KKTC'de Yeni Dönem ve Türkiye'nin Çizeceği Strateji

Adem Kılıç
20 Ekim 2020 Salı 13:45

Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ile birlikte KKTC'nin bekası ve kalkınmasına dair yeni bir döneme girildi. 50 yılı aşkın zamandır Güney Kıbrıs ile devam eden beyhude müzakerelerin nihai sonuca evrileceği bir süreç de artık başlamış oldu.

 

Bu seçimle Kıbrıs Türklerinin; birçok AB ülkesinin ve Yunanistan'ın istediği gibi sözde federasyon adı altında ve Rum esaretinde, ikinci sınıf, azınlık bir toplum haline getirilmesinin önüne geçildi. Güney Kıbrıs'ın AB üyesi olmasından sonra büyük ölçüde batı etkisinde kalmış olan toplumun, kendi kimliğini, siyasi ve ekonomik özgürlüğünü kaybetme tehlikesi de bertaraf edilmiş oldu.

 

Aslında Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin etki alanından çıkartılarak etnik bir azınlık durumuna getirilmesi ve ardından da Türkiye'den koparılması herhalde bir çok AB ülkesinin, Yunanistan'ın ve Rumların en büyük hayalidir. Bu hayallerine ulaşmalarına ise aslına bakarsanız ramak kalmıştı Sadece yüzde 3'lük bir oy farkı...

 

Yunanistan'ın Megalo İdea hedefinin maddelerine baktığımızda bazı gerçekleri daha iyi görebiliriz.Makalenin ana konusu olmadığı için sadece bilgi olarak sizlere hatırlatmak istiyorum.

 

Ege adalarının Yunanistan'a ilhakı,
Oniki adaların Yunanistan'a ilhakı,
Girit adasının Yunanistan'a ilhakı,
Batı Anadolu'nun Yunanistan'a ilhakı,                                                                                                                Kıbrıs Adasının Yunanistan'a ilhakı,

Rum Pontus Devletinin kurulması ve İstanbul'un geri alınarak, Bizans İmparatorluğunun yeniden kurulması…

Bu maddelere baktığımızda aslında nasıl bir sınırdan döndüğümüzü çok daha iyi anlamış olmamız gerekiyor. Özellikle Kıbrıs Adası'nın stratejik önemini de göz önüne aldığımızda...

TÜRKİYE YENİ BİR YOL HARİTASI İLE HAREKET ETMELİDİR!

 

KKTC’nin siyasi ve jeopolitik varlığı bugünkü konjonktürde daha da hayati bir hale gelmiştir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki rezerv gerçeğinden sonra Mavi Vatan'ın güvenliği için KKTC, Türkiye için olmazsa olmaz konumdadır. Buna birde Doğu Akdeniz'de hergün askeri varlığını güçlendiren Yunanistan, Fransa, ABD gibi ülkeleri eklediğimizde KKTC'nin bir üs olarak da önemini anlamış oluruz.

 

Türkiye artık bu zor seçim sürecinden sonra KKTC politikasını gözden geçirmeli ve yeni bir yol haritası çizmelidir. Zira; Mustafa Akıncı gibi aleni bir şekilde "toprak vereceğim" diyen bir aday seçimlerde yüzde 48 oy almıştır. Bu bir bakıma görmezden gelemeyeceğimiz bir sorunun kanıtı niteliğindedir.

 

"Sizi biz kurtardık" bakış açısı artık gerçekten "yavru vatan" anlayışına dönüşmelidir. Sanayileşme ve ekonomik gelişmeler anlamında daha büyük adımlar atılmalıdır. Bu destekler özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde hızlanmıştır. Katlanarak devam etmeli ve Tatar öncülüğünde yatırımlar ve sonucunda gelecek olan yükseliş KKTC halkına çok iyi anlatılmalıdır.

 

Diğer taraftan Türkiye artık KKTC'yi tamamen uydu bir üs haline getirmelidir. Kalıcı olarak geniş kapsamlı ve operasyonel olacak şekilde hem hava hem de deniz üssü inşa etmelidir. Garantör ülke olarak bu hakların tamamına zaten sahiptir. Belki; Rusya'dan aldığımız S-400 savunma sisteminin, hem Akkuyu Nükleer Santralini hem Doğu Akdeniz’i hem de KKTC'yi menzil içine alacak şekilde yerleştirilmesi sağlanabilir.

 

EŞİT ŞARTLARDA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM!

 

50 yılı aşkın zamandır Güney Kıbrıs ile devam eden beyhude müzakere süreci artık nihayete erdirilmeli ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın seçim sürecinde söylediği; "Kıbrıs’ta artık egemen eşitliğe dayalı 2 devletli çözüm" için politika üretilmeli ve adımlar atılmalıdır.

 

Bugüne kadar Kıbrıs görüşmelerinde "uzlaşmaz taraf olmamak", "AB ile ters düşmemek" ve "Karabağ" gibi sorunlar yüzünden KKTC'nin tanınmamasına dair hassasiyet süreci artık rafa kaldırılmalıdır. Fransa gibi ülkelerin "Karabağ'ı tanıma" adımları artık uluslararası medyada ayyuka çıkmış hatta geçtiğimiz günlerde yasa teklifi olarak Fransa'da alt meclise sunulmuştur.

 

Azerbaycan KKTC’yi tanırsa "Karabağ'ın bağımsızlığı tanınır.", Türki devletlerin "Dünya ile ilişkisi bozulur." vb kaygılar bir kenara bırakmalı ve Türk Dünyası artık kulaklarını tıkayarak KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak tanımalıdır. Azerbaycan'ın Karabağ isgaline son vermeye başladığı çatışmalardan sonra Türk devletlerinin hızla KKTC’yi tanıma süreci hızlandırılmalıdır.

 

Türkiye; Rusya, İran ve Çin gibi ülkelerin KKTC ile ilişkilerini geliştirilmek için adımlar atmalıdır. Artık Kıbrıslı Türkler ve KKTC, ana vatan Türkiye ile birlikte egemen, bağımsız ve müreffeh bir devlet olarak uluslararası arenada yer almalıdır.

 

 

Adem KILIÇ

Siyaset Bilimci / Yazar

 
 
Adem Kılıç

Tam Bağımsızlığa Evrilen Süreçte Son Viraj!

Tuğçe Arıbaş

La Casa de Papel'e Türk Oyuncu Damga Vuracak!

Hasan Birgül

Transatlantik İlişkilerin Tarihi ve Geleceği

Talha Arslan

Lider Fenerbahçe

Hasan Mesut Önder

Özel Operasyonlar ve Suikastlar

Erdal Şimşek

Siz Hiç Sevdiğinizi Toprağa Gömdünüz mü?