Türkiye'de her yıl 3 bin 500 çocuğa kanser teşhisi konuyor. Bu rakam, nükslerle birlikte 5 bin'e ulaşıyor. Araştırmalara göre, çocukluk çağındaki kanser vakalarının yüzde 35'ini lösemi oluşturuyor. Löseminin en çok 2-5 yaş arası çocuklarda görüldüğüne dikkat çeken KAÇUV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız, lösemi konusunda farkındalık arttıkça ve doktora ulaşım kolaylaştıkça tedavi başarısının da yıllar içinde yükseldiğini belirtiyor.

Kanser sıklığında ülkemizde lösemiden sonra ikinci sırayı lenf bezi kanserleri (Hodgkin ve Hodgkin-dışı lenfoma) alıyor. Bunları sırasıyla; sinir sistemi tümörleri, böbreküstü bezi tümörleri, böbrek tümörleri ve yumuşak doku ve bağ dokusu tümörleri izliyor. Çocuk kanserleri genellikle hızlı çoğalan, büyüyen kanserler olarak biliniyor. Birkaç hafta hatta günler içinde hızla büyüyüp belirgin hale gelebiliyorlar. Hızlı büyüdükleri için de ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisine (radyoterapi) duyarlıdırlar. Çocuk kanserleri cerrahi, kemoterapi ve gerektiğinde de radyoterapi yöntemleri ile tedavi edilebiliyor.

Genellikle geçirilen bazı virüs enfeksiyonlarının (EBV ve HIV gibi virüsler) bağışıklık sistemini çökerterek kansere neden olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında bazı genetik yatkınlıklar da tümör oluşumuna sebep olabiliyor (Li -Fraumeni sendromu, Beckwith Wiedemann sendromu gibi). Ancak içme suyuna karışan nükleer atıklar, tarımda kullanılan böcek ilaçları, hormon tipi gübreler de yediğimiz besinlere geçerek kanserojen etkisi yapıyorlar.