'Elif Eğer Parmağımı Tutmasaydı Onu Ölü Diye Tabir Edip Battaniyeye Saracaktım'

Doğanlar Apartmanı’ndaki enkaz altından 65 saat sonra üç yaşındaki Elif Perinçek’i kurtaran itfaiye memuru Muammer Çelik, o dakikaları anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.

'Elif Eğer Parmağımı Tutmasaydı Onu Ölü Diye Tabir Edip Battaniyeye Saracaktım'

İzmir’de gerçekleşen 6,6, şiddetindeki depremin sonrasında Doğanlar Apartmanı’nda enkaz altında olan üç yaşındaki Elif Perinçek, tam 65 saatin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında görev alan itfaiyeci onbaşı Muammer Çelik aracılığıyla kurtarıldı. Elif’i kurtarıldığı andan, sağlık personellerine teslim edene dek baş parmağını bırakmadığını dile getiren Çelik, o dakikaları anlatırken gözyaşlarına engel olamadı.

'ELİMİ UZATMAMLA BERABER BERABER ELİF BİR ANDA BAŞ PARMAĞIMA YAPIŞTI'

Muammer Çelik, 'Dün akşam 22.30’da göreve başladım. 14 personelle çalıştım. Göreve geldiğimiz yerde daha öncesinde Elif’in annesi ile kız kardeşlerini zaten çıkarmıştık. Oradan ince ince aramaya başladık. Ta ki Elif’in bulunduğu odaya kadar. Odasına geldiğimizde Elif’in bile yaşayamayacağı kadar alçak bir yerle karşılaştık. Hilti ve kazma kullanamazdık. Çekiçlerle oraya girdik ve sonunda Elif’in bulunduğu yer tespit ettik. Üzerindeki ızgara demirlerini keserek alanı açtık. Ekibimden battaniye istedim çünkü hiçbir kımıldama yoktu. Yüzüne beton kırıntıları dökülmüştü. Yüzünü temizlemek istedim. Elimi uzatmamla beraber Elif bir anda baş parmağıma yapıştı. Elimi tuttu, bırakmadı. Dondum kaldım. Yanımda başka bir kurtarma biriminden arkadaş vardı. O da dondu kaldı. Ağlamaya başladık. Hep beraber ağlıyorduk. Bunu anlattıkça dayanamıyorum. Elif’i hemen kucakladık, sağlıkçıları çağırdık. Kontrolünü yaptırdık, Elif o parmağımı hiç bırakmadı. Sedyenin üzerinde bile beni bırakmıyordu. Sağlıkçılara teslim ettikten sonra parmağımı bıraktı' şeklinde konuştu.

'ELİMİ TUTMASAYDI ÖLDÜ DİYE TABİR EDİP BATTANİYE SARACAKTIM'

Elif’in sağlığının iyi olduğu haberini aldığını dile getiren Çelik, şu ifadelerle yaşadıklarını anlattı:

'Elif, hayat üçgeninden daha küçük bir alanda yatıyordu. Çok dar bir alandı. Sırt üstü vaziyette uyuyordu, hiçbir hayat belirtisi de yoktu. Ta ki ben ona dokununcaya kadar. Gözlerini açtıktan sonra bizim için bambaşka bir an oldu. Hep beraber öyle bir sevindik ki, sevincimiz dağlara sığmaz. Bundan sonra İstanbul İtfaiyesi olarak bizler, onun ağabeyiyiz. Kapımız ona her daim açık. 24 senelik itfaiye memuruyum. Birçok kez böyle olaylar gördük. Bizim en büyük kazancımız işte budur. Burada kahraman biz değiliz, burada kahraman Elif. Biz zaten görevimizi yaptık ama burada kahraman olan Elif. Elif eğer benim parmağımı tutmasaydı ben onu ölü diye tabir edip battaniyeye saracaktım.'

Yorum Yaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR