Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir'de halka hitap ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

BEN BU MİLLETİN EVLADI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM

Eskişehir Yunus Emre'nin şehridir. "Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk, her dem yeni doğarız, bizden kim usanası". Biz milletimize aşık olduk. 40 yıldır ona hizmet ediyoruz, hamdolsun milletimiz de bize teveccüh etti. Büyükşehir belediye başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı ile bizi kendisine hizmetkar kıldı. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. Ne zaman bizi gömmeye çalışsalar milletimiz bizi her sefererinde bizi ayağa kaldırdı. 15 Temmuz'da milletimiz bize gövdesini siper etti. F-16'ları, tankları, topları, silahları durdurdu. 249 şehit verdik. 15 Temmuz destanını bu aziz millet yazdı. Ben bu milletin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Bu millete hizmet etmekten gurur duyuyorum.

CHP VE HDP'YE GÖNÜL VEREN KARDEŞLERİME SESLENİYORUM

16 Nisan'da 15 Temmuz'un hesabını sormaya var mıyız? 16 Nisan 15 Temmuz'un bir intikamı olacaktır. 15 Temmuz'da bu milletin evlatlarına bomba yağdıranlar kimdi? FETÖ'cüler. Kimdi PKK. Şimdi bunlar Kandil'den haber gönderiyor. Diyor ki, Kandil 16 Nisan'da oyumuz hayır. Pensilvanya ne diyor, hayır. Ana muhalefet ne diyor, hayır. Bakın kimler biraraya geldi görüyor musunuz? Bunların yok birbirinden farkı. İşte şimdi ben de diyorum ki, AK Parti'ye gönül veren kardeşlerim evet diyorlar. MHP'ye gönül veren kardeşlerim evet diyorlar. Diyorum ki, BBP'ye gönül veren kardeşlerim evet diyorlar. Fakat CHP'ye gönül veren, HDP'ye gönül veren, Saadet Partisi'ne gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, gelin sizler de bir olun, beraber olun, iri olun, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım.

EY KILIÇDAROĞLU SENİN BU YOLARI DAHA ÇOK DOLAŞMAN GEREK

Eğitim, sağlık, adalet, toplu konut, ulaşım, haberleşme, sosyal yardımlaşma ve diğer tüm alanlarda ülkemize çağ atlattık. Çıkmış anamuhalefetin başındaki zat diyor ki, huzur yok diyor. Mutluluk yok diyor. Refah yok diyor. Yazıklar olsun, eline diline dursun. Sen SSK'nın başındayken hastanelerin halini benim vatandaşlarım bilir. İlacımızı alamıyorduk ilacımızı. Kuyruklarda sıraya giriyor tedavi olamıyorduk. O zaman genel müdür kimdi? Sendin. Fakat bunda yalan dizboyu. Şimdi Yunus Emre Devlet Hastanesi emrinizde. İnşallah Kasım'da 2 bin 100'ü aşkın yatak sayısıyla Eskişehir Şehir Hastanesi emrinize giriyor. Biz buyuz, farkımız bu. Biz bu millete Kanunu Sultan Süleyman gibi hedef koyduk. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Bir sağlıklı nefesi devleti aliyeyi Osmaniye'ye feda eden ecdadımızın yolundayız biz. Ey Kılıçdaroğlu senin daha çok bu yolları gezmen dolaşman gerek. Senin dikili ağacın var mı?

HOCAEFENDİ MUSALLADA CUMHURBAŞKANI NİYETİNE DEMEYECEK

16 Nisan'da inşallah yeni yönetim sistemine geçiyoruz. Biz faniyiz. Her an ölebilir miyiz, ölürüz. kardeşlerim hepimiz o musallaya geleceğiz, müslümansak. Hocaefendi ne diyecek, er kişi niyetine, hatun kişi niyetine. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili, Bakan da olsan, er kişi, hatun kişi niyetine diyecek. Cenaze namazını kıldıracak, gömecekler. Bir daha mezara uğrarlarsa ne ala! Durnamın kanadi uzun, gelir yazın gider güzün, sılaya da mektup yazın, işte de geldim gidiyorum der o güzelim Eskişehir türküsünde. Biz de yazın gelip, güzün giden turnalar gibi gün gelecek ebedi aleme göçeceğiz, sılayı terk edeceğiz. Ama Türkiye getirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı sistemiyle 2023 hedeflerine ulaşacak. Ardından 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirecek.

BAŞÖRTÜSÜNÜ YASAKLADIN SIKIYSA KİPAYI DA YASAKLASANA

Demokrasinin ve özgürlüklerin batı ülkelerin bile ötesinde yaşadığı bir yerdeyiz. Avrupa'nın tüm demokratlıkların, özgürlükçülüklerin işin ucu kendi çıkarlarına dokununcaya kadar olduğunu hep birlikte gördük mü? O ülkelerde ırkçılık, faşistlik, İslam karşıtlığı prim yapıyor, hepsi de demokrasi, hak, hukuk ve adaleti bir kenara bırakıp o tarafa yöneldiler. Girelim dediğimiz AB var ya. AB Adalet Divanı karar alıyor. Ne diyor; başörtüsünü yasaklıyor! Bıktık yahu bıktık! Hani din özgürlüğü vardı. Hani inanç özgürlüğü vardı? Sıkıysa kipayı da yasaklasana. Yasaklayabilir mi, ah kardeşlerim ah! Türkiye başta olmak üzere kendilerinin dışındaki herkese kriter dayatanlar bunlar değil mi?

BU ÜLKEYE HUSUMET GÖSTERENLERE BEDELİNİ ÖDETMEK BOYNUMUZUN BORCU

Benim Dışişlerime uçuş yasağı getirenler kusura bakmasınlar, bundan sonra bizim de uçuş yasağımız vardır. Benim Fatmü Betül kardeşimi karşılamaya gelenlerin üzerine atlarıyla itleriyle, tepeden tırnağa silahlı polisle saldırmanın neresi demokratlıktır? Benim Hüseyin Kurt kardeşimi yere yatırıp köpeklere parçalatanların eski Roma'daki gladyatörlerden ne farkı var soruyorum sizlere? Hiç bir farkı yok aynı. Geri gidiyoruz hale bak. Seçim bitince çark ediyorlar. Hadi kaldığımız yerden devam edelim diyorlar. Oturur bir kahvaltı yaparız, yemek yeriz, terbiyesizliğe bak! Dalga mı geçiyorsun? Sen kendi çıkarın için Türkiye gibi devlete her türlü haydutluğu yapacaksın, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin. Bu ülkeye husumet gösteren herkese bunun bedelini ödetmek boynumuzun borcudur. Aksi takdirde milletimize, tarihimize mahçup oluruz.

BUNLARA VERİLECEK EN GÜZEL CEVAP: 3 DEĞİL 5 ÇOCUK YAPIN

Bunlar Türkiye'nin ekonomisi ve demokrasisiyle kendilerine ihtiyaç duymayan bir konuma gelmesinden rahatsızlar. Çünkü itip kakacakları bir Türkiye istiyorlar. Bize yapılan haksızlıklara vereceğimiz en güzel cevap işte bu olacak. Üç değil beş çocuk yapın. Yarın dünyanın bir numaralı köprüsünün temelini atıyoruz. Şu anda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapılırken ona hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne hayır diyenleri biliyorsunzu değil mi? Osmangazi Köprüsü'ne hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? 3 yılda 200 milyon insanın geçtiği Marmaray Tüneli'ne hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? Avrasya Tüneli'ne hayır diyenleri biliyorsunuz değil mi? Şimdi merak ediyorum Çanakkale köprüsüne ne diyecekler? Diyebilirler mi? Sıkıysa desinler, diyemezler. Çünkü hep yanıldılar. Derler ama üzerinden geçirler. Biz ne diyoruz "at denize balık bilmezse halik bilir" diyoruz.

SEN BU ÜLKEDE NASIL OLUP DA HUKUKÇU KILIĞI İLE DOLAŞACAKSIN?

Eskişehir 16 Nisan'da Avrupalı faşist siyasetçilere hadlerini bildirmeye hazır mı? Avrupa'da yaşayan 6 milyon vatandaşımıza destek olmaya hazır mı? Türkiye Barolar Birliği Başkanı güya hukukçu. Hemi de önde profesörü var. Orada teröristlerle, Türkiye'den kaçıp, Avrupa'ya giden teröristlerle ortak salon toplantıları yapıyor. Yahu sen nasıl hukukçusun, nasıl baro başkanısın. Bir baro başkanı kalkıp da Avrupa'da, Türkiye'den böyle bir çalışmaya katılabilir mi? Üstelik sen hukukçusun. Hukuk tanımayan kişilerle nasıl bir arada olursun. Sen bu ülkede nasıl olacakta hukukçu kılığıyla dolaşacaksın.

KILAVUZU AVRUPA'DAKİ FAŞİSTLER OLAN CHP'NİN VARACAĞI YER

Hadi Hollanda'yı anladık, peki içimizdeki Hollanda'lılara ne oluyor. Ana muhalefetin başındaki zat avanesi terör örgütleriyle bir olup, anayasa değişikliğini karalamaya çalışıyor. Güya anayasa değişikliğini kötülemek için sağa dönüp gençlerimize hakaret ediyorlar, sola dönüyorlar parlamentoya ileriye bakıyorlar muhtarlara hakaret ediyorlar. Bunlarla da kalmıyor Suriyeli muhacirleri milletimize hedef göstermeye çalışıyorlar. Kılavuzu karga olanın nokta nokta... Kılavuzu Avrupa'daki faşistler olan bir partinin varacağı yer tek parti dönemi CHP'dir başka bir şey değil.

ANA MUHALEFETİN BAŞINDAKİ ZAT GİBİ NASİPSİZLER DE ÇIKABİLİYOR

Ülkemizde misafir ettiğimiz mağdur ve mazlumlara verdiklerimize hiç bakmamışlar. Yol üstüne kuruverdim kazanı, ben istedim okuyanı yazanı, yolun üstüne kuruverdim pazarı, ben istemem şaşkın şaşkın gezeni diyor Eskişehir türküsünde. Hani okumaları yazmaları yok diyeceğimiz ama. Hepsinin de elinde kapı gibi güya diplomaları var. Bunlar okumuşlar ama anlamamışlar. İşte eğitimle irfan ile arasındaki fark budur. Eğitim sadece cehaleti alır. İdrakiniz yoksa. Dağdaki çobanından şehirdeki memuruna kadar tüm fertleriyle bizim milletimiz irfan sahibi olduğu için her tehdidin, her tehlikenin karşısında ülkesinin, devletinin yanında yer alıyor. Aralarında ana muhalefetin başındaki zat gibi nasipsizler de çıkabiliyor.

YENİ SİSTEMDE BİR CHP'LİN CUMHURBAŞKANLIĞINI GÖREMEYECEĞİZ

Bu beyefendiyi davet ettim. Bana olumsuz cevap verdi. Sonra birileri devreye girdi ve 7 Ağustos'taki Yenikapı Mitingi'ne katılacağını söyledi. Ondan sonra da 7 Ağustos'u sahiplenemedi. Ben CHP'ye gönül veren kardeşlerim için üzülüyorum. Hadi eski sistemde koalisyon yoluyla, vesayet güçleri vasıtasıyla bir şekilde ülke yönetime ortak olma şansları vardı. Artık milletin yüzde 50 + 1 oyunu almadan yürütme gücüne sahip olmaları mümkün değil. Bir CHP'linin Cumhurbaşkanlığını biz göremeyiz, çocukları da muhtemelen göremeyecektir. Torunları görür mü, onları bilmiyorum artık. Geçen evet çıkarsa istifa edecekmisiniz diye soruyorlar. O da niye istifa edeyim ki, diyor. Daha önce dedi de istifa etti mi? 7 seçim kaybetmiş istifa etmemiş, varsın sekiz seçim kaybetsin, ne olacak ki? Sürekli tek adam lafı ederken aslında kendisini tarif ediyor.

ANA MUHALEFETİN BAŞINDAKİ ZATIN HAY AĞZINA SAĞLIK!

Birileri çıkıp yalan yanlış anayasa değişikliğini mecrasından saptırmaya çalışıyor. Ana muhalefetin başındaki zat meseleden öylesine uzak ki, neyi savunduğundan neye karşı çıktığından öylesine habersiz ki, herşeyi birbirine karıştırıyor. Geçen bir radyo programında diyor ki, Cumhurbaşkanı başka partiden, Başbakan başka partiden olursa kriz çıkar. Hay ağzına sağlık. Yanlışlıkla da olsa doğruyu söylemiş. Hani akrep yelkovanlı saat gibi, bir kere doğruyu söyleme durumu var. Yahu biz de işte böyle olmasın diye Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştiriyoruz.

ANAYASA KİTAPÇIĞI FIRLATILDI ERTESİ GÜN EKONOMİ ÇÖKTÜ

Bundan sonra Başbakanlık yok. Sayın Kılıçdaroğlu anladın mı? Bundan sonra Başkan var yeterli sayıda da Başkan yardımcısı var. Bu bir olabilir, iki olabilir, üç olabilri. Bunu Başkan, Cumhurbaşkanı tayin eder. Çok partili hayata geçtiğimizden beri yaşadıklarımıza bir bakın, inceleyin. Türkiye Cumhurbaşkanları ile başbakanların çekişmesi ve krizler yüzünden çok büyük bedeller ödedi. Bu iki başlı yapı yeri geldi darbelere gerekçe oldu. Yeri geldi ekonomik krizlere yol açtı. Yeri geldi hükümetin ve Meclis'in devre dışı bırakılmasına sebebiyet verdi. Sayın Sezer merhum Ecevit'in yüzüne anaysaa kitapçığını fırlattı. Ertesi gün ekonomi altüst oldu. Milyarlarca dolara mal oldu. Bunlar aynı ekolden olmalarına rağmen böyle oldu.

MECLİS'İN KAPATILDIĞI FALAN YOK DÜRÜST OL DÜRÜST!

Bu sistem alternatifsiz değil. İşte dünyanın en gelişmiş 20 ülkenin sistemleri ortada. Hepsini iyi tanıyorum. Yarıya yakını başkanlık veya yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Sürekli tıkanan, aksayan, işlemeyen, bedel ödeten bir sistemi sürdürmekte niye inat edelim. Bizim bu değişim talebimiz yeni değil, yıllar öncesine dayanıyor. Ta belediye başkanı iken İstanbul'da bununla ilgili açıklamalarım var. Şu anda büyükşehir belediyelerin sistemi bizim sistemden daha iyi. İşte şimdi bunun benzeri geliyor. Demirel'den Özal'a, Erbakan'dan Türkeş'e kadar herkes aynı talebi yapmıştır. Meclis'i asli görevi olan yasama konusunda çok daha etkin hale getiriyoruz. Ne diyor bu Kılıçdaroğlu? Artık Meclis kapatılıyor diyor. Ayıptır, Meclis'in kapatıldığı falan yok, dürüst ol dürüst!

Kaynak: Star