Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Gönül Titreşimi

Mustafa Cerit
10 Nisan 2020 Cuma 09:45

Sadece ilaç yazan hekim başarılı olmaz. Hastasının güven ve sevgisini kazanıp onun iç dinamiklerini harekete geçiren marifetli tabip (atasagun) uyguladığı tedavi ile ilahi şifayı sağlar. Bu anlamda ayrıca saygıdeğer.

Merhum Ö.Lütfü Mete'nin "Allahsız müslümanlık" dediği, gönül titreşimi olmayan, kuru hukuk bilgisi irşad edip doğruya yönlendirmez. Şahsi inanç yanında, özel ve genel ahlak ölçüleri gerekir.

Tv ekranları madde-perest, materyalist din filozoflarıyla doldu. "Beş duyu" ötesine reddeden müflis pozitivizm, ilahiyatçıları dahi sürüklemekte.

İlk etapta, "dinin nasıl uygulanacağını" öğreten Peygamber sünneti hafife alınıp peşinden, Vehhabi çizgide Şefaat, Vesile, tasavvuf, Kabir ziyareti inkar edilmekte.

Bu had-bilmezlik üstüne düşünürken, Fatih Dersiamlarından Diyanet Reisi Ö.Nasuhi Bilmen merhumun bir makalesine rastladım, buyurunuz:

İLM-İ TASAVVUF

İlm-i Tasavvuf; Ruhun terbiyesine, kalbin tasfiyesine, seyr ve süluke, manevi zevklere müteallik meselelerden bahseder. Tasavvuf:

-“Rabtlükalbi ilallahi ve kat’ul alakati an ma sivallah” diye tarif olunmuştur. Yani Tasavvuf: Zati Bari’ye rabtı kalb ile masivadan alakayı kesmektir.

Diğer bir tarife göre Tasavvuf: Şeriat adabıyla zahiren ve batıni ziynetler meyvesi olarak, insanda tecelli eden Peygamber feyzinin kemalinden ibaret bir haldir. İslamiyetin ilk devrelerinde mücadele-i nefs ile, ibadet ve taatla meşgul olan zatlara “abid zahid” denirdi. Sonradan bu gibi zatlara “Sufi, Mutasavvıf” denilmiştir. Tasavvuf, CüneydiBağdadi hazretleri zamanında muntazam bir şekil alarak bir takım usul ve ıstılahat edinmiştir.

Tasavvufun kaynağı, Kur’anıKerim ile Hadisi şeriflerden ve İmamı ALİ gibi Büyük Sahabenin yüce nakillerindin ibarettir. Bu feyz menbalarının, ümmetin büyüklerine  verdiği bir ruhani neşve sayesinde İslam Tasavvufu vücuda gelmiştir.  Bu neşve ile Mesnevi gibi hikmet dolu kitaplar yazılmıştır. Yoksa tasavvuf Müslümanlara sair milletlerden intikal etmemiştir. Böyle bir yol, İslamın hakikatine “adem-i vukuf”tan (anlamamaktan) neş’et eder.

Tasavvuf neşvesiyle ümmetteki ruhi kabiliyet inkişaf etmiştir, bu inkar olunamaz.  Fakat sonraları tasavvufun yanlış telakkiyata uğraması yüzünden maddi, manevi bir hayla fena neticeler de meydana gelmiştir.

Vaktiyle tasavvuf erbabından olanlar alim, arif, müteşerri’ (şeriata bağlı) zatlardı. Kendilerine has tabirler, ve ıstılahat vardı ki bunların ruhuna ancak kendileri gibi, manevi zevkten payidar olanlar muttali’ olabilirlerdi. Halbuki bilahare çok cahil mukallidler zuhur etti, Sufi büyüklerin sözleri yanlış tefsirlere uğradı, tasavvuf adeta bir felsefe-i işraki’ye (şirk felsefesi) kisvesine büründü, HAL’e ait olan tasavvuf, KAL’den (sözden) ibaret kaldı, Şer’i şerife muhalif olan bir kısım akval ve ef’al tarikatten hakikatten addolundu.

Mutasavvıf büyüklerinden olan “Esseyyid Ahmed Er Rifai” hazretlerinin El BURHANül MÜEYYED nam kitabından iktibas edilen şu ulvi sözlere dikkat etmelidir:

-“Tarikat, aynı şeriat ve Şeriat, aynı tarikattır. İkisinin arasında olan fark lafzidir, maddeten ve manen netice müttehid( bir) dir.”

(Muvazzah İlmiKelam, sayfa 30, Yenimatbaa, İst.1959)

Mehmet Hakan Kekeç

Yıldırım Bayezid’in Kemikleri Neden Yakıldı?

Ahmet Tezcan

Afedersiniz Ama Siz Aynalı Sazan Mısınız?

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Genetiği Değiştirilmiş Doktorlar (GDD)!

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi

Erdal Şimşek

İstifa Et Ey Ahmak Bülent Arınç!