17 Aralık 2017
  • İstanbul 16°
  • Ankara 10°
  • Izmir 17°
İmsak 06:43
Güneş 08:16
Öğle 13:07
İkindi 15:24
Akşam 17:45
Yatsı 19:12
BIST0
Dolar3.8685
Euro4.5492
Altın156.2140

Yaptığı İşini Sevmek

Hasan Sarı
09 Ağustos 2017 Çarşamba 09:02

 

Merhamet, kendinden daha zayıf olana karşı güç kullanın kalbindeki acıdır. Bu acı onu davranışın ya önünde ya sonunda mutlaka dengeler, vicdana sevk eder.

Masum ile karşılaşan güç, masumun seviyesine geçer. Hatta ona dönüşür. Böylece hayatın içinde belli bir güce sahip olamayanlar muhafaza ettikleri masumiyetleriyle çevrelerine denge oluştururlar. Onların da gücü masumiyetlerinde yer alır.

Masumiyeti koruyan iç unsur vicdan, dış unsur ise kanundur. İnsan ilişkilerinin yoğunlaştığı her yerde kanunlar yapılır. Bizler kanun yapmayı sevdiğimiz kadar kanunları bozmayı da severiz. Bozulan her kanun, failine, yakalanmadığı her an için daha fazla güç ihdas eder.

Kanunlar, yapılır, bozulur; değiştirilir ve/veya yenilenir. Fakat vicdan değiştirilemez. Kişiye göre yorumlanamaz. Dahası şahsilik taşımaz. Bir elma bir çocuğun hakkı ise bütün vicdanlar bunu babul eder. 

Merhamet kaybolduğunda insanlar sadece kendi gölgelerini görür. Bu gölgeler de onların kanunları olur. Gölgeleri ne kadar uzarsa kanunların o denli sağlam olacağına inanırlar. Gölge için ışık kaynağına ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden güneşi kendilerine mihenk alırlar. Ama gece olunca gölgeleri yerden çekilir. Böylece kanunları istedikleri gibi değiştirecek fırsatları olur.

Oysa ki merhamet ışığın kaynağından daha derinde, ışığı var edendedir. Kanunlar karmaşık ve anlaşılmaz, hatta yoruma açık olabilir. Vicdan ise oldukça sadedir.

İnsanlar çeşit çeşit elbiseler giyinir. Elbiseler daha güzel görünmek amacıyla giyinilse de esasında insanların çirkinliklerini gösterirler.

Kanun bozulduğunda oluşan suç, vicdan çekildiğinde kalan ben’lik, hangi elbisenin altında olursa olsun, bir akla ve kalbe yerleşmişse, her zaman sahibini çirkin gösterir.  

Merhamette yer alan vicdan ve kanunların tesisi için gerekli olan o ışık için (aydınlanma), evvela hareket gerekir. Fakat hareket tek başına yeterli olmaz.

Hareket ışık saçabilir ama bilgi yoksunu ise kördür. Gözleri görmez.

Bilgi, gözleri açıp hareketin yolunu gösterebilir ama yine de eksiktir. Çalışma ile beslenmesi gerekir. Çalışma, bilginin ahlâkiliğini oluşturur.

Her çalışma, hareket, aydınlık ve bilgi taşımaz. Taşısa bile sevgi ile bereketli kılınmazsa yine merhametten yoksun kaba bir güce dönüşür.

Merhamet, kendinden daha zayıf olana doğru bir iyilik hareketiyle ivme kazanır. Masumun bilgisiyle sorun tespit edilir. Sorunu ortadan kaldırmak için çalışılır. Ve çalışırken kimin payına her ne iş düşmüşse, herkes işte tam da o işi sever.

Merhamet bakmışsın ki işini sevmeye dönüşmüştür.

Bu minvalde; kaçımız işimizi seviyoruz?

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.