Ermenilerin Karabağ’da Yaptığı Kayda Geçmeyen Soykırımlar

Erdal Şimşek
01 Ekim 2020 Perşembe 13:01

Dün kaleme aldığımız “PKK’nin ya da Allah’ın Kürdü Olmak” başlıklı yazımızla ilgili Gerek “Allah’ın Kürdü” ve gerekse “PKK’nin Kürdü” arkadaşımdan müspet veya menfi bir çok tepki aldım. Benim için şaşırtıcı olan, PKK sempatizanı olan bazı isimlerin bana hak vermesiydi. Demek ki “mankurtlaşma süreci”ni tamamlamamışlar.

Ermenilerin her fırsatta Kürtlere yönelik yaptıkları soykırım ile ilgili en çok ilgiyi gören, 1992’de Azerbaycan Türkleri ile Èzidi Kürtlere yaptıkları zulüm ve soykırımdı. Bir diğer şaşırdığım konu ise Türkiye’de neredeyse hiç kimsenin Ermenilerin 1992’de Karabağ’da Kürtlere yönelik yaptığı soykırım eylemini bilmemeleriydi.

Bu yüzden bugünkü yazımızda kısaca yeniden Karabağ’da Laçin Koridorunda ve Ermenilerin işgal ettiği diğer bölgelerde Kürtlere yaptıkları zulmü anlatmak istiyorum.

Öncelikle, Türkiye’de en çok sesi çıkan ve arkaik Türk soluna payandalık yapan “PKK kalemleri ve PKK aydınları”nın bu konuya hiç değinmemeleri namus ve vijdan sahibi olan herkes tarafından sorgulanmalıdır.

Èzidi Kürtlerinin yaşadığı Karabağ Yaylası’nın (Bu bölgenin gerçek adı budur. Dağlık Karabağ, Rus devletinin uydurduğu bir isimdir) bir bölümü Sovyet rejimi döneminde Kızıl Kürdistan diye bir muhtariyet ilan edildi. Stalin’in ünlü böl parçala, kaosu sürdür politikası ve Azerbaycan’daki Türk kimliği akımına karşı sadece Ermenileri değil, Èzidi Kürtleri de kullanmak arzusu ile bu bölge ihsas edildi.

Ermeniler, Karabağ Yaylası ile birlikte bu “Kızıl Kürdistan” muhtariyet bölgesini de 1992’de işgal ettiler.

Bu işgal sırasında resmi kayıtlara göre Ermeniler, tam 50. 000 (elli bin) Kürdü katlettiler.

Kaçabilen Kürtlerden yaklaşık 20. 000’i de göç sırasında donarak ve açlıktan öldüler.

Ermeniler bu vahşetlerini durdular mı?

Tabii ki hayır.

Èzidilerin Türklerle yüzlerce yıldır bir arada barış içinde yaşaması ve bütün zorlamalara rağmen Türklerle savaşmamaları Ermenileri daha da vahşileştirdi.

1992-1994 yılları arasında Laçin bölgesinden Xankendin’e, Karabağ yaylasının en üst kısmı olan Terter’e kadar yaşayan bütün Kürtleri topraklarından söküp sürgün etti.

Ermeni zulmü ve soykırımından dolayı bu Kürtlerin yüzde 90’ı Azerbaycan’a sığındı. O günkü Azerbaycan bütün yoksulluk ve çaresizliğine rağmen, Karabağ Yaylasından gelen muhacir Türklerle birlikte bu Kürtleri de kabul etti ve hepsini kamplara yerleştirdi.

Geriye kalan yüzde 10’u ise Gürcistan’a sığındı. Büyük Kürt göçünden sonra o dönemde Gürcistan Devlet Başkanı olan Eduard Şevarnadze ile bir görüşme yapmıştık gazeteci olarak. Kendilerine bu mültecilerin durumunu sormuştum. Verdiği cevap çaresizliğini anlatıyordu:

“Ülkemizin ekonomik durumu ortada. Komşularımızdan bu mülteciler için yardım bekliyoruz”

Gürcistan’daki Ezidi mültecilerin durumu içler acısıydı. Çünkü Gürcistan o kadar yoksuldu ki, kendi halkı da açlıkla karşı karşıya idi. Şimdi burayı “PKK Kürtleri” iyice okusun: Çeçenya Savaşı’nı takip etmek için sürekli Gürcistan’dan geçmek zorundaydık. Ve o mülteci Èzidilerin tamamı başta başkent Tiflis olmak üzere bir çok şehirde perişan halde yaşıyorlardı. Bir süre sonra Tiflis ve diğer büyük şehirlerin gece kulüplerinde Èzidi kızlar maalesef karınlarını doyurmak için bedenlerini satıyorlardı. Bu kahredici durumu bizzat Müşahede ettim. Özellikle, Tiflis’in ünlü Kutaysi caddesi ve etrafındaki gece kulüplerinin neredeyse tamamında Èzidi kızlar çalışıyordu.

Bir insan, bir Müslüman, bir Kürt olarak bu manzara beni canımdan vurmuştu… Ve o günlerde yazdıklarımız dar bir çerçevede kaldı. Ne PKK ne de Türk solu medyası bu gerçekleri görmedi. Merkez medya da “maskeli solcu”ların kontrolünde olduğu için hepsi kulaklarını tıkadılar.

Bugün Ermenistan’da Kürtçe konuşmak resmen yasak. Kürtçe Kitap gazete vs tamamı yasak.

Sadece PKK’nin bürolarının olduğu yerlerde bu yayınlar var ve bunlar da tamamen Ermenistan propagandasını yapıyorlar.

Bugün Karabag Yaylası Kürtleri’nin Ermenistan’a turist olarak dahi girmesi yasak. Eğer kazara geçen biri olsa da derhal tutuklanır ve aylarca hapsedildikten sonra büyük rüşvetler karşılığında serbest bırakılır.

Karabağ kökenli bir Kürdün Ermenistan’dan transit geçişi bile yasaktır.

30 yıldır bu hakikat maalesef Türkiye’deki Kürt aydın yazar çizer takımı tarafından dile getirilmez. Çünkü bunların çoğu ya PKK’lidir ya da kalemini PKK’ya satmıştır.

Ermenistan’da İslam ile ilgili her şey yasaktır. Sadece İran Şiası serbesttir.

Ermenistan’da Türküm demek de yasak. Ne acıdır ki bu ülkede “hepiniz Ermeniyiz” diyenler meydanları rahatlıkla inletebiliyorlar.

Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci