MEHMET BİLÂL  KİMDİR ?

15 Mayıs 1962’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Stuttgart Üniversitesi’nde Almanca ve Politika dersleri aldı. 1980’li yıllarda ilk öyküleri yayımlanmaya başladı. Uzun yıllar reklam yazarlığı ve yaratıcı yönetmen olarak çalıştı.

Çeşitli basın yayın organları ve internet ortamlarında sinema, müzik ve edebiyat üzerine yazan Mehmet Bilâl, Aliye, Rüya Gibi, Binbir Gece, Sessiz Fırtına, Güldünya ve Aşk ve Ceza adlı televizyon dizilerinin senaryo ekibinde yer aldı.

Murathan Mungan’ın projesi Müslüm Gürses Aşk Tesadüfleri Sever albümü için Bir Ömür Yetmez, Rüya Gibi dizisi için Koyu Kara Kapkara, Sessiz Fırtına dizisi için Gidemezsin ve Binbir Gece dizisi için Nenni Bebek adlı şarkıların sözlerini yazdı.

İlk romanı Üçüncü Tekil Şahıs 2003’te, ikinci romanı Adresinde Bulunamadı 2005’te, öykü kitabı Üvey 2010’da yayımlandı. Türk pop müziği üstüne yazılarını derlediği Türk Hafif Yazıları adlı deneme kitabı 2007’de www.altkitap.com sitesinde okurla buluştu.

Üvey adlı öyküsü “Step-son” adıyla Akashic Books’un Istanbul Noir ve Oxygen Books’un “city-pick Istanbul” seçkilerinde, Bağımlı adlı öyküsü Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle Kadınlar Arasında kitabında, Form adlı öyküsü Ayşe Akaltun’un Erkekler seçkisinde yer aldı.

Osmanlı’da Bir Vampir serisinin ilki Béla ve devamı niteliğindeki Günah aynı anda NotaBene yayınevi aracılığıyla okurların huzurunda…

Béla - Osmanlı’da Bir Vampir, erken yaşta hayatını kaybeden bütün rock starlar gibi 27 yaşında kalbi duran ve yaşlı bir vampir tarafından dönüştürülen bir gencin 1800’ler İstanbulu’nda geceyi, meyhaneleri ve köçekleri keşfini anlatıyor, gönül düşürdüğü firari bir yeniçerinin peşinde sürüklenmesini anlatıyor.



Günah - Osmanlı’da Bir Vampir, bedeniyle ölümsüzleşen ve sonsuz yaşamla cezalandırılan Béla’nın bir kez daha insanca yaşamanın cazibesine kapılmasını anlatıyor. Ancak havası, suyu, toprağı bir kez daha korku ve nefretle zehirlenen İstanbul’da, gözü dönmüş iktidar heveslileri, gücünü ölçüsüz ve haysiyetsizce kullananlar sadece Béla’yı ve sevdiklerini değil, tüm bir şehri hedef haline getiriyor. Bu kirli savaşla baş etmek, bunca şiddetin önünde durmak büyük fedakârlıklar gerektirecek, herkes kendi payına düşen bedeli ödeyecektir.