Alın Size Pazar Yazısı

Ahmet Tezcan
20 Eylül 2020 Pazar 12:18

Corona salgını Pandemi sıfatı kazandığı günlerde dile pelesenk edilen bir söz vardı; “Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak!”

Dünya Corona'dan insanlık öğrenecekti güya, aklımız başımıza gelecek, yaptığımız hataların farkına varacak, bir daha eylemeyecektik.

Bendeniz; hüsranla beslenen, nisyanla malûl, isyan oğlu insanın bugüne kadar sayısız belalardan, afetlerden, salgınlardan geçmesine rağmen kökten değişmediğini, değişmeyeceğini savunanlardan idim.

Nitekim gördük; ne Doğu ne Batı cephesinde değişen hiç bir şey yok!

Korkum odur ki; Pandemi sürecinden öğrendiği ve edindiği tecrübe ile kendisini, başkalarını ve çevreyi eskisinden beter tahribe girişecektir günümüz insanı. Felaketlerden fırsat, acılardan rant devşiren, zannı uğruna kan döküp can alabilen tek yaratık olarak insan, endişem odur ki nefsi, hırsı, acımasızlığı daha bir bilenmiş çıkacaktır bu pandemiden.

Hani o göğsümüz pek kabararak dinlediğimiz mehter marşında, yazanı kimdir bilemediğim bir mısra var ya; “Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar” diye. İşin gerçeğini o mısra söylüyor aslında. Tarihi çevirdikçe birbirinin kalbine dalmak için fırsat kollayan insanoğlunun nal ve kısrak sesleriyle  çoğalttığı narasıyla arzın göğünü döven haris ruhunu görmemek imkansız.

Yerinize ben sorayım hadi:

Ne demek istiyorsun sen Amedbaba? O marş bizim ecdadımızı anlatıyor, sen ecdada tersten laf mı çakıyorsun?

Evet o marş ecdadımızı anlatıyor. Peki siz; Oğuz Kaanları, Alparslanları, Fatihleri, Yavuzları, Mustafa Kemalleri ecdadımız olarak görüyorsunuz da, Neronları, Sezarları, Hitlerleri, Stalinleri nereye koyuyorsunuz? Şayet şu yeryüzüne atılmış “insan” türünden isek, tarihi çevirdikçe karşımıza çıkacak her karakter bizim için ecdad hükmündedir. Onların hikayesi dolaylı da değil doğrudan, birebir bizim hikayemizdir.

Tersten mersten değil, doğrudan laf çakıyorum evet ama muhatabım kendim!

Çünkü tam da Prof. Dr. Sinan Canan'ın söylediği gibi; karnı doyunca arıza çıkaran tek canlı türüyüm ben! Son çıkardığım arıza dünyayı perişan ediyor işte; savuşturunca “Bana değmedi” diye seviniyor, yakalanınca “Bu kadar insan arasından geldi de beni buldu” diye söyleniyorum.

Biz buyuz; mayası nisyan, gıdası hüsran, edası isyan olan insanız!

Kimi kandırıyoruz Allah aşkına!

Hangimiz içimizde Halil Sezailer yaşatmıyoruz gizli gizli.

“Evlâ leke fe evlâ!”  sadece bir kişiye yapılmış ve 1500 yıl öncesinde kalmış bir uyarıdan mı ibaret acaba?

Tarihi çevir, aynaya bak, kendini görmüyorsan, sıkıntı büyür hiç bitmez.

Bitmiyor da zaten, atak üstüne atak yapıyor, kaçıncı pik noktasındayız, bilen var mı?

Sorumluluk yükü; yakar top gibi başkasına atarak asla kendimize dokundurmadığımız ve fakat adı üzerinden gruplar, çeteler, mahalleler, sahte bağlılıklılar ve azgın bağımlılıklar üreterek silah ve kalkan niyetine kullandığımız bir araç.

Yaşam amacını; bütün kutsalları ve değerleri nesneleştirip aynadaki yüzünü parçalayarak varlığına gerçeklik kazandırmaya çalışan çağ çıbanı garip yaratıklarız işte, var mı ötesi?

İlk cinayetin kardeş katli olduğunu ne çok unutuyoruz! O lanetli andan bu deme ne değişti Allah aşkına? Bütün buluşlarımız öldürme ve gizleme yöntemlerimizi geliştirmekten başka neye yaradı? Kargayı kılavuz edinip insan yanımızı o gün gömdük toprağa biz. O günden beri uyanışı olmayan bir bitimsiz kabus gibi hep aynı cinayeti işleyip duruyor, adına tarih diyoruz.

İnsanlık Tarihi...

Kâbustan uyandığımızı zannedip aydınlandık dediğimiz çağda Tanrı'yı da öldürdük ve düştüğümüz çıldırtıcı boşluğu doldurabilmek için sürece, yani gördüğümüz düşe, kendi yarattığımız kâbusa tapınmaya başladık.

Baş kahramanı karga olan bir senaryonun figüranlarından ibaretiz hepimiz!

Kime şişinip duruyoruz, kime?

Üzgünüm Leylâ!

Celal Arslan

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Adem Kılıç

Fransa'nın Yüzünden Batı'nın Makyajı Akıyor!

Talha Arslan

Fener’in Rüzgarı, Fırtınayı Süpürdü!

Erdal Şimşek

CHP’de Neler Oluyor?

Efdal Öztürk

Turunç Rengi Bir Mevsim Sır Veriyor

Hasan Birgül

Zihinsel Tedavi Süreci