16 Temmuz 2018
  • Istanbul 26°
  • Ankara 22°
  • Izmir 29°
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
BIST89.898
Dolar4,8448
Euro5,6556
Altın193,587

Hareket Zorunluluktur

Hasan Sarı
05 Ocak 2018 Cuma 12:27

Hareket etmeyen insan özgür değildir.

Kişi kendini hareketten alıkoyan her şeyin esiridir. Çünkü insanın mesuliyetleri vardır: Annedir, babadır, öğretmendir, mühendistir, şairdir, yazardır, tezgâhtardır, çaycıdır… Biz de mesuliyetleri her ne olursa olsun bir insanı hareketleriyle biliriz, öyle tanırız.

Söz ile ifade edilmek istenen her benzetme eksiktir: Tarih, felsefe, edebiyat… Bütün bunları tam eden unsur harekettir. Tarihimizde, felsefemizde ve edebiyatımızda hareket varsa bir medeniyet ve kültür olarak özgürlüğümüzden bahsedebiliriz.

Hareket eden insan iz bırakır.

Fikir adamlarına bakalım: Onlar şuurlarını hayalleriyle açıp hareketle doldurdular. İrade ve benliklerini hareketleriyle inşa ettiler. Canlarından vazgeçtiler ama hareketlerinden asla vazgeçmediler. Örneğin Necip Fazıl Kısakürek’e bakalım. Yetmiş dokuz yıllık ömrünü hareket bakımından daha sade yaşasaydı bugün geride bıraktığı izlerinin yani eserlerinin yine aynı tesiri olur muydu?  Çile’de yer alan şiirlerinin kaçını bugün edebiyat dergileri basmak için sıraya girerdi. Ya da “Kaldırımlar” şiirini kaç kişi, içinde damla damla biriken bir korkuyla okuyup, sonunda şairin dediği gibi, ‘Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta’ diyerek hareketin ıstırabında kendini özgür hissetmezdi? İnsanın sözünü de özünü de kıymetli kılan hareketleridir.

Hareket eden insan kendini bilir.

Ziya Paşa, ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i aklın eserinde’ diyerek insanın ortaya koyduğu çabaya dikkat çeker. Duygularını bilmeyen, tanımayan ve onlarla karşılaştığında önceki haline ters davranan kişi hareketten yoksundur. Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Şehitlerine şiirini Çanakkale Cephesine gitmeden yazmıştı ama ömrünü milletinin istiklal ve istikbali için hem fiili hem de fikri cehpeye adamıştı. Yani tam olarak özgürlüğün hareketini gerçekleştirmişti.

Hareket eden insan hakikatte vardır.

Descartes ‘Düşünüyorum o halde varım’ diyerek, insanı tanımladı. Düşünme eylemi insanı tek başına kavrayamaz. Hatta düşünmeyi de bir hareket olarak ele alırsak düşünceyi ortaya çıkaran gücü yine harekette buluruz. İnsan, hareketleriyle mesulu olduğu varlığını gerçekleştirir.

Yaşadığımız günlerde neredeyse hareketten çok konuşma kuşatmış bizleri. Adeta entelektüelizm  kuru yorumlardan oluşmakta. Bir de kendi mesuliyetinin zorunlu hareketlerini gerçekleştirmeyenlerin başkaları hakkında konuşmalarını dinliyoruz. Kişi, sözünün geçmesini istiyorsa sözünün eri olmasını bilmelidir.

Acaba bizi zorunlu olan hareketten ne alıkoydu?

Hayal kuramadık. Hayal kurmak çocuklukta başlar ve hareket devam ettikçe yani ölüm gelmedikçe devam eder. Bizler daha çocukken kurmamız gereken büyük hayalleri ilerleyen yaşlarımızda düşünmeye başladık. Böylece hareketi olmayan düşüncelerin ancak konuşanları olduk. Şimdilerde çok büyük sözler etsek de o sözleri taşıyacak hareket zeminlerimiz sağlam değil.

Bunu daha iyi görmek ve anlamak için bir önerim olacak. Oyuncak müzelerini gezelim. Ben burada Antalya, Kepez’de, Kepez Belediye Başkanı Av. Hakan Tütüncü tarafından kurulan ‘Anadolu Oyuncak Müzesini’ öneriyorum. Hatta müzeye yolu düşenler fırsatını bulursa müzeyi Başkan Tütüncü rehberliğinde gezsinler. Müzeyi gezdikten sonra hareketten neden yoksun kaldığımızı bir parça daha kavrayabiliriz.

Yüz yıl evvel Anadolu’da çocukların oynadığı tahta oyuncaklar ile bugün gelişmiş ülkelerin çocuklarının oynadığı uzay gemileri ve robot oyuncaklarını kıyaslayınca neden hayal kuramadığımızı anlayabiliriz. Böylece de neden hareket edemediğimizi idrak etmiş oluruz.

Yüzyıllık hareketsizliğin özgürlüğümüzü nasıl elimizden aldığını da görürüz. Bu yüzden bugünlerde yedi düvel karşısında hayalleriyle geleceğe doğru hareket eden Türkiye’nin nasıl bir özgürlük mücadelesi verdiğini daha iyi anlayabiliriz.

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.