Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Bilmek Kolaydır, Anlamak Zahmet İster

Mehmet Hakan Kekeç
06 Nisan 2020 Pazartesi 08:27

Korona pandemisi nedeniyle evlerimizde kendimizle baş başa kaldık, buna hazır değildik. Herkesin zihninin derinliklerinde aynı soru: Peki, kimim ben?

Shakespeare Kral Lear’a “Var mı burada beni tanıyan kimse? Öğrenmek istiyorum, kimim ben?” diye sordurduğunda, 1606 pandemisi nedeniyle evinde karantinada ve kendisiyle baş başaydı.

Fransız yazar Frederic Beigbeder “gerçekten kim olduğu” üzerine hapishanede düşünmeye başladığını söylüyor: “Polisler kimliğimi tespit etmek istiyorlardı, itiraz etmedim, buna benim de ihtiyacım vardı.”

Bugünlerde tıkılı kaldığımız, sokaktan tamamen izole evlerimiz aslında yaşamak için değil, barınmak için... Akşamları saklandığımız, geceleri uyuduğumuz kapalı kutular. Barınıyoruz ama yaşayamıyoruz. Yaşamak için kendimizi unutturan toplumsal düzene alışmışız, kutularda kendimizi yadırgıyoruz. Oysa ne de iyiydi, titrlerimizi kendimiz sanıyor, avunuyorduk. Titr, latinlerin titulus dediği, unvan. Tyler Durden unvanının ötesinde kim olduğunu anlamak için bir bodrum katında onlarca adamdan sıkı bir dayak yemeye razıydı.

***

Küçük bir bunalım, en zayıf noktaları ortaya çıkarır. Şu an en yoğun hangi duyguyu yaşıyorsanız, bilin ki nevrotik zihniniz tam da orası.

Evde dura dura politize olduğumu hissettim… Böylelikle bunun nevrotik ve aşılması gereken bir hal olduğu anlaşılmış oldu. Fakat iş işten geçmiş olmalı: İstanbul’da neden vasıtaların azaldığını sordum. Bir akademisyen, çalıştığı Ermeni tarihini bırakıp bana “Şatodaki partizan” dedi. Belli ki onun da kendisine tahammülü kalmamış. Kendi etiketini itiraf edemeyenler, başkalarına etiketler takarak dolaşır.

Sahi, şatodaki partizan mıyım ben?

Güncel siyasal sorunların aşılması için, siyasal olanın ötesinde durmak gerekir diye düşündüğüme göre, o kadar da partizan olmamalıyım. Görüyorsunuz, hep aynı soru: Kimim ben?

Bundan sonra haftada iki defa tam da burada yazılarım olacak. Böylece foyam ortaya çıkacak.

***

Tarihte savaşların en büyük nedeni, kimlik sorunudur. Vassallık kimliğinizi siler, direnirsiniz. Ya da öyle bir kimliğiniz vardır ki, herkesin vassalınız olması gerektiğini düşünür, gene savaşırsınız. Bütün hesaplaşmalar, “ben kimim?” sorusuyla başlar.

Pandeminin dünya düzenini değiştireceği konuşuluyor. Ama önce bizi değiştireceği söylenmiyor. 1348 Kara Ölüm vebası sonrası gaddar feodalizm, köylüler kim olduklarını keşfettikleri için yıkılmıştı.

Rene Dubos’nun 100 yıl önce söylediklerini biz yeni fark ediyoruz: Doğaya, kültüre ve kendimize hakim olduğumuz bir yalandı, bilimin her işe muktedir olduğu ise bir propaganda. Tarihin sonundayız sanıyorduk. Kendimizi çıkamadığımız evlerde tıraşsız bulduk. Dubos, “acizliğimizi ilk pandemide anlayacağız” diyordu. Biz bu acziyetle nasıl baş edeceğiz? Ben kimim, bulduğumuzda.

***

Tanım sorunu yaşadığımızda, komplo teorisi üretmek en acil çıkış yoludur. Anlamak zahmet ister, bilmek ise kolaydır. Hele komplo teorisi üretmek anlık bir olaydır. İngiltere’de bu pandeminin 5G ile ilgili olduğu düşünülmüş. Ne de olsa zeka özgündür, aptallık evrensel. Zannedersiniz tarihin ilk gördüğü pandemi Covid. Kara Ölüm kaç G yüzündendi? Bunlar konformist ve bir salgında sallanan dünyasına tapan zihinlerin tanı ve çözümleridir.

Komplo teorilerine değil, kendimize odaklanmalıyız. Kim olduğumuzu bulduğumuzda, yeni normali biz şekillendirebiliriz. Bilmek değil, anlamak zorundayız.

Mehmet Hakan Kekeç

Yıldırım Bayezid’in Kemikleri Neden Yakıldı?

Ahmet Tezcan

Afedersiniz Ama Siz Aynalı Sazan Mısınız?

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Genetiği Değiştirilmiş Doktorlar (GDD)!

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi

Erdal Şimşek

İstifa Et Ey Ahmak Bülent Arınç!