24 Mart 2019
  • Istanbul 12.78°
  • Ankara 6.11°
  • Izmir 15°
İmsak 05:29
Güneş 06:55
Öğle 13:16
İkindi 16:42
Akşam 19:26
Yatsı 20:46
BIST99.835
Dolar5,7445
Euro6,4830
Altın243,334

Büyüdük ve Mutluluk Fakiri Olduk

Uğur Şen Bayrak
19 Ekim 2017 Perşembe 20:31

Bir gün çok zengin bir adam, oğlunu kırsal kesime götürüp ona insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek istemiş. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gün bir gece geçirirler. Şehre dönerken baba oğluna sorar:

-Yolculuğumuzu nasıl buldun?

-”Çok güzeldi babacığım” diye cevap verir oğlu.

-İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün, değil mi?

-Evet, gördüm.

-Peki ne öğrendin? diye sorunca babası,

-”Şunu gördüm” der oğlu. “Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına kadar gelen bir havuzumuz, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor.

Ufaklık yaşından büyük konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemez. Ve çocuk, son vurucu kelimesini ekleyerek şöyle der:

-Bizim ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, sana çok teşekkür ederim babacığım!

Hatırlarsınız değil mi:

 

Soğuk kış günlerinde, banyodan çıkar çıkmaz soluğu sobanın başında alan çocuklardık biz. Saçlarımızda kalan su damlalarını sobaya düşürür, ‘cıs’ sesini duymayı beklerdik. Bazen bir iki mandalina kabuğu da koyardık aynı sobanın üzerine ve en heyecanlı mahalle maçlarını annemizin zamansız seslenişiyle kaçırırdık.
Cuma günü verilen tatil ödevini, pazar akşamına kadar yapmayan çocuklardık. Sınavlarına hep son gece çalışan çocuklar…
Bir simidi en az üç kişi yerdik ve aynı şişeden gazoz içerik. Hiç gocunmadan, üstelik bundan mutluluk duyarak…
En uysalımız bile dinlemezdi anne sözünü, bu yüzden her birimiz anne terliğinin (hatta oklavanın) tadına bakmıştık.

Kar tutar tutmaz kartopu savaşlarına başlardık, bir de kardan adam yapmaya. O kardan adamın erimemesi için uyumadan önce dua eden çocuklardık.
Her pazar banyoya sokup örgü liflerle, beyaz sabunlarla domates gibi kızarıncaya dek yıkardı annelerimiz. Bu yüzden hala tertemiz çocuklarız ve yine bu yüzden her sabun kokusunda çocukluğumuzu hatırlarız.
Vazgeçemezdik hiç sokak oyunlarından. Bazen saklambaç, bazen yakantop, bazen de çelik çomak…

Salçalı ekmeklerle doyurduk karnımızı, yere düşen ekmeği kutsal bilip öpüp alnımıza koyduk.
‘Arkadan ağlar’ diye diye yedirdiler tabağımızdakileri, yemeğin yarım kalan yarısına karşı bile hep suçluluk duyduk.
Annesiyle pazara giden, yaşlıların poşetlerine evine kadar taşıyan, ekmek parasının üzerine çekirdek alan çocuklardık.
Kaldırıma oturur çekirdek çitler, kapı eşiğine paspas serip evcilik oynardık.
Bahçeli evlerimizde insanlara güvenerek büyütüldük, ondandır bunca kolay aldanışlarımız.

“Beni ne kadar seviyorsun?” dediğinde babamız, dünyayı kucaklar gibi kollarını sonuna dek iki yana açan çocuklardık. En büyük derdi ekmeğin arkasına yapıştırılan kâğıdı çıkarabilmek olan çocuklar…

Mutluyduk, hiçbir şeyimiz yokken bile mutlu.

Şimdiki günlerde yaşadıklarımızı düşününce, her şeye rağmen ne denli güzel ve ne kadar zengin olduğumuzu daha çok algılayabildiğimiz ‘dün’ler yaşamışız.

Çocuk gibi çocuklardık bizler, mutlu çocuklardık. Şimdilerde mutluluğun her zerresine nasıl da muhtaç kaldık. 

 

Evet, yaşam standartlarımız o yıllarla kıyas edildiğinde, elbette yükseldi yaş aldıkça her anlamda değişti ama bunca didinmemize rağmen 'gerçek zenginlik!' işte o hak getire ...

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.