Ünlü yazarı Pearl S. Buckun da dediği gibi “Çok az güzellik, kendisi hakkında söylenenlerden daha güzel olmayı başarmıştır. Bunlardan biri de Tac Mahal’dir.” Akıllara Hindistan denildiğinde ilk gelen mimari Şaheser Hindistanın Agra kentinde bulunmaktadır. Çoğu turist hikayesini duyduktan sonra yollara düşmüş ve büyüsüne kapılmıştır. Babür İmparatorluğu’nun 6. hükümdarı Şah Cihan tarafından, dönemin başkenti olan Hindistan’ın Agra kentine Jumna Nehri’nin kıyısına yaptırıldı. Şah Cihan’ın büyük bir aşk beslediği 20 yıllık evlilikleri ve 14 çocukları olan eşi Mümtaz Mahal’e (Ercümend Banu Begüm) yaptırılmıştır. Eşini Doğum sırasında kaybeden hükümdar ona olan muhabbet ve aşkının şimgesi olarak dünyanın en büyük ve özel anıt mezarını yaptırma kararı almıştır. Bu anıt mezarın yapımında hiçbir incelikten kaçınmayan Hükümdar Şah Cihan Mimar Sinanın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendiyi Hindistana davet etmiş yapının süsleme ve yazılarını da Hattat Serdar Efendi yazmıstır.

1632 de başlanılan mimari yapı 20 yılda bitirilmiştir. Ünlü hint ozanı Rabindranath Tagore “Sonsuzluğun yüzünde bir gözyaşı damlası” olarak yorumlamıştır ve gercekten her ne kadar türbe özelliği taşısada da sonsuz bir aşkın izlerini her taşında görebilmek mümkündür. İngiliz Lordu Edward Lear da Taç Mahal için “İnsanlar ikiye ayrılır: Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler” diyerek bu eşi bulunmayan kelimelerin anlatmaya yetmediği yapının güzelliği ve mükemmelliğini sadece görerek anlanabileceğini vurgulamıstır. Tac Mahal'in yapımına büyük titizlik gösteren Şah Cihan parlak, ince mavi renkli damarları olan beyaz mermer,kırmızı kum taşı,akik, kristal, firuze, yakut, zümrüt, elmas, topaz, inci, mercan, lacivert taşı, sedef altın, fildişi gibi değerli taşlar kullanılmış. İran ve Türk kültüründen izler taşıyan türbe, çeşitli ağaçlar, su yolları ve fıskiyelerin süslediği büyülü bir bahçe içerisinde yer almaktadır .