64. Hükümet Aile Bakanı ve Değerli AK Parti Milletvekili Dr. Sema Ramazanoğlu, Haber365 için kaleme aldığı yazıda , "Dünya Amerika'dan da büyüktür" dedi.

İşte o yazı:

İsrail kurulduğu günden bugüne dek uluslararası hukukun temel ilkelerine ve insan haklarına karşı umursamaz tavırlar sergileyen bir ülkedir. Ne yazık ki İsrail bu tutumunu sürdürürken arkasında ABD'nin desteğini her daim hissetmiştir. Tarihe dönüp baktığımızda ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip daimi üyesi olarak bugüne kadar İsrail’e somut bir yaptırım uygulanmaması için elinden geleni yapmıştır.

Gerek Demokrat gerekse Cumhuriyetçi hükümetlerin ortak paydası İsrail dostluğu olmuş, hatta İsrail destekçiliği konusunda seçim dönemlerinde birbirleriyle adeta yarışmışlardır. İslam karşıtlığıyla seçim döneminde İsrail'in tam desteğini alan Donald Trump'ın başkan seçilmesiyle durumun vahameti artmıştır. Bilhassa son alınan, büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararının akıl ve mantıkla izahı pek de mümkün görünmüyor. 

Geçtiğimiz günlerde BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanarak İsrail'in ve dolayısıyla işgalin yanında tek başına saf tutan ABD, aynı tasarının Genel Kurul'a gelmesi öncesinde uluslararası hukuku tanımaz bir tavır sergiledi. Trump'ın ve Nikki Haley'in tehditlerle ülkelerin kararını değiştirmeye çalışması mevcut ABD yönetiminin ne kadar acemice hareket ettiğini bizlere gösteriyor. Tüm bu tehditlere rağmen BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada tarihi bir karar alınmıştır. İsrail'in şımarıklıklarına, ABD'nin gayrikanunî tavırlarına karşı dünyanın tavrı net olmuştur.

“Onurlu üye devletler” despotizme boyun eğmemiş ve bu hukuk dışı kararı kabul etmeyerek güzel bir ders vermiştir. Öteden beri ABD'nin en önemli müttefiki sayılan Birleşik Krallık dahi bu tasarıya olumlu oy vererek duruşunu ortaya koymuştur. Genel Kuruldan çıkan kararın bağlayıcılığı bulunmasa da bu çok önemli bir adımdır ve bu tasarı ABD ve İsrail'e karşı dünyanın kazanmış olduğu anlamlı bir zaferdir. 

Tasarının Genel Kuruldan ezici bir çoğunlukla geçmesi dünya kamuoyunda başta ABD’ye özelde ise İsrail'e “vicdani” ve “insani” baskı getirecektir. Bu kararla birlikte Filistin'in meşruiyeti tasdiklenmiş ve İsrail karşısında uluslararası hukuk anlamında bir üstünlük sağlanmıştır. ABD ise bu kez kaybetmiştir. Her zaman dediğimiz gibi dünya birkaç ülkenin iki dudağı arasında değildir.

Cumhurbaşkanımızın da sıkça vurguladığı ve BM Genel Kurulu'nda da dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür." sözünün ne kadar doğru olduğu ve bu bozuk düzenin böyle devam etme imkânının bulunmadığı bir kez daha görülmüş oldu. Bu düzen bizlere güçlülerin haklı olduğu yalanını kabul ettirmeye çalışıyor. Ancak biz biliyoruz ki ne ABD ne de bir başka devlet güçlü olduğu için haklı sayılamaz. Böyle bir anlayışı benimsememiz mümkün değil. Tam tersine haklı olan hakları yenmiş, zulümlere maruz bırakılmış, ellerindeki imkânlar gasp edilmiş Filistinlilerdir, mazlum dünya halklarıdır. 

Türkiye olarak alınan bu kararın hiçbir dayanağının, hiçbir hukuki geçerliliğinin olmadığını defalarca söyledik. İslam coğrafyalarında oluk oluk kan akarken, dünyanın kanayan yarası olan Filistin meselesi çözüme kavuşmamışken böyle bir kararın verilmesinin baskı ve zulmü tırmandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağını defaatle dile getirdik.

Yazının Devamı İçin Tıklayın.