Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Ehl-i Küfür Tek Millettir

Abdurrahman Pala
20 Şubat 2020 Perşembe 09:51

Dışişleri Bakan Yardımcısı önderliğinde, Dışişleri – Genel Kurmay – MİT’in üst düzey bürokratlarının Rusya’da iki gün süren İdlip toplantısında sonuç çıkmadı.

Biz, Astana ve Soçi süreçlerinde varılan mutabakatlara uyulmasını, orada alınmış kararların uygulanmasını istiyor, ve İdlip’te insanlık faciası oluşmamasını, çocukların öldürülmemesini, insanların yurtlarından kovalanmamasını öne alarak baskı kurmaya çalışıyoruz.

Ben, heyetin mümkün olan her türlü şerait ve imkanda elinden geleni yaptığına inanıyorum.

Ama;

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın da işaret ettiği gibi 2 günlük mesai bir işe yaramadı.

Dışardan bakınca;

En büyük metaı Doğalgaz olan ve bütün Avrupa’ya ulaşma yolları Türkiye’den geçen, Doğal gaz satışı, S-400 ve inşa edilen Nükleer santral konusunda en iyi müşteri, gelecekte ortak üretim ve ortak uçak imalatı konusunda görüşmelerin yapıldığı Rusya’nın Türkiye’yi gözden çıkaramayacağı’na inanılıyor.

Gerçek te de böyle olması gerekir.

Maalesef,

Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iyi dostu olduğunu, kendisini çok takdir ettiğini, öncelikle silah sanayiini kurarak dışa bağımlılığını azalttığını ifade etmesine ve bunca sık görüşmelerine rağmen Suriye ve Libya konusunda kendisinden beklenen tavrı gösterememiştir.

Trump’ın da hemen devreye girip, “Suriye konusunda Erdoğan ile sıkı çalışıyoruz” diyerek, Türkiye ile meseleri görüşüp çözmek yerine, hain düşünceler içinde olduğunu düşünüyorum.

Buna gerekçe olarak da size İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı zamanında nasıl ABD’nin kucağına itildiğimizi hatırlatmak isterim.

Yıl 1944

Stalin İsmet İnönü’den “Boğazların denetimi” ni ister.

Halkını 2. Dünya Savaşı’na sokmadığı için övünen, Churchıll’in baskılarına boyun eğmeyen, İsmet İnönü, Halkının iki öküzünden birini Oşur vergisi diye alırken, diğer tarafta bu Baskılardan bunalmıştır.

Çare’yi ABD Başkanı Roosveelt ile görüşmekte ve yardım istemekte bulur.

ABD Başkanı Gereğini yapacağını, iki kutuplu dünya’da tarafsızlık yerine (2. Dünya Savaşı’nı kastediyor) ABD ile birlikte hareket etmesini teklif ediyor.

İlk imzalanan anlaşma Fulbright anlaşmasıdır. 1944 yılındaki anlaşma ile ilk etapta 7 üyeli Maarif Şurası’nın 5 üyesi ABD’nin tavsiye ettiği kişilerden oluşmuştur.

İlk eylem de “Komünist yetiştiriyor” yaftasıyla tarım ülkesi Türkiye için çok önemli olan Köy Enstitülerini kapatmışlardır.
Burada bir es vererek. Prof. Dr Oktay Sinanoğlu’nu rahmetle ve minnetle saygıyla analım.

Mümtaz şahsiyyet der diki;

“Bir milleti teslim almak istiyorsanız eğitim sistemini kendinizden yaparsınız, dilini bozarsınız. Bunu yapınca savaşmanıza gerek yoktur”

Bakın bütün emperyal güçler gittikleri ülkelerde önce dillerini enjekte etmişlerdir. İngilizler sömürgelerinde Fransızlar Afrika’da…

Ne yazıkki Hind Müslümanları Pakistan Bengaldeş bu etkiyle bugün İngilizce konuşmaktadır. Afrika’daki Müslümanlar da Fransızca…

Bunun tek istisnası ecdadımızdır. Onlar gittikleri yerde kimsenin dili, dini, meshebi ile uğraşmamıştır. (Sultan Selim Han’ın başka gerekçeleri vardı.)

Bazen yapsaydı daha mı iyi olurdu diye de düşünmüyor değilim.

Bunları da bilin

Konumuza dönersek;

1945’te seçilen Truman ile saflar daha da sıklaştırılmıştır.

İsrail’în tanınması, Türkiye’nin nato’ya girmesi hep bu çizginin eseridir.

1944’te başlayan bu ilişki yakın zamana kadar “Türkiye’de ABD’nin istediği olur.” “Türkiye’yi ABD yönetiyor” tezini hep güçlendirmiştir. Bunun için Darbeleri, Sağ – Sol çatışmalarını, Alevi-Sünni kışkırtmalarını burada hatırlamanız yeter. Süt tozu ve diğer Marshall yardımları aynı cümledendir.

Eğitim sistemini bozarak, sorgulamayan, düşünmeyen, sadece algı operasyonlarına açık, nir nesil hedeflenmiştir. Bana göre başarılmıştır da.. Bakın etrafınıza haklı olduğumu göreceksiniz.

Biraz Türkiye’deki yöneticiler çizgilerinden saptığında versiyonu hiç yenilenmeyen ABD darbe planları gündeme getirilmiştir. Ama hep suyun başında olmuşlardır.

Şimdi;

“Şeytanın avukatlığını yapma” diyebilirsiniz yapacağım

İki kutuplu dünyanın iki ucu, aralarında Kırmızı telefon bile olan Stalin ile Roosveelt, Dünya kıtasını aralarında pay ederken, Rusya’yı dinlemek için en iyi adresin Türkiye olduğunu düşünerek, kendi aralarında anlaşıp Türkiye’yi ABD’nin kucağına atmak için kumpas kurmuş olamaz mı?

Düşünün bakalım.

İki kutup bugün yok. Ama Trump da Putin de kendi aralarında sık sık görüşüyorlar.
Suriye meselesinde PKK – PYD ile işbirliği yapan, yola “Terör örgütüyle yol yürünmez” diye feryatlarımıza rağmen, Petrol kuyularının başına PKK’lıları oturtan Trump değil mi?

PKK-PYD’ye Rusya’da büro açtıran Putin değil mi ?

Suriye’nin bir kısım topraklarını PKK’ya vermek üzere Esada’a yeşil ışık yakan Putin değil mi?

Libya meselesinde BM’nin veto hakkına sahip beş ülkesinden ikisi, (ABD ve Rusya) BM’nin tanıdığı Libya Merkezi Hükümeti yerine, terörist Hafter’i beraber desteklemiyorlar mı?

Resmin büyüğünü görün.

Unutmayın

Ehli küfür tek millettir.

Cumhurbaşkanı,”Rusya ile görüşmeler her ne kadar devam etse de Rusya’nın bizim istediğimizi yerin çok uzağında olduğu gerçektir.” dedi

Cumhurbaşkanı “Her an olabilir” diyerek İdlip meselesinde kendi başımıza hareket edeceğimizi, kendi göbeğimizi kendimizin keseceğinin sinyalini de verdi.

Rabbim yardımcımız olsun.

Ahmet Tezcan

Beş Karışlık Bücür Büyücü

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

'Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi' Projesi

Erdal Şimşek

Rusya’nın JİTEM’i Wagner’dir

Mehmet Hakan Kekeç

Yıldırım Bayezid’in Kemikleri Neden Yakıldı?

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi