Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından, teşkilat binasında düzenlenen Ankara milletvekilleri istişare toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu.

İl başkanlıklarının mutat olarak, ilçe ve belediye başkanları ile bu tür istişare toplantıları düzenlediğini anlatan Akdoğan, "Bu milletvekili toplantısında da seçimlerden sonraki süreci değerlendireceğiz. Öncelikle 2015 yılı, Türkiye'de yaşananlar, AK Parti'nin girdiği seçimler, seçim süreçleri, Ankara'nın ortaya koyduğu performans...Tüm bunları değerlendireceğiz, Ankara gerçekten kurulduğu günden bu yana büyük seçim başarılarına imza attı. Bütün ilçe bazında bu sonuçları bugün ele alacağız ve değerlendireceğiz. AK Parti'nin 2002 seçimlerinden bu yana trendi, eğrisi hep yukarı doğru Ankara'da gitti. En son seçimlerde de 2011 seçimlerindeki yakaladığımız rekor seviye olan yüzde 49'u yakalamış bulunuyoruz. Bazı ilçelerimizde, Türkiye genelinde en yüksek oy yüzdelerine ulaşarak ilk yüze girmiş durumda ve 2016 yılında önümüzde neler olduğunu, ne tür siyasi projeleri gerçekleştireceğimizi, nasıl bir Ankara tasavvur ettiğimizi bu toplantımızda ele almış olacağız" diye konuştu.

Vatandaşların yeni yılını tebrik eden Akdoğan, 2016 yılına dair büyük umutların olduğuna dikkati çekti. Akdoğan, şöyle devam etti:

"SİYASİ TÜRBÜLANS ATLATILDI"
"AK Parti iktidarı ile güven ve istikrar Türkiye'de yeniden tesis edilmiş oldu. 7 Haziran seçimlerinden sonraki siyasi türbülans atlatıldı ve AK Parti'nin Türkiye'nin geleceği için ne kadar önemli olduğu, Türkiye'de güven ve istikrarın varlığının, AK Parti'nin varlığına ne kadar endekslenmiş olduğu bir kez daha görülmüş oldu. 2016 yılı yeni bir yıl, yeni Türkiye'nin inşasında yeni bir yıl olacak. Yeni anayasanın yapılma çalışmalarında önemli bir yıl olacak. Önceliğimiz Sayın Başbakanımızın dediği gibi, 'Öncelikle milletimize verdiğimiz sözleri tutmak', yani vaatlerimizi gerçekleştirmek, icraatlar ortaya koymak, projelerimizi hayata geçirmek, reformları kısa bir süre içerisinde gerçekleştirmek. Bu aynı zamanda Avrupa Birliği sürecimiz açısından da çok büyük önem taşıyor ve yeni anayasa konusunda yapılacak çalışmalar."

"HDP ÇIKMAZ SOKAĞA GİRDİ"
Yeni anayasa çalışmaları kapsamında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun liderlerle yapacağı görüşmelere işaret eden Akdoğan, "HDP ile yaşananları gördünüz" diyen Akdoğan, "Sayın Başbakanımızın, 'Yeni bir süreç başlıyor, yeni bir sayfa açıyoruz, milletimizin büyük umutları var, burada hayal kırıklığına uğratmamak lazım, siyaset kurumu bir araya gelsin, konuşabilsin, yeni köprüler oluşsun ve istişare ile ülkeyi hep birlikte yönetelim' demesine rağmen HDP'den gelen çatlak sesler, yakışıksız, üslupsuz açıklamalar sebebiyle bu görüşmenin olmayacağını da biliyorsunuz. HDP'nin son dönemde girdiği yol demokratik siyaset açısından doğru bir yol değildir. HDP, bir çıkmaz sokağa girmiştir ve giderek de o bataklıkta debelendikçe daha fazla batmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Bir siyasi partinin, farklı projeleri ve görüşlerinin olabileceğine, bundan dolayı da farklı farklı partilerin bulunduğunu vurgulayan Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu farklı görüşler ve projeler bize, çok aykırı da gelebilir, kabul etmekte zorlanabileceğimiz, tahammül edemeyeceğimiz görüşler, projeler de olabilir, bu başka bir şeydir. Nitekim Türkiye'de çok farklı projeleri savunan partiler olmuştur, bunlar marjinal kalmıştır. Ama yanlış olan, kabul edilemez olan şudur, siz farklı, aykırı görüşlerinizi eğer 'Ben yaptım oldu' fiili durum şeklinde gerçekleştirmeye soyunursanız, bunun adı demokratik siyaset olmaz. Siz, 'özerklik' diye bir projeniz olabilir ama sağda solda 'özerklik ilan ediyorum' diye bir fiili durum yapmaya kalkarsanız, o ülkenin demokrasisine ve hukuk sistemine meydan okumuş olursunuz. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

"HENDEK SİYASETİ KABUL EDİLEMEZ"
İkincisi o farklı, aykırı projelerinizi, düşüncelerinizi, silah marifetiyle gerçekleştirmeye çalışırsanız, terör örgütlerinin şantajıyla siyaset yapmaya çalışırsanız, hendek siyaseti üzerinden, terör siyaseti üzerinden bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışırsanız, bu da kabul edilebilir bir durum değildir. Silah ve terör marifetiyle, bir projenin gerçekleştirmeye çalışılması, demokratik siyaset olmadığı gibi bir siyasi partinin, o terör örgütünün bir propaganda birimiymiş gibi terörü teşvik edecek şekilde bir siyaset yapmaya çalışması da demokratik siyaset değildir ve bunun meşruiyeti yoktur.

Ayrılıkçı, ırkçı, şiddete meyilli bir anlayış dünyanın hiçbir yerinde demokratik siyaset içerisinde meşru bir zemin bulamaz. Bu yüzden HDP'nin içine girdiği yol yanlış bir yoldur ve bu aynı zamanda kendisine oy veren kitleye de bir kandırmacadır. HDP'nin çok hızlı bir şekilde makyajı döküldü. Toplumun önüne çok farklı bir siyasi projeyle çıktınız ama bugün geldiğiniz yer bağımsızlığa kadar varan, çok aykırı marjinal görüşler oldu."

"ŞİMDİ MAHALLE TERÖRÜ VAR"
Halkın hayatının çekilmez hale getirildiğinin altını çizen Akdoğan, "Eskiden 'mahalle baskısı' diye bir tabir vardı, şimdi 'mahalle terörü' var" diye konuştu.

Mahallelerde hendeklerin kazılması ve mayınlanmasının en büyük mağdurun Kürtler olduğunu anlatan Akdoğan, şöyle devam etti:

"PKK, en büyük zulmü de bölge halkına yapmaktadır, en büyük kötülüğü bölge halkına yapmaktadır. Buna biz müsaade edemeyiz. Bu yüzden kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması çok büyük bir önem taşıyor. HDP önce Çözüm Süreci'ne ihanet etmiştir, bugün de demokratik siyaseti zehirlemektedir. Bunun da çok iyi görünmesi lazım. Kimse 'Kürtler adına konuşma yetkisi bendedir' diyerek, 'Kürtlerin sahibiymiş gibi kendisini görmesi, köleymiş gibi onları gören bir yaklaşımla, onlar adına bir takım beyanatlarda bulunması...Bunlar son derece yanlış şeylerdir' diye düşünüyorum. Sayın Başbakanımız elini uzatmıştır ama karşı tarafın tavırları sebebiyle eli havada kalmıştır ama AK Parti'nin bu konudaki özellikle yeni anayasa ve Sayın Başbakanımızın liderlerle yapacağı çerçeve bağlamındaki iyi niyetli temasları da sürecektir."

"ODTÜ ESKİ ÖZGÜR GÜNLERİNE DÖNMELİ"
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) yaşananlara değinen Akdoğan, şunları kaydetti:

"Orada belli duyarlılığa sahip olan öğrencilere gerçekten aşırı bir terörize edilmiş ortam var, açıkça şiddet uygulanıyor ve bir ayrımcılığa dönüşmüş durumda uygulamalar. Bu da ODTÜ'nün saygınlığına doğrusu yakışmıyor. Yani kadrolu öğrencilerin, adeta kadrolu militanların burada ideolojik bir hazımsızlıkla hareket etmeleri ve bunu giderek şiddete dönüştürmeleri bu ODTÜ'nün saygınlığına yakışmayan bir durumdur. Burada herkes sağduyulu olmalıdır, yöneticiler öğrencilere dönük, terörize edilmiş bu ortama bir an önce son vermelidir ve özgürlük, 'ODTÜ eski özgür günlerine geri dönmelidir' diye düşünüyoruz."