21.03.2017-09:40 (Son Güncelleme:14.04.2021-11:10)


1

Dilberay, 1 Ocak 1956'da Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinde dünyaya geldi. İzzet Çapa'nın kendisiyle yaptığı bir röportajda ona sorduğu “Dilberay mı doğdun, sahne mi seni Dilberay yaptı?” sorusuna verdiği cevapla başlayalım bu sevilen sanatçımızın hikayesine:



2

“DİLBERAY DOĞDUM, DİLBERAY KALDIM…”

“DİLBERAY DOĞDUM, DİLBERAY KALDIM…”

“Dilberay doğdum, Dilberay kaldım… Köküm Halep'ten gelme. Aşiret çocuğuyum. Gureşan aşireti. Ehlibeyt'im. Çadırda doğmuşum. Ağlarken bile Barak okumuşum. Barak'ın anasıyım ben.”



3

DİLBERAY OLARAK DOĞSA DA, BİR AŞİRET KIZI OLARAK, HİÇ KOLAY OLMAMIŞ TÜRKÜCÜ OLMASI

DİLBERAY OLARAK DOĞSA DA, BİR AŞİRET KIZI OLARAK, HİÇ KOLAY OLMAMIŞ TÜRKÜCÜ OLMASI

Dilberay, türkü söylemeye bebekken başladığını söylese de, aslında hiç kolay olmamış onun bugünlere gelmesi. Bir gün memleketlerine güzel sesleri keşfetmek isteyen bir ekip gelmiş. Dilberay, o zamanlar çocuk… Yeğeniyle birlikte hemen koşup gitmişler radyo ekibinin yanına, Dilberay şarkı söylemiş onlara. Tam eve dönerlerken bir bakmış, arkadasında tüm akrabaları. Bizi öldürecekler sandım diyor Dilberay, o günü anlatırken. Sonra da zaten pek farklı olmamış yaşadıkları. Babası parmaklarının arasına kaşık koyup oracıkta kırmış parmaklarını. Hırsını alamayıp bir de ip geçirmiş boynuna. Boynundaki ipten ahıra sürüklemiş küçük Dilberay'ı. Sabaha kadar hayvanların yanında yatmış o da mecburen.



4

13 YAŞINDA YAŞLI BİR ADAMLA EVLENDİRMİŞLER

13 YAŞINDA YAŞLI BİR ADAMLA EVLENDİRMİŞLER

Evden kaçıp radyocuların yanına giden Dilberay, “Gönül gel seninle muhabbet edelim” türküsüyle birinci olmuş aslında diğer yeteneklerin arasında; ama ne fayda. Yediği dayak yetmezmiş gibi, dedesi yaşında bir adamla evlendirmiş ailesi bir de onu, 13 yaşındayken. Sonra boşanmış ama, bu evlilikten yanına kalan şey iki günahsız çocuk olmuş onun.



5

“AMCA BEN RADYOEVİ'Nİ KAZANDIM, MEKTUPLA GELDİM”

“AMCA BEN RADYOEVİ'Nİ KAZANDIM, MEKTUPLA GELDİM”

Zamanında Radyoevi'nden gelen mektubu ninesine vermiş saklaması için Dilberay. Sonra da radyonun kapısını çalmış yeniden. “Sene 72-73. Mevsim kış. Ayağımda lastik var delik. Yün çorap var ama ayağım hep ıslak. Şalvarım, başımda atkım var. İçerde beni hatırladılar. Eylül'ün 20'sinde yine gel dediler. Aralarında para toplayıp beni gönderdiler.” Böyle anlatıyor o günleri sanatçı. Onun için toplanan parayla kendisine ayakkabı almış önce; sonra da evine dönmüş. Ama bir hafta sonra babasıyla tekrar gelmiş oraya. “Herhalde beni öldürecek diye düşünüyordum. Meğer babam da evden kaçıp Nuri Sesigüzel'le birlikte türkücü olmaya gelmiş İstanbul'a. Nuri Sesigüzel asker arkadaşıymış.”



6

“DİDİNE DİDİNE” BAŞARMIŞ O SANATÇI OLMAYI

 “DİDİNE DİDİNE” BAŞARMIŞ O SANATÇI OLMAYI

Bir anda herkes tarafından tanınır olmuş Dilberay; böylece başlamış sanatçılık kariyeri. Dönemin en ünlü isimleriyle sahneler almış ve en çok parayı o kazanmış. Öyle ki, o dönem Zeki Müren ile yaşadığı anıyı yıllar sonra şöyle anlatmıştı; “Bir gün Ankara'da çorbacıdayız. Zeki Müren benim arabayı kapıda görüp ‘Bunun sahibini bana çağırın' diyor. Araba Cadillac 8… Önüne de bayrak kondurmuşum. Ben yanına gidince, ‘Yahu sen bu yaşta bu arabayı almışsın. Başka neyin var?' diye sordu. Dört evim vardı, bugün 2 trilyon versen alamazsın… Ayrıca üç Amerikan arabam daha.”



7

"BAŞIMA DÖRT KEZ KONDU TALİH KUŞU"

"BAŞIMA DÖRT KEZ KONDU TALİH KUŞU"

“Benim başıma dört kez kondu talih kuşu… Dört defa şöhret oldum. Ama zirvede yel çok olur, uçup gitti paralar.” Böyle söylüyor bugün bir gecekonduda yaşamakta olan ünlü sanatçı. Kazandığı parayla yıllarca aşiretine, ailesine bakmış o. Şimdi de yine çocukları ve torunlarıyla gül gibi geçinip gidiyor… “Apartman istemiyorum, daire istemiyorum. Bir gecekondum var. Birer tane de çocuklarıma yaptım. Soğanı kırarım, yerim, onurumdan taviz vermem kimseye.”



8

Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz'ın kendisinin büyük hayranı olduğunu söyleyen Dilberay'ı, filmde oynaması için ikna etmek hiç de kolay olmamış. Hatta film setinden defalarca kaçmış birilerine kızıp.



9

Her seferinde, yıllar önce bir konserinde beğenmeyip sazını kırdığı Sırrı Süreyya ikna etmiş onu geri dönmeye. Bir de şöyle eğlenceli bir anısı var filme dair:



10

“Meral'le (Meral Okay) yatağa girdik. İkimiz de maşallah 40 kiloyuk. Sırt sırta yatmamız lazım. Ama altımızdaki döşek el kadar. Ben düştüm betonun üzerine. Bir daha, bir daha, olmadı baştan, defalarca çektiler.



11

En sonunda şöyle bir kalça vurdum karıya, ‘Öte git yaa' dedim. Rahmetlinin beli kıkırdadı. Kalkamıyor. Hemen Sırrı'yı çağırdık; biraz masaj yaptı da kaldırdı yerden. ‘Kız Dilber nasıl vurdun öyle' dedi.”