Son Dakika Coronavirüs Haberleri Korona Yaz 8119'a Gönder 10 ₺ Bağışta Bulun

Afedersiniz Ama Siz Aynalı Sazan Mısınız?

Ahmet Tezcan
21 Mayıs 2020 Perşembe 09:35

N’oldu, niye o kadar şaşırdınız ki?

Belli ki ortada bir provokasyon var. Provokatörün biri yahut birileri İzmir Müftülüğü’nün merkezi hoparlör sistemine girip minarelerde İtalyan marşının Türkçesi Çav Bella’yı yayınlamış. Emniyet ve istihbarat elbette provokatörleri tespit edip yakalayacaktır. Hadise bu.

İşin gürültü koparan kısmı; İzmir camilerinde çav bella yankılanırken çekilmiş değişik video görüntülerini CHP yerel örgütünde bir süre başkan yardımcılığı yapmış bir kadının Twitterda melodi işaretleriyle şıkırdayarak yayınlaması oldu. Gerçi sonradan yarım ağız özür metni yayınlamak durumunda kaldı ama onu da kimse sallamadı. Çünkü muhalefet yanlılarının provokatif spekülatif tweetler atıp silmesi neredeyse adet ve haslet haline geldiği için kimse çeyrek ağız özür dilemelere itibar etmiyor artık.

Ortada bir provokatif eylem ve bunun gündeme getirilerek ortalığın karıştırılması gibi bir tutum var evet. Bu tür eylem ve tutumlara, deprem gibi, pandemi gibi alışıyor olmamız lazım aslında ama olmuyor, provokatörler ve yancıları amaçlarına ulaşıyorlar her seferinde.

Her zaman söylüyorum ya; seçimler seçmenlerin duygularına basarak yapılır, bu yüzden bütün seçim süreçleri provokatif ve spekülatiftir. Ancak partilerden biri iktidara geldiğinde artık onun için seçim bitmiş demektir, o duygularla değil ilkelerle iş yapmak zorundadır, fakat muhalefet için süreç bitmez o yine duygular ve algılarla oynamaya devam eder.

Bu sözüm; provokasyonları ve spekülasyonları onaylayıp meşrulaştırdığım anlamına gelmesin. Bir gerçeğe işaret etmeye çalışıyorum sadece.

Türkiye’de muhalefetin başında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olduğuna göre provokasyon ve spekülasyon konusunda yaklaşık 100 yıllık bir tecrübeden söz ediyoruz demektir.

Çünkü CHP yaklaşık 100 yıllık tarihi boyunca, rahmetli Bülent Ecevit’in kısa azınlık hükümeti dönemi hariç, bir kez bile halkın tercihi ile iktidara gelebilmiş değildir. Yani CHP halk iradesiyle iş başına hiç gelemedi, hep seçim atmosferinde provokasyon ve spekülasyon soluyarak yaşadı. Oksijeni spekülasyon, kardondioksiti provokasyon oldu CHP’nin.

Çünkü bu partinin unutulmaz ve ölümsüz lideri İsmet İnönü; ta Cumhuriyet öncesinden, Milli Mücadele’nin başında İstanbul’dan apar topar Ankara’ya gönderildiğinden bu yana, adı hep provokasyonların ve spekülasyonların merkezinde yer almış bir kişi olarak, sadece dünün değil bugünün hatta yarının siyasetini etkileyip dalgalandıracak bir etki gücüne sahipti.

Hâlâ öyle!

Yakın tarih ile ilgili çok değil, bir kaç kitap okumak yeterli; Nurer Uğurlu’nun iki ciltlik Rauf Orbay – İsmet İnönü Kavgası, İsmet Bozdağ’ın Bitmeyen Kavga / Atatürk-İnönü İnönü-Bayar araştırmalarının yanında, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Çerkes Ethem gibi Milli Mücadele şahsiyetlerinin hatıralarını okumak size mutlaka bir fikir verecektir.

Milli Mücadele günlerinden başlayarak TBMM’deki provokatif olayları, isyan adı verilen kimi hadiseleri, darbeleri, suikastleri, sürgünleri, idamları, kıyımları ve yasakları şöyle bir tarayacak olursanız, hemen hepsinin odağında bir şekilde İsmet İnönü’nün yer aldığını görürsünüz.

İstiklal Harbi’nin başlatılmasında  belki birinci dereceden etkisi olan yenilmez Kazım Karabekir Paşa gibi, Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay gibi, Mareşal Fevzi Çakmak gibi korkusuz adamların, odağında İsmet İnönü olan bir provokasyonun kurbanı olmak konusunda korkudan tirtir titrediklerini görürsünüz. Özel sohbetlerde bu korkunun Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’te bile olduğunu söyleyerek, İsmet İnönü için “Atatürk’ün Pavlus’uydu” diyen kimi tarihçilere de rastlarsınız.

Bu korku o kadar büyüktür ki, günümüzde Roma, Bizans, Osmanlı tarihlerine dair analizleriyle devleşen tarihçilerin bile, söz İsmet Paşalı yıllara geldiğinde yüzlerine oturan bariz bir ekşime ile olayları geçiştiriverdiklerini görürsünüz.

Bu korku o kadar büyüktür ki; bugün bile İstiklal Mahkemesi Zabıtları TBMM’de kilit altında tutulmaya devam etmektedir.  

Yani demem o ki; İsmet İnönü ve partisi konusunda bilinmeyenler  ve söylenmeyenler, bilinenlerden ve söylenenlerden katbekat fazladır. O kısım yakın tarihin karanlık kısmıdır.

Bu nedenle İzmir camilerinin minarelerinden ezan yerine Çav Bella şarkısının yayınlanması şaşılacak bir hadise değildir.

Asıl şaşılması gereken mesele; eski yöntemlerle yeni sonuçlar elde etme çabasındaki aptallıktan hâlâ vazgeçilmemiş olmasıdır.

Sırf bu nedenle dünyanın en aptal muhalefetine sahibiz ne yazık ki! İlkel metotlarla çağdaş sonuçlar elde etmeye çalışma aptallığı, muhalefet partilerini ve yanlılarını öyle gülünç durumlara düşürüyor ki, yeri geliyor kendileri bile buna şaşırıyorlar.

Twitterda ha bire yazı yazıp silmeler boşuna değil. Aptallığa kendilerinin bile tahammülü yok artık.

Amma velakin.. onların ısrarla bu aptallığı sürdürmelerini  sağlayan etmenlerden biri, belki birincisi iktidar ve yanlılarının tutumudur. İşte zurnanın zırt dediği, kornanın zort dediği yer de burasıdır.

Niye böyle yapıyorlar?

İktidar partileri ve yanlıları; “Bir aptalla sakın tartışma, dışardan bakan hanginizin aptal olduğunu anlamaz” sözünü öfkeyle unutup onlara cevap vermeye çabalarken düştükleri çukuru görmüyorlar da ondan!

Aptalla laf yarıştırma aptallığı daha büyük hamakat olmalı değil midir?

Eh, Kafirun romanımın kahramanı Müfit Hoca’nın dediği gibi; bütün partiler Halk Partisinden neş’et ettiğine, o partiden doğmuş bütün partiler de renkli bardaklar içindeki su gibi olduğuna göre, iktidar partilerinin kendilerini düşürdükleri bu hamakat çukuruna da çok şaşmamak lazım galiba.

Sözüm ona sistem değişti ama İsmet İnönü ve partisinin temellendirdiği o eski sistemin tezgahları şakır şakır çalışıyor hâlâ.

Örnek mi istiyorsunuz?

Buyrun; Siyasi Partiler Yasası o günlerin bir aziz hatırası olarak dimdik duruyor!

Şimdi bahaneler üretip “Yok şu kadar değişti, tadilatlar yapıldı” falan demeyin lütfen!

Isırgan otundan yapılmış elbiseye tadilat yapsan ne olur, yapmasan ne olur? Giyeni çıldırtmaya devam eder! 

İşte bakın gündeme ve ortama:

CHP’nin bir il başkanı ile İstanbul Belediyesi’nin bir iletişim müdürü; koskoca iktidar partisi ve yanlılarını deliye döndürüp topaç gibi çevirebiliyor sosyal ve asosyal medyada.

Sizce akıl ve ruh sağlığı açısından endişe uyandırıcı, duygularla değil ilkelerle iş yapması beklenen taraf açısından utandırıcı bir durum değil midir bu?

Yahu adamların partisinde, yönetim kadrolarında, milletvekilleri arasında; istihbarat, provokasyon, derin devlet, terör örgütlenmeleri, mafyalar, kumpaslar, suikastler, şunlar bunlar konusunda uzman isimler var; yapmayın, gaza gelmeyin, dolmuşa binmeyin, ekmeklerine yağ sürmeyin, oltalarına düşmeyin!

Atatürk’ten ve İstiklal Marşı’ndan sonra bir tek özgün marş üretememiş adamların İtalya’dan, Latin Amerika’dan, İsviçre’den, Kafkasya’dan aşırılmış marşlarıyla niye hop oturup hop kalkarsınız!

Twitterdan uydurdukları her masala niye atlarsınız, afedersiniz ama siz aynalı sazan mısınız?

Onlar yazar siler, güler geçer ama siz kalırsınız ortada iyot gibi, burnundan soluyan deli danalar gibi...

Diyoruz, ama dinleyen yok!

Dilimizde tüy bitti Leylâ!

Mehmet Hakan Kekeç

Mitleri Aşan Adam

Ahmet Tezcan

Beş Karışlık Bücür Büyücü

Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

'Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi' Projesi

Erdal Şimşek

Rusya’nın JİTEM’i Wagner’dir

Dr. Ömer Aydın

27 Mayıs'ta Türkçe Ezana Direnen Alperen

Halit Emre Aydın

Biz Çocuklar Gibi Şendik, Ama Şenlik Yetmezdi