Osmanlı Devleti’nin en güzel adetlerinden birisi de ‘ Yedi Akşam Yedi Sofra’ geleneğidir. Osmanlı zamanında İstanbul evlerinde her yıl güzel bir adet ve heyecanlı bir telaş olurdu. Bu geleneğe göre her ev kendi gücünün yettiği kadar Ramazan ayında, Yedi akşam üst üste üç ayrı sofra kurardı. Kusulan sofralar, erkeklere, hanımlara ve çocuklara hazırlanırdı. Bu güzel gelenek üzerine Ramazanın her akşamı eve zengin yahut fakir fark etmeden herkes çağırılırdı. Sofralara her gün farklı misafirler gelirdi ancak sofra usulü hep aynı kalırdı.

Osmanlı’nın bu güzel geleneğinin sırrı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in şu hadislerinden kaynaklanmaktadır:
“Sizden herhangi birinizin yemek sofrası misafirinin önünde bulunduğu müddetçe melekler onun için istiğfar ederler.”
“Kardeşlerinin yiyip de artırdıkları yemeği yiyenden o yemeğin hesabı sorulmaz.”
“Kul dostları ile yediğinden hesaba çekilmez.”

Osmanlı’da Ramazan ayında en çok berberler ve kalaycılar iş görürdü. Çünkü Ramazan ayında insanlar temiz bir şekilde gezsinler diye berberler gün boyu ücretsiz hizmet ederlerdi. Kalaycılar ise, evlere misafir gelmeden önce çağırılır ve mutfak eşyaları bir güzel temizlenirdi.