TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin (MAKÜ) 2018-2019 yılı akademik yıl açılışı ve fahri doktora payesi tevcihi ve Diş Hekimliği Fakültesi temel atma törenine katıldı. Binalı Yıldırım burada açıklamalar yaptı.

Yıldırım'ın Açıklamasından Satır Başları:

"Türkiye genelinde üniversitelerde yaklaşık 7,5 milyon genç eğitim görüyor. İlk, orta ve liseyle nüfusun üçte biri öğrencidir, 25 milyona varan bir nüfus. Bu 25 milyon, 143 ülkenin nüfusundan daha fazla öğrenci var. Bizi dünyada iddialı hale getiren bu genç ve dinamik nüfusumuzdur. Gençlik gelecek, enerji, ümit demektir. MAKÜ’de bilim, kültür, sanat, edebiyata yaptığı katkılarla gençlerin en fazla tercih ettiği üniversiteler arasında yer almıştır. MAKÜ hayvancılık alanında pilot uygulamaların yapıldığı üniversitelerden biridir. 
Mehmet Akif’in 100 yıl önce Anadolu’yu işgal etmeye çalışan çakal sürüsüne karşı milli uyanışı sağlamak için köy köy dolaşan bir dava adamı olduğunu dile getiren Yıldırım, “Gençler çok çalışmalı ve öğrenim gördüğü alanda en iyisi olmalı. Akif onların öyle olmasını isterdi. Bu üniversitenin bu ismin altında ezilmemek için tarihe, kültüre, sanata, bilime yaptığı katkılarla büyüdüğünü görüyoruz” .

''Dünyada ilk üniversitenin Tunus’ta kurulduğunu aktaran Yıldırım, ”Bologna’daki üniversite 1088 yılında kurulmuştur. Batılılar dünyada ilk üniversiteyi kendilerinin kurduğunu iddia ederler. Batı böyledir, kendilerine yegane olduğunu düşünürler, tarihi, sanatı hep kendileriyle başlatırlar. Bilimsel bütün teoriler onlara aittir. Tarihte, hakikatte onların dediği gibi değildir. Akıl ve bilimden uzaklaşan her devlet tarih kitaplarının konusu olmaktan kurtulamazlar. Bugün Osmanlı'nın yerinde yükselen 25 devletin topraklarına gidin Abdülhamit’in izlerini görürsünüz”.

''ECDADIMIZDAN BİZE GURURLA ANLATACAĞIMIZ BİR MEDENİYETE, TARİHE SAHİBİZ

“Geçmiş dönüp yaşayacağımız dönem değildir. Geçmiş bir tecrübe kapısıdır. Osmanlı Devleti geçmişimiz, Türkiye Cumhuriyeti geleceğimizdir. Utanılacak bir geçmişimiz tarihte yoktur. Ecdadımızdan bize gururla anlatacağımız bir medeniyete, tarihe sahibiz. Onları hayırla yad ederiz. Mehmet Akif’in bile unutturulmaya çalışıldığı hicranlı dönemden geçildi. Manevi değerlerimiz horlandı, hakir görüldü. Milletimiz, geçmişinden uzaklaştırılmak istendi. Kendi ülkesine, medeniyetine yabancı olan insanlar her dönem mutlaka olmuştur, mutlaka olacaktır. Vatanımızı bölmek, milleti parçalamak isteyenlere karşı daima uyanık olmak mecburiyetindeyiz”.

''ALTYAPI GELİŞMİŞLİĞİNDE 9. SIRADAYIZ''

“Bu zaman içinde ve sonraki yıllarda sürekli gelişerek dünyanın en büyük ekonomisi olmayı arzu ediyoruz. Geçtiğimiz 16 yıla dönüp baktığımızda Türkiye’nin nereden nereye geldiğini görmek çokta zor değil. 12 yılda görev yaptığım ulaşım ve haberleşme sektörüne göz atarsak ne demek istediğim kolay anlaşılacaktır. 2002 yılında Türkiye, ulaşım ve iletişim alt yapısı bakımından gelişmişlik sıralamasında dünyada 39. sıradaydı. Görevi bıraktığım 2016 yılı itibariyle Türkiye’nin alt yapı gelişmişlikte sırası 9 oldu. Dünyanın alt yapısı gelişmiş 9. ülkesiyiz, bunlar 12 yıl içinde oldu. Bunu anlamak için Türkiye’yi dolaşmaya gerek yok, Burdur'a baksanız bile göreceksiniz”.

''SAVUNMADA YÜZDE 67 YERLİLİK ORANINA ULAŞTIK''

“Kimsenin bizi tehdit edememesi için çok çalışmalıyız. Savunmamızı yerli ve milli silahlarla yapmalıyız. Yüzde 67 yerlilik oranına ulaştık. Hedef bu konuda kendi kendimize yeter hale gelmek. Günümüzde bilimde, teknolojide öncü isimler yetiştirmeyi arzu ediyoruz. Güç tank top tüfek silahta değil, bugün güç bilgiye hakim olandadır. Bilgiye hakim olan bir adım önde gidiyor. Gelecek bilgiyle kurgulanıyor. Sadece devletin değil şahısların da hedefi olması gerekir”.

Üniversitenin Rektörü Prof Dr. Adem Korkmaz ise şu açıklamayı yaptı;

 “Bilgiye sahip olan güce, ekonomiye, bir otoriteye ve yetkiye sahip oluyor. Üniversiteler bilginin üretildiği, dönüştürüldüğü, öğretildiği yerdir. En önemli misyon ise o bilginin toplumun hizmetine sunulmasıdır. Üniversitenin toplumla, sektörle işbirliği yapması gerekir. Bu noktada fazla ortaklarımız yok. Yerele odaklanıp, kendimizi uluslararası vizyondan da mahrum bırakmamalıyız. Bilime, teknolojiye önem verenler bir adım öne geçiyor. Teknolojiyi sadece alıp kullanmak yetmez, üretmenin yanında onun sahibi de olmamız gerekir. Tüketici olursak, kalırsak başkalarının tasarladığı hayatı yaşarız. Yazılım, donanım, üretim gibi her aşamada mührümüzü vurmamız gerekir. Bilgi ve teknolojiyi kendimiz üretmeli ve sahibi biz olmalıyız. Kendimizi sürekli yenilmeliyiz”.

Son Dakika Gündem Haberleri için aşağı kaydırın.