Macron, siyasi bir kariyeri olmayan ve seçimlerden önce tanınırlığı epey düşük olan bir adaydı. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı ve Meclis seçimlerinde de Fransa tarihinin en yüksek oy oranını almaya doğru ezici bir çoğunluk elde etmek üzere ilerliyor. Peki, Fransız halkı Macron’a bu desteği niçin sunuyor?

ESAS KAZANAN SANDIĞA GİTMEYENLER

Sandıktan çıkan oylar hesap edildiğinde, esas kazananın sandığa gitmeyenler olduğu ortaya çıkıyor. Zira 47,5 milyon seçmenin yüzde 51,29 sandık başına gitmedi. Seçimlerin ikinci turunda seçmenlerin kararının değişip değişmeyeceği merak konusu. Tüm siyasi liderler, halkın yarısından fazlasının seçime gitmemesinden kaygı duyuyor.

Macron’un adaylarının ekseriyeti siyasi bir geçmişe sahip değil, sivil toplum kökenli insanlar. Siyasi gözlemciler halkın bu kişilere ‘şans tanıdığı’; zira tüm siyasilerden artık bıktığı yönünde gözlemde bulunuyorlar. Macron’un şahsi karizması da bunda etken. Öte yandan G7 ve NATO toplantılarında ülkesini temsil etmesi takdirle sonuçlandı. Solun bölünmesi, Le Pen’in büyük oranda düşük oy alması, ana muhalefetin merkez sağ partiye kalması anlamına geliyor. Sosyal demokratlar ise yok olmamanın mücadelesi içerisinde.

Tüm bu veriler Fransız siyasetinde yeni bir sürece girildiğine işaret ediyor. Henüz 14 ay önce teşkilatlanan ve dahi siyasi parti bile olmamış bir harekete mecliste ezici çoğunluk lütfeden Fransız milletinin de bu farklılaşmadan yana olduğu açıkça anlaşılıyor.