Sadaka Taşı, Osmanlı Devleti’nin toplumsal dinamiklerinden birisi haline gelmişti. Çok hassas bir şekilde düşünülen yardım amaçlarından sadece bir tanesi idi. Sadaka taşının içerisine giren elin yardım bırakmak için mi yoksa ihtiyacını karşılamak için yardım almak için mi girdiğini kimse bilemezdi. Kıymetini bilemediğimiz nice değerler gibi sadaka taşı da unutulmaya yüz tutmuş yardımlaşma vasıtalarımızdan. Ecdadımızın yardımlaşmaya bu kadar değer verdiğini gösteren bu kıymetli gelenekler, İstanbul’dan Üsküdar’a, Antep’ten Sivas’a kadar Anadolu’nun her yerinde karşımıza çıkıyor.

Sadaka, ‘gerçek olmak, doğruluk’ anlamına gelen ‘sıdk’ kelimesinden türemiştir. Yani gönülden isteyerek ihtiyaç sahiplerine yardım etmek anlamına gelmektedir. Bu yardımlaşma sadece maddi olarak gerçekleşmeyip, yolda yürürken selamlaşmaya, güler yüzle sohbet etmeye kadar birçok geniş alanda kendini gösterebilmektedir. Yardımlaşmadaki amaç hem maddi hem manevi alanda ihtiyaç sahibini mutlu etmektir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v),sahabeleri ile sohbet ederken olarak şöyle buyurmuştur: ‘’ Güneşin Doğduğu her gün Müslüman’a sadaka vermek vaciptir’’. Osmanlı’da bu hadisten yola çıkaran ihtiyaç sahiplerinin utanç içinde yardım istememesi için sadaka taşlarına her bölgede yer vermiştir. Bunun günümüze gelen en güzel örneği, Üsküdar’da eski evlendirme dairesinin yol ayrımında görmek mümkündür.