İbadet, bizi ve bütün me cudatı yoktan var eden, her an var olan, bizleri açık ve gizli belalardan koruyan, kullarınha sayısız nimetler bahşeden Yüce Yaratıcı Allaü Teala'nın bizden istediği emir ve ikazlarını yerine getirmektir. İbadetler maddi bir fayda beklenmeden, Allah'ın rızasını yerine getirmek için yapılmalıdır. Özellikle oruç ibadetine dünyevi maksatla yaklaşanlar Hz. Muhammed'in ''Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine kalan, yalnız uykusuzluktur'' hadisinde geçen ikazı dikkate almalılar.

Her ibadetin niyetinde olduğu gibi oruç ibadetine de Cenab-ı Hakk'ın rızasını gözetmek gerekmektedir. bu sebepten yapılan ibadeti gösteriş ve riyadan uzak tutmak, ibadete dünyevi menfaatleri karıştırmamak gerekiyor.

İslamiyetten önce Yahudilikte ve Hristiyanlıkta da oruç ibadeti vardı. ancak dinlerini tahrif ettikleri gibi oruçlarınıda gerçek niyetlerinden saptırdılar. maneviyatsız, ruhsuz bir diyet kimliğine soktular. Tüm ibadetlerde olduğu gibi oruçta asıl kimliğini İslamiyetle kazandı. Oruç ibadeti yapılırken mideyi dinlendirmek, kilo vermek gibi niyerlerle tutulan orucun ecri ziyan olur.