerinin olmuştur.

Şehzadeler, sultanlar, vezirler oldukça fazla sayıda vakıf yaptırmışlardır. Ayrıca oldukça fazla sayıda askeri birlikler tarafından da yaptırılmış vakıflar bulunmaktaydı. Fakat oldukça küçük bir kısmı ise reaya denilen kişilerindi.

Vakıflar Osmanlı devletinde kendine özgü bir yönetim anlayışına sahipti. Özerk bir yönetim anlayışına benzer bir yönetim sistemi ile yönetilmekteydi. Ancak kadılar tarafından denetlenen vakıflar Evkaf Nezaretleri kurulana kadar kendi kendilerini yönetmişlerdir.

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

EN ÇOK OKUNANLAR