Abdullah b. Mesud, Mekke şehrinde kendi halinde çobanlık yapan birisidir. Yaşadığı yerde durumu kendinden fazla iyi insanlar tarafından sürekli aşağılanarak, eziyet edilirdi. İslamiyetle tanışmadan önce hayatının çok iyi geçtiği söylenemez. Bir gün koyunları güderken Efendimiz (sav) ve yol arkadaşı Ebu Bekir (ra) oradan geçmekte idi. Efendimizle burada tanışma şerefine erişen sahabe İslam'a girmiştir. Müslüman olduktan sonra Efendimiin yanından biran olsa ayrılmamıştır.

Abdullah b. Mesud, İslamı kabul edem Müslümanlar arasında altıncısıdır.  İslamiyetin gizliden yayıldığı dönemde Müslüman ohan sahabe, Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiştir ve Kabe'ye giderek sesli bir şekilde okumak istemiştir. Efendimiz  bunun Mekke'lilerin tepkisine neden olacağını bildiği için sahabeyi uyarmak istemiştir. Allah aşkıyla hemhal olan sahabe ''Allah beni korur'' diyerek Kabe'ye gitti.Mekke halki Abdullah'ı dininden vazgeçirmeye çalışsalarda geri adım atmayacağını anladıkları zaman onu serbest bırakmışlardır.

Mekke'lilerin kendisini hor görmesi, zayıf ve sahipsiz olması Abdullah'ın, en büyük medeniyetlere ilmi anlamda önderlik etme görevinden alıkoymadı.Müslüman olduktan sonra Kur'an-ı en iyi şekilde ezberledi ve Efendimizin sünnetleri konusunda kendini çok iyi yetiştirdi. Bu bilgileriyle kendindensonra ki nesillerin yolunu aydınlattı. Efendimiz, Abdullahı'ın Kur'an okumasını zevkle dinlerdi. Bir hadisinde şöyle buyurur: ' Kur'an-ı şu dört kişiden öğrenini: İbn Ümmü Abd (İbn Mes'ud), Muaz b. Cebel, Übey b. Ka'b ve Salim'.