Karabağ Süreci Nereye Evrilir?

Siyaset bilimci yazar Adem Kılıç, Azerbaycan ve Ermenistan ordularının Karadağ'da ve Tovuz'da sıcak çatışmaya girmesini ve bölgede yaşananların lperde arkasını haber365 için değerlendirdi.

Karabağ Süreci Nereye Evrilir?

Türkiye hatta dünya; Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye gibi gelişmelere tam anlamı odaklanmışken bir anda Azerbaycan ve Ermenistan arasında Karabağ üzerinden yaşanan çatışmalar gündemin merkezine oturdu ve bölgesel savaş senaryolarına yeni bir denklem daha eklenmiş oldu.

21 Eylül'de Ermenistan'ın Tovuz bölgesindeki ateşkesi ihlal ederek, bir Azerbaycan askerini şehit etmesi ile fitili ateşlenen çatışmalar topyekün bir savaşa evrilme aşamasına doğru ilerliyor. Son gelişmeleri değerlendirmeden önce ise kısaca Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sürecin nasıl bu hale geldiğine anlamak gerekiyor.

Azerbaycan ve Ermenistan neden çatışıyor?

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunlar aslında uzun bir geçmişe dayanıyor. SSCB'nin dağılmasından sonra Ermenistan'ın 1991 yılından bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Dağlık Karabağ bölgesi de bağımsızlık ilan etmek istedi.Zira bölgede yaşayan ermeni nüfusun bağımsızlık ilan ederek Ermenistan'a katılmak istedikleri aşikardı. Bu süreçte Karabağ bölgesinden Rusya'nın da desteği ile yaklaşık 1 milyon Azerbaycanlı vatandaş başka bölgelere sürüldü.

Bu gelişmeden sonra Karabağ sorunu da başlamış oldu ve iki ülke arasında sınır bölgesindeki topraklarda hemen hemen her dönem çeşitli çatışmalar ve restleşmeler yaşandı.

Bu duruma en büyük örnek ise şüphesiz ki tarihe kara bir leke olarak geçen Hocalı katliamıdır. Ermeni vahşetinin en büyük örneği olan Hocalı katliamı; 26 Şubat 1992 yılında Karabağ'ın Hocalı kentinde gerçekleşti. Katliamda resmi kayıtlara göre 33 çocuk, 106'sı kadın toplam 335 kişi katledildi.

Sözde “Büyük Ermenistan” hedefi ile, Ermenistan tarafından işgal edilen Karabağ bölgesi resmi olarak Azerbaycan toprakları olarak görülmektedir. Zira; BM Güvenlik Konseyi, Hocalı katliamından yaklaşık 1 yol sonra; Karabağ sorunu hakkında 31 Temmuz 1993 tarih ve 853 sayılı bir karar alarak Karabağ'ın Azerbaycan'a ait olduğunu ve Ermeni kuvvetlerinin işgal ettikleri toprakları derhal terk etmeleri gerektiğini resmi olarak deglare etmiştir.

Fakat; uluslararası kararlar bariz bir şekilde ortada olmasına rağmen, Ermenistan işgalci anlayışından vazgeçmemektedir. Ve bölgedeki hukuksuz varlığını ve tacizci anlayışını sürdürmektedir.

Peki gelinen noktada çatışmalar neden tekrar alevlendi?

Aslında bu sorunun birden fazla cevabı var. Zira; Karabağ özellikle de Tovuz bölgesi birçok stratejik öneme sahip. Ermenistan bu bölgeyi Dağlık Karabağ'a alternatif olarak ikinci bir cephe olarak düşünmektedir.

Coğrafi olarak baktığımızda; bölgenin dağlık yapısı, hudut gerisinden diğer ülke topraklarına ve askeri üslerine saldırıları kolaylaştırmaktadır. Bu durum, burayı ısrarla ele geçirmek isteyen Ermenistan'ın "Büyük Ermenistan" hayali ile bir sonraki aşamada Azerbaycan topraklarına karşı neler planladığını ortaya koymaktadır.

Diğer bir neden ise, bölgenin Ortadoğu ve Orta Asya'nın petrolünü Avrupa'ya taşıyan yeni “İpek yolu” olarak görülmesidir. Bölge bir çok petrol rezervine ve doğalgaz boru hatlarına ev sahipliği yapıyor olmasıdır.

Stratejik olarak bu kadar önemli bir noktada, söz sahibi olmak isteyen güçler, 'Büyük Ermenistan' hayallerini de kullanarak Ermenistan'ı öne sürmüşlerdir. Diğer yandan Türkiye'nin olayların büyümesi halinde müdahil olacağını bilen aynı güçler D.Akdeniz ve Suriye'de Türkiye'yi yavaşlatmak için burayı yeni bir cephe olarak da görmektedir.

Çatışmalar nereye evrilir?

Son günlerde yaşanan çatışmaların bu noktaya nasıl geldiğini ve stratejik sebeplerini kısaca özetledikten sonra halihazırdaki durumun nereye evrileceğini değerlendirmek için yapılan açıklamalara ve uluslararası normlara bakmak gerekiyor.

Öncelikle resmi olarak olmasa da literatürde Türkiye Azerbaycan ile olan ilişkileri ve dostluğu nedeni ile bir bakıma garantör ülke statüsündedir. Aynı durum Ermenistan ve Rusya arasında da geçerlidir. Rusya ve Ermenistan’ın ortak üye olduğu 'Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü' bu garantörlüğü net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Zira; 28 Eylül itibari ile çatışmalarda büyük kayıplar veren Ermenistan bu anlaşma gereği Rusya'dan yardım talep etme girişiminde bulunmuş fakat 'Çatışmaların Ermenistan topraklarında yaşanmıyor olması' gerekçesi ile Rusya tarafından kabul görmemiştir.

Aslında bu gelişme başka türlü de okunabilir. Rusya açıkca savaşın Erivan'a sıçraması halinde müdahil olabileceğini ve Ermenistan'a yardım edebileceğini dile getirmiştir denebilir.

Azerbaycan için bölgedeki diğer bir risk ise şüphesiz ki İran'dır. Ermenistan 10 Temmuz 2020'de kabul ettiği yeni 'Ermenistan Milli Güvenlik Doktrini'nde' İran'ı 'en iyi dost' olarak nitelemiştir.

Azerbaycan nüfusunun yaklaşık% 97'si Müslüman, Müslümanların % 85'i Şii ve% 15'i Sünni'dir. Azerbaycan dünyadaki tüm ülkeler arasın en yüksek ikinci Şii Müslüman yüzdesine sahiptir.

İran süreçte tarafsız olduğunu deglare etmekle birlikte açık bir şekilde Ermenistan'ı desteklemektedir. Peki Şii nufusana önderlik etmeye çalışan İran neden bu kadar Şii nüfusuna sahip olan Azerbaycan'ı değil de Ermenistan'ı desteklemektedir?

Çünkü; bölgesel raporlara da yansıyan bilgilere göre; Azerbaycan'da Türkiye boyutuna odaklanan ve Şii boyutunu marjinalleştirerek Türk milliyetçiliğinin üst kimlik olması, İran'a göre büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

Azerbaycan ordusunun ve teknolojisinin Rusya yada İran ile çatışmaya girecek kadar güçlü olmadığı aşikardır. Fakat Ermenistan'a karşı çok daha büyük bir güç olduğu da ortadadır.

Topluluklara bakacak olursak; NATO, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Ermenistan’ın üye olduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) sıcak çatışmalardan duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise saldırılarından dolayı Ermenistan’ı kınadı ve Azerbaycan’a destek verdi.

Süreç nereye evrilir?

Azerbaycan için, işgal altındaki Karabağ topraklarını kurtarmak ve çatışmaların anakaralara taşınmasını önlemek ilk hedef olmalıdır. Çünkü Erivan'a sıçrayacak herhangi bir çatışma yukarıda açıkladığım sebepler nedeni ile 3. ülkelerin de sürece direkt müdahil olmasının önünü açacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Ermenistan’ın saldırılarını en üst düzeyden kınamaları ve işgalci Ermenistan Devletini uluslararası hukuka uymaya, işgal ettiği toprakları terk etmeye davet etmeleri son derece önemlidir.

Türkiye'nin özellikle Azerbaycan’ın topraklarını kurtarmak için "Azerbaycan nasıl isterse Türkiye o şekilde yanlarında olacaktır" şeklindeki sert ifadeleri bir sonraki aşamada dengeleri değiştirecek kritik bir açıklama olarak görülmelidir.

Çünkü; Azerbaycan ile Ermenistan arasında başlayabilecek büyük çaplı bir savaş zaten bölgesel sorunlara büyük enerji harcayan Türkiye, Rusya, İran gibi ülkelerin enerjisini daha da tüketebilir. Bu durum ise şüphesiz ABD'nin işine yarayacaktır. Türkiye bu açıklama ile gerekirse bunu göze alabileceğini söylemiş ve bölge ülkelerine gereken mesajı net bir şekilde vermiştir.

Adem KILIÇ

Yazar / Siyaset Bilimci

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR