Tusk, Avrupa Halk Partisi (Hristiyan Demokratlar) Kongresi için geldiği Malta'da, ev sahibi Başbakan Joseph Muscat ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Tusk ve Muscat, toplantıda, Brexit müzakere sürecinin ilk safhasına dair açıklamalarda bulundu.

İngiltere'nin çarşamba günü Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesi uyarınca resmen birlikten çekilme talebini ilettiğini anımsatan Tusk, bugünkü görevinin 27 üye ülkeye Brexit müzakere taslağını teklif etmek olduğunu belirtti. AB Konseyi Başkanı, "İngiltere, 50. maddeyi başlattıktan sonra artık müzakere masasının diğer tarafında yer alıyor. Biz hızlı bir çalışma yaptık çünkü sizin de bildiğiniz üzere anlaşma bize bir uzlaşıya varmamız için 2 senelik süre veriyor." dedi.

''YASAL BİR BOŞLUK BIRAKMAMIZ LAZIM''

"Bizim görevimiz, vatandaşlarımız, işletmelerimiz ve üye devletlerimiz için İngiltere'nin AB'den çekilme kararından kaynaklanabilecek belirsizliği ve aksaklıkları en aza indirgemektir." diyen Tusk, AB'nin Brexit müzakere sürecindeki önceliklerini 4 maddede topladı. Donald Tusk, ilk maddenin İngiltere'de yaşayan AB vatandaşlarına yönelik olduğunu ve onların haklarının tam olarak korunması ile ayrımcılığa maruz kalmamalarının temin edilmesi olduğunu bildirdi.

İkinci önceliklerinin iş alanında olduğunu belirten AB Konseyi Başkanı, "Brexit'ten sonra AB kanunlarının artık İngiltere'de uygulanmayacağı gerçeğinden yola çıkarak işletmelerimiz için yasal bir boşluk bırakmamız lazım." diye konuştu.

Üçünçü olarak, İngiltere'nin bir üye devlet olarak aldığı tüm finansal taahhütleri ve yükümlülükleri yerine getirdiğinden emin olmaları gerektiğini anlatan Tusk, topluluklara, bilim adamlarına, çiftçilere yönelik borçların ödenmesinde adil olunması gerektiğini, AB olarak kendi taahhütlerini yerine getirebileceklerini temin ettiklerini dile getirdi.

Tusk, dördüncü ve son maddede ise Kuzey İrlanda ile İrlanda arasındaki muhtemel sorunlara esnek ve yaratıcı çözümler arayacaklarını vurguladı ve "Kuzey İrlanda'daki barış sürecini desteklemek çok önemlidir." dedi.

''BİRBİRMİZE BORÇLUYUZ''

Ayrılık sürecinin yeterince karmaşık ve zorlu olduğuna dikkati çeken Donald Tusk, "27 AB üyesi cezalandırıcı bir yaklaşım izlemiyor. Brexit kendi içinde zaten yeterince cezalandırıcı. 40 yılı aşkın bir birliktelikten sonra bu boşanmayı olabildiğince sorunsuz hale getirmek için birbirimize borçluyuz." diye konuştu.

AB Konseyi Başkanı Tusk, İngiltere'nin AB ile ayrılık koşulları ile eş zamanlı olarak kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasını da müzakere etmek istemesini kesin bir şekilde geri çevirerek, "Sadece ve sadece çekilme konusunda yeterli ilerleme kaydettiğimizde geleceğe dair işbirliğini konuşabiliriz. İngiltere'nin önerdiği gibi aynı anda paralel görüşmeler başlatmak olmaz." değerlendirmesinde bulundu.

''TERÖR VE GÜVENLİK ORTAK SORUNUMUZ''

Tusk, İngiltere'nin gelecekteki ilişkilerine dair sadece en iyi bölümleri seçemeyeceğini dile getirdi.

İngiltere ile AB arasında tehdit polemiğine yol açan güvenlik tartışmasına da değinen AB Konseyi Başkanı, "Theresa May'i iyi tanıyorum. Terör ve güvenlik bizim ortak sorunumuz. Bunu May de biliyor. Güvenlik işbirliğinin pazarlık aracı olarak kullanılması bir yanlış anlama olmalı." şeklinde konuştu.

Tusk, basın toplantısında, 29 Nisan'daki AB Konseyi öncesinde Londra'da Theresa May ile bir araya geleceğini de açıkladı.

''SAVAŞ OLMAYACAK''

AB Dönem Başkanı olan Malta'nın Başbakanı Joseph Muscat da Brexit için Tusk'ın açıkladığı eylem planını 'yapıcı' olarak nitelendirdi.

"Brexit müzakereleri zorlu olacak ama bu bir savaş olmayacak." diyen Muscat, bu sürecin birbirlerinden uzaklaşma amaçlı değil aralarındaki yakınlığı korumak için olduğunu ifade etti.

Muscat, Brexit sürecinde 27 üye ülkenin birlik içinde hareket edeceğini, temas noktalarının ise AB'nin başmüzakerecisi Michel Barnier olduğunu kaydetti.

 

Kaynak: Sabah