Tüm Türkiye’nin gündeminde olan Kaz Dağları meselesini masaya yatırıldı. Haber365'te yayınlanan Analiz ve Akış programında Halit Emre Aydın ve Furkan Hasdemir neden bu olayın bu kadar gündeme geldiğini analiz etti.

F:Kaz Dağları meselesinin patlak vermesini nasıl yorumluyorsunuz?

E:Bir kere mesele Kaz Dağları meselesi değil, konuşulan yer Kaz Dağlarında değil. Kaz Dağlarına 40 km uzaklıktaki başka bir alan. Bana dünya üzerinde bir alanda madeni olupta o madeni her hangi bir sebeple çıkarmaktan vazgeçmiş egemen bir ülke göstersinler bütün eleştirileri kabul ederim. Bu konuyla alakalı aktif siyasetçi, muhalif ve madenci olan bir dostum bana şunu söyledi: Bir alanda maden varsa o madenin başka bir alanda çıkarılma ihtimali yoktur. Ve Türkiye'deki Orman Bakanlığı'ndaki madencilik mevzuatı dünyanın en sert mevzuatıdır. Maden çıkarmak için ağaç kesiyorsanız, minimum 2 katı ağacı başka bir yerde dikmek zorundasınız. Altın çıkarma eylemi gayrimeşru bir eylem mi ki? Türkiye'nin yıllık altın ithalatı kaç para? 8.5 milyar dolar. Kendi bölgemizdeki altını çıkartmayalım, kömür çıkartmayalım, hes yapmayalım. Ama elektrik kesildiği zaman da "devlet nerede?, elektrik neden kesildi?". Altın pahalılaşınca," altın niye pahalandı". Bu ne lahana, bu ne perhiz? Gerekli ağaçlandırmanın yapıldığını biliyoruz. Bir sürü yetkili ve konunun uzmanı bunu beyan ediyor. Bölgeye hakim muhalif madenciler bile konunun manipülasyon olduğunu başka bir amaçla yapıldığını söylüyor. O dostum bana bununla ilgili basit bir veri verdi. Türkiyenin orman bölgelerinin madenler ve madenciler tarafından kullanılan yüzdesi binde 2,5. Ama orman bakanlığını hazine dışı gelirlerinin yüzde ellisi madenlerden. Bazıları "Altın çıkarmışlar ama çok ucuza vermişler" demişler. Neye göre ucuza verilmiş? Toprağı açtıkları gibi külçeyle altın mı çıkarıldı? Bu hesap nasıl yapılıyor? Hesap ve finans bilhaberler ama hesap yapıyorlar. Orda bir sondaj faaliyeti var, harcanan paralar, devletin aldığı vergier var. Ortada dünya ortalamasına uygun bir anlaşma var. Burda takip edilmesi gereken şey şudur: Orda çıkarılan maden ülkeye ne kadar katkı sağlayacak? O maden çıkarılması esnasında ortaya çıkabilecek olan zararın telafisi noktası noktası göre yapılıyor mu? Bu madene karşı çıkanlara olan bakışımızdı. Madenle alakalı özellikle muhalif olanların ağaçları kazarak elde ettikleri evleri ve yazlıkları var. Onlar ağaç kestiğinde problem olmuyor da devlete, millete bir katkı olurken mi sıkıntı oluyor? Gelelim maden şirketine... Burada kendini ifade etme ve iletişim problemi var. Bahse konu şirketin basın ve halkla ilişkiler yetkili kişisi siyasi iktidarın siyasi uzantılarından biri. Sadece siyasi ilişkiler devam ettirilsin diye halkla ilişkilere bu insanı koymak iletişim sorunu ortaya çıkarır. Ama ülkedeki maden faaliyetlerini, enerji faaliyetlerini, nükleer tesislerle ilgili dünyanın önde gelen ülkelerinde engellenmiş tek bir örnek koysalar ben onları desteklerim. Konu kazdağları değil kaz dağları kaz dağlarından bahsediyorlar. 8 senedir faaliyette olan bir maden bugün gündeme getiriliyor. Şirket zaten kestiklerinden çok daha fazlasını ekiyorlar.


F: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bu konuyla ilgili güzel bir açıklaması vardı. Dedi ki: "Geçtiğimiz günlerde PKK terör örgütü ağaç katliamı yaptığı zaman neden ses çıkarmadılar? O gün ona ses çıkarmayanların yaptığı bugün tiyatrodur."

H: Bu vatan hainliğidir. Orda kandırılmış, çevre hassasiyeti ile oraya götürülmüş vatandaşları kastetmiyorum. Bu insanları provakate edenlerden bahsediyorum. Nükleer santralde yapmayalım elektrik yanmasın. Sonra neden elektrik yanmıyor? Altın olmasın. Neden dış ticaret açığı var? Eğer o şirket tahaaüt ettiği şekilde anlaşma yaptığı alanın yakın bir bölgesinde gerekli ağaçlandırmayı yapmazsa hesabını sorarız. Eleştirecekseniz doğru yerden doğru şekilde eleştirin. Şunu tartışsınlar: Bu şirket Türkiye'ye girerken kimin mihmardanlığında kimin önderliğinde girdi? Biz de katılalım bu tartışmaya.

F.K: Programı kapatmadan önce bu konuştuklarımızın üstüne bir özlü söz söyler misiniz?

H. E. A: Bir Amerikan Dış İşleri Bakanı Henry Kissenger özel bir sohbette itiraf ettiği bir şey var. Biz devletin ve Amerikan ulusunun çıkarlarına karşı gelen ve bu konuda faaliyet gösteren insanları ya öldürürüz ya da hapsederiz. Kimsenin bizim ali menfaatlerimize karşı çıkmasına müsaade etmeyiz.