Okçuluk tarihi üzerinde araştırmaları ve eserleri olan Abdurrahman et-Taberî'ye göre  insanlığın var olduğu günden bu yana oku ilk kullanan insan Hz. Adem'dir. Tarih gösteriyorki en eski zamanlardan beri ok atma sanatında en usta örnekleri Arap yerlileri gösteriyor. Türk Devletlerinde ise okçuluk Kahramanlık yolunda ilerlenebilecek en önemli vasıtadır. Türkler hemen hemen her savaşlarında göstermiş oldukları ok kullanma maharetleriyle bir çok düşmanlarını yenmeyi başarmıştır. Türklerin at üzerinde ok kullanma başarıları batılı devletleride çok etkilemiş. Zodyakta bulunan yay burcu, yay geren at adam şeklinde gösterilmesi buradan kaynaklanıyor.

Tarih kitapları, Sultan Gazneli Mevdud'un savaşlarda hep altun ok kullandığını ve yaraladığı kişinin tedâvi masrafları, öldürdüğü kişinin de cenâze masrafları için böyle yaptığını yazmaktadır. Okçular orduların öncü birliklerini oluşturmaktadırlar. Savaşta ilk olarak okçuların birlikte attıkları okların uğultu sesleri duyulmaya başlarmış. Tarihte büyük ve kalabalık savaşlara karşı ok ve yay, savaşı kazanmada en önemli araçlardandır.

Osmanlıcada keman, yayanlamına gelirken keş kelimesi ise çeken çeken anlamına gelmektedir. Kemankeş ise Osmanlı'da, yayçeken anlamında okçulara verilen isidir. Çile'nin anlamı yaya bağlanan ip demek. Kepaze ise okçu olmak isteyenlerin bin gün gibi bir zamanda kaslarını güçlendirmek amacıyla oksuz olarak bo boş çekilen yayın ismidir. Ok atmaya yaramadığı ve boş boş sadece çekildiği için 'Kepaze Olmak' deyimine anlam kazandırmıştır.