Osmanlı İmparatorluğu varlığı boyunca Batılı ülkeler için daima ilgi odağı ve cazibe merkezi olmuştur. Özellikle İstanbul, yabancı elçilerin, zengin tüccarların, bir çok sanatçıların ve soylu aileririn sürekli olarak ziyaret ettikleri bir yerdi. Buraya gelen edebiyat ve sanat dünyasından kişiler memleketlerine döndüklerinde kaleme aldığı kitaplarda veya resimlerinde İstanbul'u konu ediniyorlardı.

Osmanlı tarihçilerinden biri olan Mehmet Genç Hoca'nın Fransızcadan Türkçeye çerisini yaptığı ''Yabancılara Göre Eski Türkler''kitabi Osmanlı'nın saray ve sosyal düzeni hakkında pek çok ilgi çekici ayrıntılar  veriyor. Kitaba bakıldığında Osmanlı Devleti'ni diğer devletlerden ayıran özellikleri görmek mümkün. 

Türklerin kendi askerlerinden üztü olduklarını kabul ederek buna kitaplarında yer vermeleri önemli bir husus. Türk askerlerinin komutanlarına derhal itaat ettiklerini, harp sırasında kendi canlarını hiçe sayarak savaştıklarını kaleme almışlar. Ayrıca arpa ve su ile uzun zaman yetindiklerini, ekmek ve su ihtiyaçlrını dile getirmediklerini ve şaraptan hoşlanmadıklarını anlatmışlardır.

Osmanlı Sarayı'nda ki kalabalıklığa rağmen hiç bir kötü görüntünün olmaması her şeyin uygun bir düzen içinde yer aldığından bahseden yazar kalabalıktan ötürü meydana gelebilecek gürültünün dahi olmadığını yazmıştır.

Osmanlı Haremi'ne yeni gelen kızlar için odalar ayrıldığı, bu odalarda adab-ı muaşeret dersleri ile el işi derslerinin öğretildiğini konu edinmiştir. Haremdeki kızların musikiye karşı yeteneklerini olduğu bunun yanında ilmi konularda da eğitimli olduklarından bahsetmiştir.

Osmanlı'da avam halktan bir insan evinin yerini seçerken tek arzusunun güzel bir manzara olduğunu ve buna şartları el vermiyorsa evin yakınındaki bir bahçeye bir kaç ağaç ekip kuşlarla ve güvercinlerle vakit geçirebilecek bir imkan sağlanıyordu. 

Yazar kitabında Türklerin aralarında pek az kavga ettiklerinden bahsetmiştir. Askerler haricinde pek kimsenin silah taşımadığını bilgisini veren yazar, buna Hz. Muhammed'in kavgaya sebep olduğu için şarap ve kumarı yasaklamasından kaynaklandığını yazıyor.