Yerel seçim yaklaşıyor. Belediyeleri, belediye başkanlarını ve partileri ne gibi sonuçların beklediğini ön görmek zor değil. Öngörülenden yola çıkıldığında mecliste grubu bulunan partileri çok sağlıklı sonuçların beklemediği de ortada. ‘’ Biz nerede yanlış yapıyoruz’’ diye düşünmeleri için geç kalınmış bir vakit. Ancak sonuçların umut verici hale dönüştürülmesi içinde çalışmalara hız verilmesi gerekiyor.

Genel seçimlerde partiler, yürüttüğü siyasal iletişim kampanyalarındaki başarıları kadar oy alamayabiliyorlar. Ama yerel seçimde, kampanya ne kadar başarılıysa o kadar oy getiriyor. İstisna örneklerde var tabi ; kampanya süreci olumlu ilerlerken adayın kendine olumsuz dönüşlere sebebiyet verecek  adımlar atması, diğer adayları karalayan, hatta hakarete varan ifadelere konuşmalarında yer vermesi, kampanya ne kadar başarılı ilerlese de sonuçlara yansımayan istisnai durumlardan.

AK Parti penceresinden yerel seçimlerdeki kampanya süreçlerini incelediğimizde, genelde adaylar genel merkezin yürüttüğü çalışmaların haricinde, kendilerine fazladan yarar sağlayabilecek çalışmalara pek yanaşmamışlar. Özellikle de İstanbul özelinde incelediğimizde, maalesef ilçelerdeki atmosferden yola çıkıldığında, ‘’hangi partinin hangi ilçede kazanacağı belli zaten’’ tabusunu yıkamayan adaylar, sonuçları baştan kabullenip, ‘’kaderimiz  böyle imiş’’ demekten öte gidemiyorlar.

CHP kampanya süreçlerinde sahadan çok, sosyal medyadaki algıyı yönetmekle meşgul olduğu için, genel seçim ile yerel seçimin farkını gözlemlemekte ciddi sorunlar yaşıyor. Hangi mahallede, hangi esnafa, hangi üslupla konuşacaklarına çalışmadan sahaya indikleri için, hem sahadan sınıftan kalıp, hem de sosyal medyadaki yönettiklerini düşündükleri yanlış algı, partiye yeni belediyeler kazandığı bir seçim olarak dönmüyor.

MHP yerel seçim süreçlerinde, özellikle adayların tanınmış ve kendi camialarında belli bir yeri olan isimlerden belirlenmesine özen gösteriyor. Böylece taban oylarının başka partilere kaymasının da bir nebze önüne geçiyor. Sahada gençleri de etkili biçimde kullanan MHP, sandık bazlı detaylı incelemelerde özellikle gençlerden aldıkları oylar sayesinde yereldeki kitlesel varlığını başarılı bir şekilde sürdürebiliyor. Ancak AK Parti’de olduğu gibi, MHP’de de adaylar genel merkezin belirlediği kampanya sürecinin pek dışına çıkmamakta.

SP adayları en erken açıklayan, sahada da aday eksenli iletişim çalışmaları yürüten, hatta adayların kendilerine özel seçim şarkıları ile sahadaki algıyı yönettiğini düşünen bir iletişim alt yapısına sahip. Ancak kitlesel olarak, seçmendeki bam telini yakalayamadıkları için her seçim olduğu gibi önümüzdeki yerel seçimde de SP yine hüsran. Her seçim sonrası yaptıkları ‘’yine biz kazandık’’ yorumu da gerçekten içler açısı durumlarını ortaya koyuyor. Ayrıca her ilçede kağıt afişlerde donattıkları duvarlar ve çevreye verdikleri görüntü kirlilikleri de senelerce sokaklarda yürürken insanlara eşlik ediyor.

HDP yorumlanmaya değer bir parti olmamakla birlikte, HDP’li belediyelere kayyum atayarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki halkı hizmetle tanıştıran İçişleri Bakanlığı’mıza bu vesileyle tekrar teşekkür edelim.

İP’in ilk yerel seçimi olacak. Yürütecekleri kampanyadan ziyade, parti içişlerindeki meseleler yüzünden muhtemelen genel seçimlerdeki oy oranının yarısını bile yerelde sağlamaları zor gözüküyor.

Yerel seçimler tarihini genel olarak incelediğimizde, kampanyası istikrar, hizmet ve güven odaklı olan adayların hep kazanmış olduğunu görüyoruz. Hitabetiyle seçmeni etkilemeyi başaran ama kampanyası sağlıklı yürütülmeyen adaylarında kazandığı istisnai durumlar olduğu gibi, hitabetiyle kendini bitiren adayları da seçmenin tarihin tozlu raflarına kaldırdığı görülmektedir.

AK Parti’ye tavsiye : Adaylar belirlenirken ilçelerdeki halkın nabzına biraz daha net kulak vermeli. Referansları kimin ağır basarsa onun aday koyulmasından ziyade, referansı hafif kalsa da halktaki karşılığı yüksek olan isimlerin pusula da yer alması oy oranına ciddi yansımalar sağlayacaktır.

Bu kurduğumuz tavsiye cümleleri, yıllardır dillendirilen ama eyleme dökmekte yetersiz kalınan cümlelerdi. Daha sağlıklı sonuçlara ulaşmak için, vicdanının sesini dinleyen ağabeylere selam olsun.

 

Şinasi Sefa TORUN

s.sefatorun@gmail.com