Yunan mitolojisinde tanrı ve tanrıçaların annesi Tanrıça Kibele için bahar aylarında yapılan kutlamalar Anneler Günü’nün antik dönemdeki ilk versiyonu olarak kabul edilse de modern anlamda Anneler Günü’nü kabul ettiren ve istemeden de olsa tüm dünyaya yayan kişi Amerikalı Anna Jarvis...

Keyfinizi kaçırmak gibi olmasın ama bu kadının epey buruk bir hikâyesi var. Üstelik o bugünü başımıza sardığı için çok pişman.

Jarvis’in sıra dışı hayatının bilinmeyenlerini derledik.

AKTİVİST BİR ANNENİN KIZI

1864’te doğan Jarvis, 13 çocuk doğuran bir annenin 10’uncu çocuğuydu. Ama ne yazık ki kardeşlerinden birçoğu ölmüştü. Hayatta kalan 4 çocuktan biri Anna’ydı. Annesi Ann Maria Reeves Jarvis, Batı Virginia’lı savaş karşıt bir aktivist ve öğretmendi.

Sağlık koşullarını iyileştirmek için kendini askerlerin hayatına adamıştı. Amerikan İç Savaşı’ndan sonra anneler için ‘Arkadaşlık Günü’ adı altında bir gün bulmuş ve bu günün barış, huzur ve seferberlik için mühim olduğunu söylemişti. Anna’nın, annesi vefat ettikten sonra bu günden esinlenerek ‘Anneler Günü’nü ilan ettiği söylenir.

O SABAHI HAYATI BOYUNCA UNUTAMADI

1876’da Ann Reeves Jarvis, 12 yaşındaki kızı Anna Jarvis’in de aralarında bulunduğu öğrencilerine bir sabah “Umuyorum ki bir gün birileri insanlığa yaptığı yardımlarından dolayı unutulmaz bir anneler gününde anılır” demişti. Anna, o günü asla unutmadı. 1905 yılı mayıs ayının ikinci pazar gününde annesini kaybettiğinde 41 yaşındaydı ve annesine yaşarken yeterince ilgi göstermediğini düşünüyor, çok üzülüyordu.

1907’de acısını dindirmek için arkadaşlarıyla birlikte mayıs ayının ikinci pazar günü, hayatta olan ya da olmayan tüm anneler için kutlama yapmaya karar verdi. 1 yıl sonra kutlamalar gitgide yaygınlaştı. 1908’de ilk Anneler Günü, Anna’nın annesinin 20 yıl öğretmenlik yaptığı kilisede düzenlenen etkinlikte 407 çocuk ve annelerin katılımıyla kutlandı.

Gelenlere annesinin en sevdiği çiçek olan beyaz karanfil dağıtıldı. Amerika Temsilciler Meclisi bu tarz özel günlerin devamının gelebileceği gerekçesiyle günü resmileştirmeyi reddetse de ABD Başkanı Woodrow Wilson 1914’te bugünü resmi ‘Anneler Günü’ olarak ilan etti.

ANNE DEĞİLDİ

Jarvis hiç evlenmedi ve çocuğu olmadı. Sadece bir kardeşinin, Josiah’ın çocuğu vardı.

ERKEKLERDEN NEFRET EDERDİ

Anna, girişken, özgüvenli ve zeki oluşuyla dikkat çeken, mavi gözlü, açık kahverengi saçlı güzel bir kadındı. Hep yakası açık giyinir, inci kolye ve mavi şapka takardı ve nadir gülerdi. Ancak yakın çevresi onun erkeklere karşı nefreti olduğunu savunurlardı. Bir keresinde “Adamlar kadınların yollarına çıkar, onların tanınmasına gerek bile kalmaz. Evinde yemek yapmaya, ailenin ihtiyaçlarına koşmaya kendini adar” demişti.

GÖZÜ DÖNDÜĞÜNDE KİMSE TUTAMAZDI

Anneler Günü’nün zaman içinde ticari amaçlara alet edilmesinden Jarvis son derece rahatsızdı ve bununla savaşmak için aile servetini harcadı. Günden kâr gözetme peşinde olanlara karşı kampanyalar düzenledi. Özellikle kafayı tebrik kartları şirketlerine, şekerlemecilere ve her mayıs ayında fiyatları tavan yapan çiçekçilere taktı.

Sürekli “İşin içine giren para, masumiyeti öldürdü”, “Annelerin, bugünde onurlandırılmak yerine adı kirletiliyor” der, hayır kuruluşlarına bile güvenmezdi. “Çok pahalılar bir tane bile almadım” dediği kartlarını da boykot etti... “Tebrik kartları, yazmak için ne kadar tembel olduğunuzu göstermek dışında bir anlam ifade etmiyor. Oysa size dünyada ondan daha çok fedakârlık yapan kişi yok”. Jarvis, şekerlemeler için de “Annenize bir kutu şeker alır, ondan daha çok siz yersiniz... Ne kadar da hassassınız!” diyerek sitem etmişti. Karşı olduğu bu şirketlere açtığı 33 davanın çoğunu kaybetti.

MEDYAYA SAVAŞ AÇTI

Onu kimse Batı Virginia’daki Wesleyan College’daki tarih profesörü Katharine Antolini kadar iyi tanıyamazdı. Çünkü Antolini, Anna Javis ile annesinin yaşamış olduğu Grafton’a çok yakın bir yerde yaşıyordu.

Profesör, onun basında anlatıldığı gibi çılgın bir kadın değil, güçlü ve korkusuz bir kadın olduğunu söylemişti. Bu arada demeçleri Anna Jarvis’e gerçekten ait miydi değil miydi hiç bilinmedi. Medyaya karşı savaş verdi, gazetecilerle arası hiç iyi olmadı.

İMZA: ‘ANNELER GÜNÜ KURUCUSU’

Anna Jarvis’in imzaladığı her şeyde isminin ardından ‘Anneler Günü Kurucusu’ yazdığı söylenirdi. Bu etiket bir nevi onun kimliği olmuştu.

BEYAZ KARANFİLLER

Karanfil, Javis’in annesinin en sevdiği çiçeklerdi. Bu yüzden günü temsil eden çiçek karanfildi. Jarvis’e göre beyaz karanfiller vefat eden anneleri, kırmızılarsa hayatta olanları temsil ediyordu. Tüm çocuklara “Onu bu günde mutlaka ziyaret edin, mektup yazın” derdi.

YOKSULLUK İÇİNDE ÖLDÜ

Jarvis, ömrünün son 10 yılında gözleri görmeyen kardeşi Lillian’la yaşadı. 40’lı yılların başlangıcında kapısını sadece şifreli çalanlara açtı. Gizli tıklatma şekli ya da kapı zilini çalma sayısına göre görmek istediği biri olup olmadığını hemen anlardı. Evdeki kalın perdeler kırık camları kamufle ediyordu. Duvarda annesinin koca bir portresi vardı ve söylenilene göre Jarvis gün boyu ona bakardı. Son günlerinde Anneler Günü geleneğinin başlamasına neden olduğu için çok üzgün olduğunu söyledi. Kardeşi Lillian evde ölü bulunduktan bir süre sonra Jarvis de 1948’de kırgın ve yalnız öldü.

EVE BİR HAFTA SONUNDA 2 BİN ZİYARETÇİ

Batı Virginia’daki Grafton’da Jarvis’in büyüdüğü ev bugün bir müze ve Anneler Günü hafta sonlarında dünyanın dört bir ucundan 2 bine yakın kişi müzeyi ziyaret ediyor. Bu arada müzede bir de hayalet turu var.

Tura katılanlar Anna Jarvis’in 2 yaşında hastalıktan ölen ağabeyi Alonzo, Amerikan İç Savaşı’nda ölen bir asker, Anna’nın annesi ve kardeşleriyle evin farklı köşelerinde tanışma fırsatı yakalıyor.