İçerisinde Aysel Tuğluk'un da yer aldığı başvurucuların terörist başı Öcalan ile konuştuktan sonra gerçekleştirdikleri basın toplantıların Öcalan'ın savunmasına ve adaletin yürütülmesine yönelik kamuoyunu bilgilendirme amacına ilişkin olmadığı kararına varan AİHM, bunların Öcalan'ın, PKK'nın izlemesi gereken stratejiyle alakalı değerlendirmeleri olduğunu sonucuna ulaştı.

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Mart 2002 tarihinde terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapan Aysel Tuğluk, İrfan Dündar, Doğan Erbaş, Hatice Korkut, Aydın Oruç, Mahmut Şakar ve Türkan Aslan'ın içerisinde yer aldığı avukatların görevlerini kötüye kullanarak Öcalan'ın talimatlarını ilettikleri, bunları basın yoluyla duyuyarak elebaşının sözcülüğünü gerçekleştirdiği nedeni ile iddianame hazırladı.

AİHM, 1,5 yıl süreyle geçici olarak uygulanan yasaklama kararının güdülen meşru amaçla eş değer olduğunu ileri sürdü. Bu tedbirin başvurucuların Öcalan dışındaki müvekkilleriyle olan profesyonel yaşamlarına negatif bir etkisi olmadığına vurgu yapan AİHM, uygulanan yaptırımın başvurucuların mesleki kurallara aykırı hareketlerine ölçülü bir yanıt olduğunu öne çıkararak, şikayetlerin AİHS'in 10. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu neticesine ulaştı.

AİHM, yasaklamaya yönelik takip edilen usullerin adil ve çelişmeli yargılama ilkesine uygun olduğunu belirledi. Mahkeme, iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması sebebi ile başvuruyu kabul edilemez buldu.

Son Dakika Günem Haberleri için aşağı kaydırın.