Dengede Anne Baba Olabilmek

Semra Aydın Avşar
17 Şubat 2020 Pazartesi 18:14

Her anne baba, çocuğunun kendinden emin, ne istediğini bilen, kendini en doğru şekilde ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini ister.

Ve böylece kendi kişisel referanslarından da faydalanarak çocuk yetiştirirler. Aslında birçok ebeveyn kendi yaşadığı sıkıntıları, çocuğunun yaşamasını istemez. Kendi çocukluğu ile empati yaparak kendisine gösterilmeyen ilgiyi ve şefkati çocuğuna göstermek ister.

Fakat ne yazık ki kendince kötü bir çocukluk geçirmiş ebeveynlerin “çocuğum benim yaşadığımı yaşamasın” kaygısı, çoğu zaman çocuğa olumlu olarak yansımaz. Ve biz tam da, anne babamızın hoşlanmadığımız tavırları içinde buluruz kendimizi…

Çocukların kendilerine yeten, güvenli ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olabilmeleri için anne ve babalarından yeterli sevgi, şefkat ve ilgiyi görmeleri, hayatta bir takım sınırların ve kuralların var olduğunu öğrenmeleri gereklidir. Ve bu noktada ebeveynlerin “özgüvenli olmak ile şımarık olmak” arasındaki ince çizgiyi, çok iyi ayırt etmesi gerekmektedir.

Çocuğunuzla yemek yeme konusunda problem yaşıyorsanız ve duygusal düşünerek “aman aç kalmasın - aç uyumasın” diye ona alternatifler sunuyorsanız, daha büyük problemlerin alt yapısını hazırlıyor olabilirsiniz. Çocuğunuz adına konuşuyor, çocuğunuz adına karar veriyorsanız yolunda gitmeyen bir sürecin içindesiniz demektir.

Çocuğumuzun şımarık olup olmadığını anlamak için birkaç soruyu kendimize sorabiliriz. Örneğin; çocuğumuza rahatlıkla “hayır” diyebiliyor muyuz? Hayır demek bizim için zor bir tavır ise neden?

Hayır dediğimizde ne oluyor ve tam olarak ne hissediyoruz? Aslında kabul etmememiz gereken bir takım talepleri, dayanamayarak kabul etme sıklığımız yoğun mu? Ne kadar yoğun? Bir kural koyduğumuz halde, kurala uyulmadı mı bu ihlali kabul ediyor muyuz?

Çocuğumuza sık sık hediye alıyor muyuz? Bu hediyeler gerçekten ihtiyacı mı, yoksa hediye aldığımızda çocuğumuz değil de biz mi mutlu oluyoruz?

Bazen de çocuk şımarık olmasın diye aşırı tepki veren ebeveynlere de şahit oluyoruz. Kızmak ve bağırmak çocukları susturur ve suçlu hissettirir. Ama çocuğun hatasını anlamasına veya davranışını değiştirmesine katkı sağlamaz.

Yapılan tüm bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, hangi sosyoekonomik seviyede olursa olsun, çoğu anne baba “negatif ebeveyn tutumlarını” sergileyebiliyor. Negatif ebeveyn tutumu dediğimiz şey, tehdit, bağırma, vurma ve sevgiden mahrum etme gibi davranışlardır. Bu olumsuz davranışları en aza indirmek için “bilinçli farkındalığımızı” artırmalı, annelik ve babalık kimliklerimizi unutmamalıyız.

Hayatımızın birçok alanında olduğu gibi, çocuk yetiştirme konusunda da “dengeli olmaya” ihtiyacımız var.

Afrika kabilelerinden şöyle bir söz vardır; “Kabilesi tarafından sevilmeyen çocuk, o sevgi sıcaklığını hissetmek için sonunda kabileyi yakar”. Yani çocuğumuzun bizi ve kendisini yakmasını istemiyorsak, öncelikle zamanında ve ihtiyacı olan sevgiyi, ilgiyi, şefkati ona vermeliyiz. Ama sevgi ve şefkati vermek demenin, sınırsız ve kuralsız çocuk yetiştirmek olmadığının bilinciyle…

Semra Aydın Avşar
Aile Danışmanı

Abdurrahman Pala

HÜSAM DİYE BİRİ

Ahmet Tekin

İsra ve Zümer Surelerinin Fazileti

Mustafa Cerit

Nerede Yanlış Yaptık

Dr. Ömer Aydın

Kitap Ehli Kur'an'dan Medet Umarken

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Üniversitede Hırsız Var!

Prof. Dr. Ulvi Saran

Başörtüsü: Simge mi, Kıyafet mi?