Yaklaşık 5 ay önce geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitiren İbrahim Erkal'ın eşi, "İbrahim'e 'O gece sokağa çıkma ne olur' dedim. Ama beni dinlemedi" dedi. Kocasının ölümüne hâlâ inanamadığını belirten Filiz Akgün Erkal, "O gün kötü bir şey olacağını hissettim. İbrahim'e 'Bu gece sokağa çıkma ne olur' dedim. Ama beni dinlemedi. Öldüğüne hâlâ inanamıyorum. Konserde ve dönecek diye bekliyorum" dedi.

İşte İbrahim Erkal'ın eşiyle yapılan röportaj;

- Çok erken bir veda oldu. Nasılsınız, atlatabildiniz mi?

Çok şükür iyiyim, zor bir durum. Yaşamayan bilemez. Ölüm acısının şifası yok. Hiç geçmiyor. Fakat mecburum güçlü olmaya. Üç çocuğum var, onlar bana muhtaç. Babalarını kaybettiler. Güçlü bir anneye ihtiyaçları var. Mutsuz çocuklar olmasınlar. Evde onun eksikliği hiç azalmıyor. Bir yanım hep eksik, bir yanım hep yalnız.

- Hâlâ aynı evde mi oturuyorsunuz?

Hayır. Aynı semtteyim ama o evde değilim. Çünkü o evde nereye baksam İbrahim'i görüyordum. Her yerde anılarımız var. Bir gün olsun beni üzmemiş, canımı yakmamış. Kalamadım o evde, hemen taşındım. Biraz olsun dedim uzaklaşırsam belki iyi olur. Tabii ki gittiğin yere yüreğini de götürüyorsun, değişen bir şey yok.

- Çocuklarınız ne hissediyor? En küçükleri eşinizi kaybettiğinizde 40 günlüktü...

Oğlum babasının cenazesine kadar her şeyinde bulundu. Kızım Dilara ise 13 yaşında, o hiç bu durumu kabullenemedi. Ne cenazeye geldi ne de evin önüne geldiğinde bakabildi. Ama çok şükür büyük sorunlar yaşamadık. Psikolojik destek de aldırıyorum. Bir aylık Hastane süreci bizi alıştırdı sanki. Düşer düşmez vefat etmiş olsaydı daha farklı olurdu. Ben eşimi kaybettim, onlar babalarını. Çocuklar için daha zor.

- Nasıl bir babaydı?

Çocukları onun için ayrıydı. Dünyası bizdik adeta. Çocukların okul dönüşünde ben eve geçmesem bile o geçer, muhakkak onlarla yemek yerdi. Çok ilgiliydi. Bize zaman ayırmamış olsaydı 14 sene boyunca zaten evli kalamazdım. O işiyle ailesini hiçbir zaman karıştırmadı.

- En kötüsü de bebeğine doyamadı...

Maalesef. Zaten herkesi en çok üzen oydu. Bu bebek onu hiç tanımayacak. Ama çok şanslı, babası hakkında hep çok güzel yorumlar duyacak. Her şey kader. İbrahim gönlü güzel bir insandı. Ne maddi ne de manevi hiçbir şeyimi kısıtlamadı. Allah yattığı yerde rahat ettirsin, keşke gitmeseydi ama gitti.

- Dinleyebiliyor musunuz hâlâ şarkılarını?

İlk başta çok dinledim. Zaman geçtikçe daha zor gelmeye başladı. Artık dinleyemiyorum. Bir arkadaşım İbrahim'i rüyasında görüyor. Arkadaşıma diyor ki, "Filiz'e söyleyin ağlamasın. Benim şarkılarımı dinlemesin. O üzülünce kahroluyorum." Bir daha şarkılarını dinleyemedim, ağlamamak için.



"ARAMIZA BAŞKA KADIN GİRMEDİ"

- Hiç kıskanır mıydınız, başka bir kadın olabilir mi diye?

Hayır, hiç kıskanmadım. Hiçbir zaman güvenimi sarsmadı. Öyle bir şey olsaydı evli kalamazdım. Aramıza asla başka kadın girmedi. Benden öncesini bilmem ama benden sonra tek bir kadının gözüne bakmadı.
- İbrahim Bey komadayken yeni doğum yapmıştınız, neler yaşadınız?

Çok zordu. Ben hiç yanına giremedim. Bir kez zorladılar, girdim. Eline dokundum buz gibiydi. O gün kaybedeceğimi anladım. Son gün görümcem bebeğimizin kıyafetini götürdü, ona koklattı, o gece de yaşamını yitirdi.

"ALKOLİK OLDUĞU ÇİRKİN BİR İFTİRA"

- Alkol problemi vardı, o yüzden bu kadar erken gitti deniliyor...

Bu çok çirkin bir iftira. Elbette içerdi ama dozunda. Alkolik olsa eve, bize zararı olurdu, evli kalamazdım. İnsanlar konuşurken çocuklarını da mı düşünmüyor? Bu iftirayı atanlar nasıl yaşadığına değil nasıl uğurlandığına baksınlar. Çok iyi yaşamış ki milyonlar uğurladı.
- Maddi anlamda herhangi bir zorluk yaşıyor musunuz?

Yaşamıyorum. Ailemden dolayı maddi bir ihtiyacım yok. İbrahim kendine mal biriktirmedi ama insan biriktirmiş. Parayı, para biriktirmeyi sevmiyordu. Maneviyat daha önemli benim için. İnsanlar arasınlar, sorsunlar yeter.

KOMŞUMUZUN KIZIYLA...

- Sonra ne oldu peki?

Sabah 2 gibi komşumuzun kızı rahatsızlanıyor, hastaneye götürürken otoparka indiğinde İbrahim'i baygın halde yatarken görüyor tesadüfen. Güvenliğe haber veriyor Düşünün gece 12'de girmiş ve iki saat orada kalmış. Çok korkunç. Sonra güvenlik haber veriyor ve hastaneye götürülüyor. Günlerce bekledik güzel haber almak için ama olmadı. Benim zaten içime onu kaybedeceğim doğmuştu. 40 günlük bebeğim ve loğusa halimle dünyamı kaybettim o gün.