Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "16 Nisan kampanyasında görüşlerini yurt dışındaki vatandaşlarımıza anlatmak için giden arkadaşlarımıza müsaade edilmiyor ama bütün dünyanın ortasında, Avrupa'nın göbeğinde bölücü terör örgütünün, FETÖ'nün binlerce üyesi ile birlikte 'Hayır kampanyası' yapmalarının önü açılıyor, her türlü destek sağlanıyor." dedi.

Başbakan Yardımcısı Canikli, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, Beyoğlu esnafı, Sivil Toplum Kuruluşları ve Oda temsilcileri ile bir araya geldi. Katılımcılara 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sonrası Türkiye'de yaşananlar ve 16 Nisan'da gerçekleştirilecek referanduma ilişkin bilgi veren Canikli, yeni sistemin içeriği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Türk siyasi tarihinin yeni ve önemli dönüm noktalarından biri ile karşı karşıya olunduğunu işaret eden, amaçlarının millete hizmet etmek olduğunu belirten Canikli şunları söyledi:

"Başlarda görevleri ifa ederken çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmadık, daha doğrusu biz öyle zannettik. Esasında bir perdenin önünde verilmek istenenler, bir de perde arkasında dizayn, senarize edilmeye çalışılanlar var. Gün geçtikçe bu kadronun oyun dışına itilmesi sonrasında, çok daha belirgin çok daha net olaylar ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan ilk gözle görülür olanı 27 Nisan e-muhtırasıdır. Bu tarihe kadar askeri muhtıraya muhattap olup görevinde kalan bir tane siyasi iktidar yok. Muhtıralar, seçilmiş hükümetleri alaşağı etmek için etkili bir araç olarak bu tarihe kadar kullanılmış.

Kendilerinden emin şekilde geçmişte başarılı olan bu yöntemin aynı şekilde başarılı olacağını hesap ettiler. Türk siyasi tarihinde olmadık bir şey oldu ve o muhtıra aynı şekilde millet iradesini temsil eden milletimiz tarafından iade edildi, ortadan kaldırıldı. O güne kadar çok başarılı olan bir sistem ilk defa o tarihte akamete uğradı. Sonra hamleler başarısız oldukça, bir sonraki hamlenin dozajı ağırlaşmaya, oyuncular farklılaşmaya başladı."

Siyaset tarihinde parti kapatma davalarının da geçmişte başarılı olduğunu anımsatan Canikli, bu süreçten sonra hayata geçirilen her planın yeni ve orijinal olduğunu, özel olarak geliştirilen projelerle devam edildiğini, siyasi iktidarı değiştirebilmek adına kendileri adına kapatma davası sonrası yeni planların ortaya çıktığını anlattı.

Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, darbe teşebbüsünün bu yeni projelerden olduğuna dikkati çeken Canikli, şöyle devam etti:

"En nihayetinde FETÖ piyonu vasıtasıyla 15 Temmuz kalkışmasıdır, en son planlı teşebbüsleri 15 Temmuz'dur. Çok uzun vadeli planlar bunlar. FETÖ 40 yıldan beri ilmek ilmek işlenmiş, yetiştirilmiş, tırnak içinde çok iyi organize edilmiş küresel ölçekli bir projedir. FETÖ dahil olmak üzere bunların hepsi piyon, bunları dizayn eden, piyasaya süren ve bunları 40 yıl bugünler için besleyip büyüten çok daha etkili ve uluslararası bir güçtür. Son zamanlarda bu güçlerin kimler olduğu aslında biliniyor, tarihi gerçekler, yaşadıklarımız var. Son zamanlarda bunlar ete kemiğe bürünmeye, somutlaşmaya başladı.

Diplomatik problem çıkarmamak için isim zikretmeyeceğim ama son 3 haftada yaşadığımız hadiselerden yola çıkarak tespit yapmak mümkün. Müttefikimiz olan ülkeler var, ABD, Avrupa'da Almanya başta olmak üzere birçok ülke var. Tükiye'nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyen uzun yıllardan beri süren terör çalışmaları var. Biri bölücü terör örgütü, en son FETÖ. Bunlara karşı büyük mücadele veriyoruz, bu millete önemli bedeller ödettiler ama bu topraklarda bu millet özgür yaşama iradesinden hiçbir zaman taviz vermedi ve vermeyecek bedeli ne olursa olsun. Bu konuda destan yazmak gerekiyorsa da bu, milletin uzmanlık alanlarından biri."

"BÖLGEMİZDE, AVRUPA'DA, SURİYE'DE HERŞEY ARTIK AÇIK OYNANIYOR"

Türkiye'nin terörle mücadeleyi yürütürken müttefik ülkelerden destek beklediklerini anımsatan Canikli, buna rağmen uzun yıllardan beri bazı ülkelerin destek vermek bir yana, terör örgütlerine finansman yardımı dahil her türlü desteğin verildiğini ve verilmeye de devam edildiğini belirtti.

Canikli bu desteğin bugüne dek gizli kapaklı yürütüldüğünü ama şimdi her şeyin açık oynandığına işaret ederek, olayların hızlı ve etkili cereyan etmesi nedeniyle gizlemelerine imkan kalmadığını, artık bölgede, Avrupa'da, Suriye'de herşeyin açık açık oynandığı değerlendirmesinde bulundu.

Yürütülen 16 Nisan kampanyası çerçevesinde görüşlerini yurt dışındaki vatandaşlara anlatmak için Türkiye'den giden bakanlara müsaade edilmediğini, ülkeye girişlerine izin verilmediğini anımsatan Canikli, şöye devam etti:

"Ama bütün dünyanın ortasında, Avrupa'nın göbeğinde bölücü terör örgütünün, FETÖ'nün binlerce üyesi ile birlikte 'Hayır kampanyası' yapmalarının önü açılıyor, her türlü destek sağlanıyor, terör örgütü başları da uzaktan kumandayla bu toplantılara katılıp konuşmalarını yapıyorlar, bunlar da Avrupanın gözü önünde cereyan ediyor. Avrupa'nın belli başlı şehirlerinde, Almanya'nın meydanlarında gerçekleşiyor bunlar. Bunu şimdi nasıl okursunuz? Nasıl yorumlar, nasıl izah edersiniz? Taşları yerine oturttuğun zaman tablo ortaya çıkıyor. Bunların çok fazla önemi yok, biz bunlarla mücadele etmeye devam ediyoruz, edeceğiz. Ellerindeki en büyük silahlardan biri FETÖ'ydü. Ve 15 Temmuz'da, bu örgütün piyonluğunda sonuçtan kesin eminlerdi.

Darbe teşebbüsü başarılı olacak ve bu ülke istedikleri kadrolar tarafından yönetilir hale gelecekti. Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki siyasi hareket devre dışı bırakılacaktı, bundan yüzde yüz eminlerdi. Burada hiçbir aksama, kendileri açısından bir olumsuz sonuç beklemiyorlardı. Bunu Avrupa ülkelerinin bu konudaki yaklaşım ve 15 Temmuz sonrası tavır ve davranışlarından anlıyoruz. Bütün konuşmalarını bile başarılı olacakları varsayımlarına göre hazırlamışlar. 15 Temmuz'dan sonra Avrupa'dan uzun süre ses çıkmadı. Bütün konuşma metinlerini başarılı olma üzerine kurunca, bu millet tarafından da orda hain darbe girişimi ortadan kaldırılınca ne diyeceklerini bilemediler. Uzun süre pozisyon alamadılar, konuşamadılar."

Avrupa ülkelerin 16 Temmuz'da da hala umut beslediklerini ve bir hafta 10 gün sonra ancak açıklama yaptıklarını hatırlatan Canikli, doğu ve güneydoğu dahil olmak üzere Türkiye'nin içeride ve dışarıdaki tüm saldırıları topyekün bertaraf edecek güçte ve durumda olduğunu ifade etti.

"PKK, FETÖ VE DEAŞ, DÜNYANIN EN KANLI TERÖR ÖRGÜTÜ"

PKK, FETÖ ve DEAŞ'ın dünyanın en kanlı terör örgütü olduğunu ifade eden Canikli, "FETÖ kanlı yüzünü 15 Temmuz'da gösterdi. Aynı şekilde DEAŞ için geçerli. DEAŞ'la sadece biz mücadele ediyoruz. Gerçek anlamda DEAŞ'la Suriye'de Türkiye mücadele ediyor, Türkiye'ye yönelik saldırıları vardı, oradan füze fırlatıp Kilis'te Gaziantep'te insanlarımızı katlediyorlardı, güvenlik gerekçesiyle müdahale yapmamız gerekiyordu, yaptık." dedi.

Canikli, terörle mücadelenin şu an görünür görünmez tüm unsurları ile devam ettiği bilgisini vererek, şu ana kadar saldırıların önemli bir bölümünün ortadan kaldırıldığını aktardı. Ekonomi alanında yapılan saldırılara da değinen Canikli, saldırıların hala devam ettiğini ama artık atacak mermilerinin kalmadığını, ekonomi alanında da tüm mermilerini kulandıklarını söyledi.

Ekonomik saldırılarla, piyasadaki dengelerin bozulmasının ve vatandaşın cebini doğrudan olumsuz etkileyecek bir tablo çıkarılmasının, böylece hükümete tepki oluşup güven kaybettirmenin hedeflendiğini ifade eden Canikli, şöyle devam etti:

"Bu anlamda ekonomiye yönelik çok yoğun saldırı söz konusu oldu. En son 28 Ocak'ta Fitch tarafından Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviyedeki notu düşürülerek bu saldırı gerçekleştirildi. 15 Temmuz'da bekledikleri gibi bu saldırıdan da sonuç bekliyorlardı. Not düşürülmesinden sonra artık dövizin fiyatının tutulamayacağını, TL'de inanılmaz değer kaybı yaşanacağını, bu gelişmenin daha sonra bütün makroekonomik göstergeleri olumsuz yönde etkileyeceğini, piyasalarda olumsuz bir tablonun ortaya çıkacağını tahmin ediyorlardı. Hatta rakam veriyorlardı. Doların 5 liraya çıkacağını, hatta 7 liraya çıkacağını bile telaffuz edenler vardı. Orada da bütün hesabı bunun üzerine kurmuşlardı. Açıklama sonrası bir anda dolar Asya piyasalarında 3,94'e fırladı ve sonra düşmeye başladı, onu da hala çözemediler.

Biz de bu saldırılar olurken çok hassas, ince çalışmalar yürütüyorduk, en son saldırının 28 Ocak'ta Fitch'in yapacağı açıklama ile geleceğini biliyorduk. Biz de bu saldırılara karşı geliştirdiğimiz modeli 28 Ocak'taki saldırıyı ortadan kaldırmaya, onun olumsuz etkilerini telafi etmeye yönelik o tarihte uygulamaya karar vermiştik. Proje başarılı oldu, bunu kimse bilmiyor, onlar da bilmiyordu. 15 Temmuz'da bile halen ne olup bittiğini kavrayamadılar. Milletin nasıl bir kahramanlık ortaya koyabileceğini hem anlayamadılar, hem de kabullenmek istemiyorlar."

"VATANDAŞ TL DEĞER KAYBETMESİN, DOLAR FAZLA YÜKSELMESİN DİYE 2,5 MİLYAR DOLARINI BOZDURDU, TL'YE GEÇTİ"

Başbakan Yardımcısı Canikli, 15 Temmuz sürecinde millet tarafından yapılan kahramanlık ve sergilenen duruşa dikkati çekerek, Türk milletinin her dönemde bu gibi kahramanlıklarının bulunduğunu anlattı.

Darbe sürecinde sergilenen en önemli kahramanlıklardan birinin ekonomi anlamında olduğunu anımsatan Canikli, sürecin ekonomik ayağına ilişkin şu bilgileri verdi:

"Darbeyle karşı karşıya kalmış ülkelerde doğal olarak piyasalarda ciddi bir bozulma beklenir. Biz o dönem o yangın ortamında ateşi söndürmeye çalışıyoruz. Ekonomik tedbirlerimizi aldık, uygulamaya koyduk ama özellikle piyasalarda doların yükselmesine yol açacak gelişimin engellenmesi adına kapsamlı bir tedbir alma imkanımız yoktu.

Vatandaş hiçbir yerden talimat almadan, kendiliğinden gitti, TL değer kaybetmesin dolar fazla yükselmesin diye 2,5 milyar dolarını bozdurdu, TL'ye geçti. Biz başka şeylerle uğraşıyorduk, ekonomi yönetiminin ne bir beklentisi ne de talebi oldu. Söylediğim şey 15 Temmuz'un ardındaki cumartesi-pazar. Millet bu kararı kendisi verdi."

Kaynak: Star