Bu Bir İkrah Yazısıdır! Midesi Kaldıran Okusun!

Ahmet Tezcan
04 Ağustos 2020 Salı 14:24

Ayasofya açılışı, ilk Cuma, kılıçlı hutbe, vakıf laneti, pandemi, Kurban Bayramı, yine kılıç, yine hutbe, yine pandemi, tatil, deniz, kum, yine pandemi, İstanbul Sözleşmesi, KADEM, LGBT, TÜGVA, TÜRGEV, Abdurrahman Dilipak, Odatv, Yusuf Kaplan.. falan filan feşmekan derken son bir hafta içinde herkese bir kulp takıp da kendi gözündeki merteği görmeyen fertlerden oluşan bir Niza Toplumu nasıl olur dünyaya gösterdik.

Sebep?

Çünkü, herkesin ayranı baldan tatlı.

Böyle bir toplumda; vergilendirilmiş kazanç başkaları için kutsaldır.

Böyle bir toplumda; benim inancımın yükümlülüklerinden başkaları sorumludur, benim düşüncem ve zevkim herkesi bağlar. 

Böyle bir toplumda; herkes her şeyi bilir, herkes herkesi suçlar, sorgular, yargılar, herkes ancak başkasından hesap sorucudur.

Böyle bir toplumun istisnası yoktur çünkü;  herkes beyazdır, herkes kara!

Kum fırtınası ortasında kimsenin omzuna toz konmayan kerameti kendinden menkul mucizevi bir toplumuz vesselam.

En düşünürümüz bile aptallara aptallığın ne kadar aptalca olduğunu anlatıp durur yıllarca,  şarkılarımızda bile hayat “nerden baksan anlamsız, nerden baksan ahmakça”dır.

Bir zamanlar “Tanrım beni baştan yarat!” diye yalvarırdık, artık Tanrı'yı baştan yaratıyoruz her gün!

Hangi ara böyle olduk biz?

Islak zemine yatırılmış saman kağıdı gibiyiz, neremizden tutsalar parçalanıyoruz.

Aşırı sıcak havayla gelen sert poyrazda tutulan boynumu bahane ediyorum yazmamak için bir haftadır, fakat işin gerçeği o ıslak kağıdın neresinden başlayacağımı bilmiyorum, nereye dokunsa kalem ucu, o yeri yırtacak, parçalayacak, yok edecek çünkü.

Kırk yıl gazetecilik, yazarlık, televizyonculuk yapıp, yönetim ve siyaset sahasında da bir süre bulunduktan sonra, olan biten her şeyde bir arka plan okuyor, her cümlenin sözcüğünde gizli yüzler görüyor, her şakanın tebessümünde domuz dişlerinin parladığını farkediyorsunuz.

Arka planda kan gövdeyi götürüyor çünkü, suratlar paramparça ediliyor, gülerek dişliyor herkes birbirini.

Hangi birini yazacaksınız?

Yukardan bakınca temiz eller, çeviriyorsunuz bir avuç bataklığa dönüşüyor.

Ne yazsanız göz bayacak, ne yapsanız bir yangının külünü yeniden yakıp geçeceksiniz, öyle görünüyor.

Yazmak ikramdı eskiden, misafir gelince önce sofra yazılır, Allah ne verdiyse ikram edilirdi.

Yazmak ikrah oldu şimdi, sofra yazmıyor, tezgah kuruyor, porselen döşüyor, kurum satıyoruz.

O yüzden boynumu meşe odununa çeviren poyraza şükrediyorum bir haftadır, bahanem oldu benim,

yazmak istemedim.

Her lokmada kusacağınızı bilerek hangi sofraya oturabilirsiniz ki?

 

Üzgünüm Leylâ!

 

Hasan Mesut Önder

Kontrespiyonaj Hikayesi: Avcı İken Av Olmak

Ahmet Tezcan

Alın Size Pazar Yazısı

Hasan Birgül

Putin’in Siber Savaşı

Erdal Şimşek

Uçak Gemisi Nasıl Batırılır?

Celal Arslan

Enflasyon ve Ekonomik Büyüme

Talha Arslan

Fenerbahçe’den Çok Önemli 3 Puan