Tevbe Allah’a dönüş demektir. Rabb;’ini unutan ya da ondan uzaklaşmış olan bir kulun, yanlış yolda olduğunun bilincine varıp her yönüyle Rabb’ine yönelip af edilmeyi istemesidir. Bu şartlardaki bir kulun kalbi günahları yüzünden yanar ve gözyaşlarıyla Allah’a içini açar. Kulun yanması ve pişman olması tevbedir. Pişmanlığının ardından af dilemesi ise istiğfardır.

Dua etmek Allah’a yakınlığın en büyük vasıtası niteliğindedir. Öncelikle Peygamberler olarak Allah’ın tüm salih kulları darlık zamanlarında ve bolluk dönemlerinde, kederde ve sevinçte sürekli Rabbi’ne yönelmişlerdir ve O’na niyaz hali içerisinde olurlar. Dua etmekten ve istiğfardan uzak bir kul düşünülemez. Kulun hiçbir günahı olmadığı halde bile Rabb’inin vermiş olduğu sayısız nimetlere karşı şükür içerisinde olmalıdır. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.’ buyurmuştur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de ise Sen aralarında olduğun müddetçe Allah onlara (umûmî bir) azap indirmeyecektir. Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allah onlara azâb etmeyecektir.’ (el- Enfal, 33) demiştir.