İnsanoğlunun doğru yolu bulabilmesi için gerçek bir rehbere ihtiyacı vardır. İnsan yaratılırken, akıl, bilinç, seçme imkanları gibi özelliklerle donatılmış olsalar bile, bütün bunlar bir sınır içerisinde ve kendi gücünün yettiği oranda olmaktadır. İnsanın aklının yahut gücünün yetmediği konularda veya gücünün yetipte dışarıdan olumsuz etkiler nedeniyle doğruya ulaşamadığı durumlarda ona yok gösterip ışık tutacak birisine ihtiyaç duymaktadır. Allah yarattığı kulunun bu ihtiyacını bildiği için, lütuf ve yardımının bir sonucu olarak insanlara peygamberler göndermiştir.

Peygamberlerin gönderilmesinin hikmetleri vardır. İnsan kendi aklını kullanarak Allah’ı bulsa bile O’na nasıl ibadet edeceğini, kendisinden neler isteyip neleri yasakladığını kendi cüzi aklı ile bulamaz. Bunlarla birlikte ahiretle ilgili durumları da bilemeyecektir. İnsanı doğruya ve dünya ahiret mutluluğa götürecek yol, peygamberin gösterdiği yol olmuştur. Peygamberler gönderilmemiş olsalardı, insanlar iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmede oldukça zorlanacaklardı ve genellikle bu konularda duygusal hareket edeceklerdi. İnsanların isabetli karar vermeleri gönderilen peygamberler tarafından olmuştur. İnsanların belli ibadetlerle sorumlu olduğunu bunlardan dolayı sevap ve günah kazanabileceklerini kendi başlarına bilmeleri olanaksızdır. Peygamberler bu konuda insanlara rehber olmuş ve Allah’ın emir ve yasaklarını anlatmaya çalışmışlardır. Aynı zamanda toplumlara sanat, ticaret, ziraat gibi çeşitli meslekleri öğreterek kültürel ve toplumsal gelişmelerine katkıda bulunmuşlardır.