Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

ESBAB-I NÜZÜL NE DEMEK ? 1

Ahmet Tekin
03 Nisan 2020 Cuma 08:58

“Nüzul sebepleri” anlamına gelen bu tâbir, Hz. Peygamber’in risâlet döneminde vuku bulan ve Kur’ân’ın bir veya birkaç âyetinin yahut bir sûresinin inmesine yol açan olayı, durumu ya da soruyu ifade etmek üzere kullanılır.

Esbâb-ı nüzûl (esâbü’n-nüzûl) sa dece âyetlerle ilgili bir tabir olup Resûl-i Ekrem’in herhangi bir konuya dair açıklama yapmasına veya bir davranışta bulunmasına vesile olan özel sebeplere Esbâbü vürûdi’l-hadîs de denilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’in bütün âyetleri muayyen ve müşahhas sebeplere bağlı olarak inmemiştir. Âlimler sadece 500 kadar âyetin bu şekilde iniş sebeplerinin bulunduğunu tesbit etmişlerdir. Âyetlerin büyük bir kısmı özel bir olaya, konuya, dolayısıyla belirli bir sebebe bağlı olarak inmeyip genellikle insanları muhtaç oldukları hususlarda bilgilendirmek, eğitmek, aydınlatmak, yönlendirmek veya uyarmak maksadıyla vahyedilmiştir. Böylece aslında Kur’ân’ın herhangi bir âyetinin sebepsiz ve hikmetsiz şekilde indiği düşünülemezse de esbâb-ı nüzûl tabiri özellikle belirli bir sebebe bağlı olarak inmiş bulunan âyetler için kullanılır.

Bir olayın nüzul sebebi kabul edilebilmesi için onun nakledildiği rivayette hadis usulü açısından aranan şartlar yanında olayın Hz. Peygamber döneminde vuku bulduğunun tesbit edilmiş olması ve ilgili âyet veya sûrenin muhtevası ile münasebetinin bulunması gerekir.

Şu rivayette bildirilen olay esbâb-ı nüzûl için bir örnek olarak zikredilebilir. As haptan âmâ bir zat olan İbn Ümmü Mektûm bir gün Hz. Peygamber’e gelerek ondan ısrarla kendisini irşad etmesini istemişti. Resûl-i Ekrem o sırada müşriklerin ileri gelenlerinden bazılarına İslâm’ı tebliğle meşgul olduğundan kendisiyle ilgilenmemiş, hatta ondan yüz çevirmişti. Bunun üzerine Abese sûresinin ilk âyetleri nâzil olmuş ve Hz. Peygam ber’in bu davranışının Allah katında hoş karşılanmadığı bildirilmiştir (Tirmizî, “Tefsîrü’l- Kur’ân”, 73).

Tefsir âlimleri nüzul sebepleriyle ilgili rivayetlerin sıhhatini tesbitte oldukça titiz davranmışlardır. Her şeyden önce esbâb-ı nüzûl tamamen rivayetle alâkalı bir disiplin olduğundan hadis usulünde hadislerin sıhhati için aranan genel şartlar bu konuda da geçerlidir. Zira herhangi bir âyetin nüzul sebebi, âyetin iniş hadisesine şahit olmuş ve buna sebep olan durumu tesbit etmiş bir sahâbinin rivayetiyle bilinebilir. Bundan dolayı müfessirler sahih bir rivayete dayanmadan muhakeme, istidlal ve ictihad gibi yollarla nüzul sebebleri aramaya kalkışmayı doğru bulmamışlardır.

Nüzul sebeplerine dair rivayetlerin muteber sayılabilmesi için bunların muttasıl bir senetle Hz. Peygamber’e isnat edilmesi gerekir. Bu da söz konusu haberin ya doğrudan doğruya sahâbîlerden veya onlardan bizzat duyma ve işitme - semâ yoluyla haberi alan tâbiîlerden rivayet edilmesiyle gerçekleşir. Eğer bir âyetin nüzûlüne şahit olan sahâbî olayı anlatırken, kaynak olarak kendini göstermişse bu haber kabul edilir. Rivayet tâbiî vasıtasıyla geliyor ve bir sahâbîye nisbet ediliyorsa bu da sahih sayılır.

Ayrıca sebeb-i nüzule ait bir haberin senedinde onu rivayet eden sahâbînin ismi zikredilmemişse, mürsel hadis diye adlandırılan bu rivayetin muteber sayılabilmesi için bunun ya Mücâhid b. Cebr, İkrime, Saîd b. Cübeyr gibi sahâbeden hadis rivayet etmekle tanınan müfessir imamlar dan birinin rivayeti olması veya başka bir mürsel rivayetle takviye edilmesi gerekir.

Mehmet Hakan Kekeç

Yıldırım Bayezid’in Kemikleri Neden Yakıldı?

Ahmet Tezcan

Afedersiniz Ama Siz Aynalı Sazan Mısınız?

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Genetiği Değiştirilmiş Doktorlar (GDD)!

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi

Erdal Şimşek

İstifa Et Ey Ahmak Bülent Arınç!