Azerbaycan Ermenistan Ateşkesi Üzerine

Erdal Şimşek
10 Ekim 2020 Cumartesi 11:10

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Moskova’da varılan ateşkes anlaşması, başta Türkiye kamuoyu olmak üzere Azerbaycan halkı tarafından büyük bir hayal kırıklığı ve psikolojik çöküntüye sebep oldu.

İlk baktığımızda bu ateşkes, Ermenistan için kelimenin tam anlamı ile bir kurtuluş, bir can simidi oldu. Zaten Erivan’dan yansıyan görüntülere baktığımızda, bütün Ermeniler sokağa dökülmüş ve bayram gibi bu anlaşmayı kutladılar. Çünkü, bu anlaşma onları Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetlerinin elinden kurtarıyor.

Bu, olayın görünen boyutu.

Yaklaşık 30 yıl önce, bu savaş ve terör konusunda mesleki uzmanlığı tercih ettiğimde, bir çok diplomat, örgüt lideri veya illegal savaş yapmış teröristler, gayri nizami harp yöntemlerinin usta ismi emekli askerler, istihbaratçılar ve akademisyenlerle görüşmüştüm.

Hepsinin içerisinde bir emekli büyükelçinin sözleri dikkatimi çekmişti:

“Bu işe yöneldiğinde, masada görünene bakma. Masada gösterilenin arkasına bakmayı başaramazsan ne dış haberci ne terörcü ne de savaşçı olursun.”

İsmet İnönü’nün hiç sevmediği ve kendisini “duyun u umumiyeci olarak” tahkir ettiği merhum Oğuz Gökmen’di.

Oğuz Gökmen, Türk Dışişlerinde müthiş bir kariyer ve saygınlığa sahip bir insandı. Dileyen onunla ilgili yazılanlara bakar internetten. 2007’de rahmetli oldu.

Merhum Gökmen’in bana vasiyet gibi söylediği bir sözü vardı:

“Uluslararası ilişkilerde olanları çabuk anlamak istiyorsan, İsmet Paşa’nın hayatını çok iyi incele. Sırrı onda yakalarsın.”

Bu nasihatten sonra İnönü ile ilgili o güne kadar Türkçe yazılmış ulaşabildiğim ne kadar yazı ve kitap varsa okudum. Tamamının ortak iki özelliği vardı. Oldukça yeknesak ve aşırı tedbirli (Zaman zaman korkaklığa kadar varacak tedbirlilik)ve herkesin baktığının tersine olaylara bakma.

Merhum Kemal Tahir, İsmet Paşa için şunları yazmıştı:
“Bir olayla ilgili insanların tamamı bir yöne bakarken, İsmet Paşa ters tarafa bakar.”

Ve dersimi çalıştığımı sandığımda rahmetli Büyükelçinin kapısını çalmıştım. Bu iki hasletini söyledim. Bana, “şimdi oldu, bütün olaylara İsmet Paşa gibi tersinden bak. Ama korkarak değil, çözüm üreterek o bakışını tamamla.”

Moskova’da iki Ermeni’nin ve bir türkün (Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Gürcistan Ermenisidir) ateşkes masasında elbette adalet çıkmazdı. Lakin, Hadiselere tersinden bakarsak Azerbaycan bunu muazzam bir fırsata çevirebilir. Şöyle ki:

Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetleri, Karabağ’da ortalama 30-35 km ilerledi. Bazı bölgelerde 50 km.’yi aşan ilerlemeler kaydetti. Karabağ’ı gezen gören biri olarak söylüyorum ki, o kadar kısa zaman içerisinde bu kadar ilerlemek, her ordunun harcı değildir. Bu alan hakimiyetini, 40 yıldır teröristlerin yürüttüğü gayri nizami harp yöntemlerine karşı muharebe eden Türk Silahlı Kuvvetlerinden başkası yapamaz. Bu imkansızdır. Amerika, Rus, Kanada, İtalyan, İngiliz, Alman, Çin başta olmak üzere dünyanın bir çok ordusunun muharebe yeteneğini cephede/sahada gören, gözlemleyen biri olarak iddia ediyorum, hiçbir ordu bu kadar sürede Karabağ gibi bir arazide bu kadar alan hakimiyeti kuramaz.

Bu kadar hızlı ilerleyen ve dünyanın en engebeli arazilerinden biri olan Karabağ’da hakimiyet kuran Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetlerinin lojistik ve tahkimat ihtiyacı o kadar yükselmiştir ki…

Cephenin zafiyet göstermemesi için cephe gerisinin sağlam olması gerekmektedir. Yani lojistik ve tahkimatının da aynı oranda sağlamlaştırılması lazım. Bu yüzden, Azerbaycan ordusunun bir ateşkes eşliğinde bir müddet durması ve arkasını sağlama alması gerekmektedir.

Savaşta bir askerin hastalanması veya yaralanması demek, en üz üç askerin görev dışı kalması demektir. Bu yüzdendir ki Amerikan ordusu M 16 tüfeklerini icat etti. Ağır yaralayan ama öldürmeyen bu tüfeğin bir isabetli ateşiyle cephede en az üç askeri görev dışı bırakıyor. Çünkü yaralı askeri taşıyacak, tedavi edecek ve cephe gerisine taşıyacak en az iki askere ihtiyaç vardır.

Azerbaycan ordusunun askerlerinin çatışmalarda olmasa bile doğal koşullardan kaynaklanan yaralanmalarla karşılaşmaları kaçınılmazdır. İşte bu askerlerin tedavi ve sevkleri o arazide imkansıza yakın bir güçlüktedir. Bunun için kurtarılan topraklara derhal lojistik merkezleri ve takviye üsler kurulmalıdır.

Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetlerinin aklı eski Sovyet aklı değil artık. Türkiye Cumhuriyeti Türk Silahlı Kuvvetlerinin onlarca yıldır verdikleri eğitiminden dolayı artık bu ordunun da savaş ve barış aklı binlerce yıllık Türk ordusu geleneği aklıdır. Yani Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetleri de dünya askerlik tarihinin piri olan Mete Han aklıdır. Ve bu aklın taktikleri halen dünyanın en ileri taktiğidir. Stratejide de durum aynıdır. Sivil yöneticiler de bu aklı görmüşlerdir.

Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetleri, Mete Han’dan kendisine sirayet eden bu aklın taktik ve stratejilerini uygulayarak Karabağ’ın gerekli stratejik noktalarına levazım merkezleri, üsler ve tahkimat noktaları kurarsa, olası ikinci bir çatışmada çok daha hızlı ilerleyecektir.

Özellikle Azerbaycan kara ile zırhlı birlikleri için bu ateşkes sürece biçilmiş kaftan olacaktır. Evet Ermeniler bu ateşkesle canlarını kurtardıkları için sevinsinler. Ama ya ikinci bir çatışma?

O zaman Ermeni ordusunun toplu intiharı demektir. Umarım ve dilerim Ermenistan ikinci bir çatışmaya sebep olmadan Azerbaycan’ın işgal ettiği topraklarından çekilir.

Özellikle Türk kamuoyu şunu bilsin ki, Orta Asya, Kafkasya Sibirya, Rusya dahil olmak üzere, o bölgenin en gelişmiş, en yetenekli ve en teknik ordusu Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetleridir.

Umarım ve dilerim.

Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci