Hilafet Tahtının Sultanı: Yavuz Sultan Selim

Hilafet tahtının sultanı, Mekke ve Medine'nin koruyucusu; Yavuz Sultan Selim... 50 senelik ömründe İslam dünyasını tek bir çatı altında toplanmasına öncülük eden Yavuz Sultan Selim, sekiz yıldan fazla süren yönetim sürecinde Osmanlı tarihi için dönüm noktası olan gelişmelere imza attı.

Hilafet Tahtının Sultanı: Yavuz Sultan Selim

Hilafet Tahtının Sultanı: Yavuz Sultan Selim

10 Ekim 1470'te dünyaya gelen Yavuz Sultan Selim, Osmanlı tarihi için büyük öneme sahip. 8 seneden fazla süren yönetimi süresince Osmanlı'da dönüm noktası olan gelişmelere imza attı.

YAVUZ SULTAN SELİM KİMDİR?

Babası II. Bayezid'in sancak beyi olan Sultan Selim, babasının bulunduğu Amasya'da dünyaya geldi. Sultan Selim, küçük yaşlarında birçok laladan eğitim aldı.

Babasının tahta çıkmasından sonra Şehzade Selim, 1487-1510 yılları arasında Trabzon sancak beyliği yaptı. Şehzade Selim'in Trabzon'daki idarecilik yılları ona ilerideki saltanatı için çok iyi bir tecrübe kazandırdı.

Buradayken özellikle Gürcü prensliklerinin ve Osmanlı Devleti için büyük bir siyasi-dini mesele oluşturacak olan Şah İsmail'in faaliyetleri başta olmak üzere, sınır boylarındaki gelişmeleri dikkatle takip etti.

Annesi Ayşe Hatun 1506'da vefat edene kadar onun yanında bulunurken, oğlu Süleyman da 1494'te Trabzon'da dünyaya geldi. Yine burada doğan Şehzade Salih 1499'da ve Kamerşah Sultan ise 1503'te küçük yaşta vefat etti.

Şehzade Selim, Sultan II. Bayezid'in kendisi ve Korkut yerine kardeşi Ahmed'i tahta geçirmeye hazırlandığını öğrenince babasına sert ifadelere yer verdiği bir mektup kaleme aldı.

Babasının hastalığının artması ve divandaki vezirlerin çoğunun onun aleyhinde bulunarak padişahı Ahmed lehine teşvik etmesi üzerine o da önce oğlu Süleyman'ın yanına Kefe'ye ardından 3 bin kişiyle babasının yanına Edirne'ye gitti.

İSTANBUL'DAN AYRILIŞI

Hayatı zorlu mücadele ve seferlerle geçen Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Doğu seferi için İstanbul'dan ayrıldı.

Sünni Memlük sultanının Safevilerle beraber hareket ettiğini öğrenerek Malatya'dan Halep'e doğru ilerlemeye başladı. 24 Ağustos'ta Mercidabık Ovası'nda gerçekleşen savaşta Memlük ordusunu dağıttı. Daha sonra Mısır seferine karar veren Yavuz Sultan Selim'in ordusu önce Şam'ı ardından Kudüs'ü ele geçirdi.

9 Ocak tarihine gelindiğinde Gazze'den Mısır'a doğru yola çıkan Yavuz Sultan Selim ve ordusu, zorlu çöl yolculuğunun ardından 22 Ocak'ta Ridaniye'de yeniden toparlanan Memlük ordusunu bozguna uğrattı.

15 Şubat'ta görkemli bir törenle Kahire'ye girdi ve Kasr-ı Yusuf'ta Mısır tahtına oturdu.

İSTANBUL'A GERİ DÖNDÜ

Şam'a vardığında Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin mezarını buldurarak buraya bir türbe, yanına da bir cami ve tekke inşa ettirdi. Yavuz Sultan Selim, iki yıl bir ay süren seferin ardından 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a geri döndü.

22 EYLÜL'DE VEFAT ETTİ

Sultan Selim, İstanbul'da çıkan veba salgını sonrası 18 Temmuz 1519'da Edirne'ye gitti. Sırtında çıkan bir büyük ur yüzünden Çorlu'dan ileri gidemedi.

Hekimlerin müdahalesine rağmen hastalığı zamanla ağırlaştı ve iki ay kadar burada tedavi gördükten sonra 21-22 Eylül 1520'de sabaha karşı hayatını kaybetti. Yavuz Sultan Selim'in vefatı oğlu Süleyman'ın Manisa'dan İstanbul'a gelişine kadar gizli tutuldu.

1 Ekim'de İstanbul'a getirilen naaşı oğlu ve devlet adamları tarafından şehir girişinde karşılanarak Fatih Camii'ne indirildi. Burada kılınan namazdan sonra bugünkü türbesinin bulunduğu Mirza Sarayı'na defnedildi.

Vefat ettiği ilk dönem üzerine geçici olarak bir çadır kuruldu. Ardından oğlu Süleyman tarafından buraya bir türbe ve Sultan Selim Camii ile külliye yaptırıldı.

OSMANLI İÇİN DÖNÜM NOKTASI

Yavuz Sultan Selim'in 8 seneden fazla süren saltanatı, Osmanlı tarihi için bir dönüm noktası kabul edildi. Özellikle Doğu meselelerini ele alışı ve bunlara kesin çözüm bulma çabaları ilgi çeken noktalardandı.

Safevi tehdidini önlemesi ve onlara karşı ileride Osmanlı dini düşüncesinin sınırlarını tayin edecek derecede Sünni anlayışı öne çıkarması aynı zamanda siyasal ve sosyal hayatta da önemli bir dönüşümün habercisi olarak kabul edildi.

Yavuz Sultan Selim'in İslam dünyası üzerinde bütünleştirici bir lider sıfatını haiz olması 'hilafet tahtının sultanı' şeklinde anılmasına sebep oldu.

Resmi belgelerde ise Mekke ve Medine'nin koruyucusu anlamına gelen 'Hadimü'l-Haremeyn' unvanıyla anılıyordu.

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR