Piyasa beklentisi 50 baz puan artış olacağı yönündeydi.

Kararın ardından Dolar kuru 2,94 TL'ye, Euro ise 3,21 TL'ye yükseldi. Karar öncesi Dolar 2,92, Euro 3,19 seviyesindeydi. Borsa İstanbul'da ise kayıplar yüzde 1'i aştı.

TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 7,50; faiz koridorunun alt bandı olan gecelik borçlanma faizini yüzde 7,25 ve koridorun üst bandı olan gecelik borç verme faizi yüzde 10,75 seviyelerinde sabit tuttu.



FED'İN KARARINI BEKLİYORDU

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı; daha önce defalarca belirttiği gibi; TCMB'nin 2016 yılında izleyeceği para ve kur politikasının yol haritasını açıkladığı son basın toplantısında da Fed'i bekleyeceklerini söyleyerek herhangi bir para politikası sinyali vermemişti. Başçı, bu toplantıda Avrupa Merkez Bankası'ndan (ECB) gelebilecek belirsizliklere karşı da önlemlerinin hazır olduğunu belirtmişti.

EN SON OCAK 2014'TE FAİZ ARTIRMIŞTI

Merkez Bankası en son 2014 başında faizleri artırmıştı. 29 Ocak 2014 günü olağanüstü toplanan PPK'dan sert faiz artışı çıkmıştı. O dönemde yüzde 4,50 olan 1 haftalık repo faizi yüzde 10'a, gecelik borç verme faizi yüzde 7,75'ten yüzde 12'ye, borçlanma faizi yüzde 3,5'ten yüzde 8'e ve geç likidite penceresi yüzde 15'e yükseltilmişti.
Merkez Bankası 29 Ocak 2014 tarihinden bu yana sürekli faiz indirimine gitti.

Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Para Politikası Kurulu (Kurul), Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi sabit tutulmasına karar vermiştir:

a) Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 10,75, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,25,
b) Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7,5,

c) Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16:00–17:00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 12,25.

Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonu net ihracat lehine değişmektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir.

Enerji fiyatlarındaki gelişmeler enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam etmektedir. Bununla birlikte, birikimli döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede Kurul, küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri ile enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunacağını ifade etmiştir.

Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir. Kurul, küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlanabileceğini değerlendirmiştir.

MERKEZ'İN AÇIKLAMASINDA ŞU İFADELERE DİKKAT!

ALB Forex Araştırma Uzmanı  Enver Erkan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Merkez Bankası’nın piyasanın genelinin beklentilerine rağmen faizlerde bir değişiklik yapmamasının ilk yansımalarının olumsuz olduğunu söyleyebiliriz. Fed’in faiz artırmasından sonra birçok ülkenin merkez bankaları para politikaları hamleleri yaparak uzun vadeli risklere karşı önlemlerini alırken, adımlarını Fed’e göre atacağını belirtmiş olan Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutmasında kur volatilitesinin düşmesi ve Fed sürecinin yumuşak bir geçişle atlatılmasının etkili olduğunu düşünmekteyiz. Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutmasına rağmen, data odaklı olacağını ve proaktif duruşunu 2016’da da devam ettireceğini açıkladığını görüyoruz.

Hali hazırda beklenilen 50 baz puanlık faiz artışı yapılmış olsaydı bile, fonlama maliyeti üzerinde etkisi olmayacağından dolayı bankalararası piyasa borçlanma maliyetlerinde ek bir olumsuzluk yaşanması beklenmemektedir. Fakat, kur tarafında bir miktar baskı oluşması muhtemel gözükmektedir.

Merkez Bankası, sadeleştirmede ön şart olarak belirttiği küresel para politikalarındaki normalleşme ile birlikte, piyasa oynaklığında başlayan gerilemenin kalıcı olması halinde daha önce duyurmuş olduğu sadeleştirme adımlarına başlanabileceğini belirtmektedir. Bununla birlikte, içeride kredi ve makro verilerdeki makul sürecin devamı halinde küresel piyasalardaki gelişmeler Merkez Bankası’nın politika belirlemede daha çok önem vereceği taraftır."